kapat

30.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Çimdik çimdik makarna

Her köşede binbir öcü, umacı, cadı, vampir, kuyu anası gören ve eski askeri darbelerin özlemini çeken aşırı vehimli, paranoyak bir hayvanat bahçesi bekçisi, akıl hastanesine düştükten sonra bile kendini amatör siyasetçilikten alamıyor ve sık sık hep aynı demeci veriyormuş:

- Kendimizi sakınmak için hangi hayvanı örnek almamız gerektiğini derinliğine bilmeliyiz. Arslan kesinlikle iyi bir örnek değildir. Pusuya yatmış bir yığın namert avcı, çok kolay zımbalar hiç de kurnaz olmayan bir arslanı. Şaha kalkmış bir küheylan da iyi bir örnek değildir. Hem ağzına çok kolay gem, hem de sırtına çok kolay eğer vururlar bir küheylanın; ne kadar şaha kalksa...

Bizim kanguruyu örnek almamız gerek... Kangurunun doğal bir torbası vardır karnının altında... İsterse içine saklanabilir tehlike anında. Biz de gerektiğinde kendi torbamızın içine saklanırken, 10. Yıl Marşı'nı da söylemeyi unutmamalıyız. Herkesin büyük Gazi'yi sağ sanması için...

Küçük kasabalardan birindeki bir bakkal dükkanının açılış törenine katılmak için, kasabaya gelen Süleyman Bey'in yolunu, saçı başı dağınık bir kadın kesmiş:

- Nerdeyse bir ay oluyor. Tavuk suyuna pirinç çorbası yapacaktım. Baktım pirinç kalmamış. Kocam yarım kilo pirinç almak için çarşıya gitti. Hâlâ bekliyorum gelecek, diye. Kime başvuracağımı şaşırdım. Sizden bir çare bekliyorum.

Süleyman Bey:

- Öyleyse tavuk suyuna prinç çorbası yerine, şehriye çorbası yap sen de demiş.

Bir de örnek vermiş:

- Biz de demokrasi çorbası yapmak için, yıllarca özgürlüğün gelmesini bekledik. Baktık özgürlük gelmiyor, elimizde ne varsa onlarla yaptık çorbayı. Va mıydı başka bir yolu?..

Zurna çalmasını çok seven yerli bir siyasetçi, Mehter Takımı'nın Türk Marşı'nı çalmasından pek duygulanmış.

Kendisi de, zurnayla çalmaya heveslenmiş Türk Marşı'nı...

Ancak zurna çalarken, daha da güçlü görünmek için, boks eldivenlerini giymiş eline...

Ne var ki yellentiye benzer tek tük bir kaç ses çıkmış zurnadan...

Bunu gören bir arkadaşı:

- Yahu manyak mısın sen, demiş; kadın nasıl kadın gibi seviliyorsa, zurna da zurna gibi çalınır. Bu ne biçim zurna çalma? Sevişirken boks eldiveni mi giyiyorsun?

Yerli siyasetçi:

- Yok demiş, sevişirken ben de herkes gibi yatak odasında hamak kuruyor, üstünde çıplak ayağa kalkıp, önce sallanmaya başlıyorum..

Arkadaşı:

-Saçmalama ulan, demiş, sen her şeyi birbirine karıştırıyorsun. Kimse öyle sevişmez. Senin o söylediğin, devlet adamlarının ülkeyi yönetirken, fırsat çıkarsa demokrasiyi de becerebilmek için uyguladığı bir yöntemdir sadece... Hamak üstünde çıplak ve ayakta, öne arkaya gidip gelerek...

Bektaşi: - Nihayet, diyormuş, her gün elektriklerin iki kez kesilmesi sayesinde beklenmedik bir özgürlük geldi ülkeye...

Ne demek istediğini tam algılayamayanlara da açıklıyormuş durumu:

- Milyonlarca insan ağzına geleni söylüyor artık...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır