Gündemde Dünya Ekonomi Forumu'nun Davos'taki toplantısı öne geçti. Çünkü, Başbakan Bülent Ecevit'in katılması ile Davos'u bir süredir ihmal eden Türkiye bu yıl en yüksek düzeyde temsil ediliyor.
Ecevit konuşmasında Türkiye ekonomisini dışa açan rahmetli Turgut Özal'dan övgü ile sözetmiş. Buna çok sinirlenenler olacağı aklıma geldi. Çoğunu tanıdığımı düşündüm. Eski günleri hatırladım. Bir an için gerilere, 1977'ye geri döndüm.
Böyle anlarda zamanın nasıl su gibi akıp geçtiği, o aradan benim de ne kadar yaşlandığım ortaya çıkıyor. 30 yaşın altındakiler için o dönemin hiç bir anlamı yok. Üstelik hızlı nüfus artışı sayesinde, çoğunluk onlarda.
20 yılda Türkiye'nin nasıl değiştiğini unutmamak gerekiyor.
Ecevit'in ekonomi kurmayları Ankara Siyasal Bilgiler ve ODTÜ'den öğretim üyeleri. Harıl harıl CHP iktidara gelince uygulanacak politikaları hazırlıyorlar. Derken, İstanbul'dan birilerini çağırmaya karar veriyorlar.
Sol eğilimli üç iktisatçı Ankara'ya gidiyoruz. İsim vermeyelim. Ankara'dan katılanların çoğu 1978-79 döneminde önemli sorumluluklar alacak kişiler. Bir tam gün iktisat politikası tartışılıyor.
Ben tebliğimi "Alternatif Büyüme Stratejisi" adı altında 1980'lerin başında yayınladım. İlgilenenler yakın gelecekte web sitemde okuyabilecek. Konuşmamda ekonominin dışa açılmasını savunuyorum. Üç aşağı beş yukarı daha sonra Özal'ın fiilen uyguladığı politika çerçevesini öneriyorum.
Müthiş sert tepki alıyorum. Dünya Bankası da bunları istiyor deniyor. O dönemde bu çok önemli bir suçlama. "Emperyalizmin ajanı" demenin kibarcası. Vatana ihanetle eşdeğer.
Peki, onlar de diyor? Türkiye ekonomisinin iyice dışa kapanmasından yanalar. Piyasanın her çeşidine karşılar. Ekonomik gelişmenin tek yolunun devlet mülkiyeti ve merkezi planlamadan geçtiğine inanıyorlar.
Ellerinden gelse Türkiye ekonomisine Sovyet sistemini getirecekler. O devrin popüler terminolojisi ile, CHP'nin ekonomi takımı safkan "üçüncü dünyacı". Ecevit'in de onlar gibi düşündüğünü iki yıl süren iktidar döneminde anlıyoruz.
Sonuç? Tam bir fiyasko. Üçüncü dünyacı tezler Türkiye'yi 1979 krizine götürüyor. Döviz bitiyor. Margarin ve mutfak gazı karaborsaya düşüyor. Benzin karneye bağlanıyor. Elektrik kesintileri günde 8 saate çıkıyor.
1979 sonbaharındaki ara seçimlerde CHP hezimete uğruyor. Yerine Demirel'in azınlık hükümeti geliyor. Ünlü 24 Ocak kararları devreye giriyor. Ekonominin dışa açılma süreci başlıyor.