Rüşvetin adını "torba" koymuştu. Biri için rüşvet aldı diyeceğine, torbacı derdi ve arada bundan üretilmiş laflar kullanırdı. "Torbayı götürdü, torbayı doldurdu" gibi... Ondan sonra bu sözler devam etti, gitti. Yanlış yaptığını gördüğü ve uyarmak gerektiğine inandığı arkadaşlarına da, "Fazla zıplama yoksa kafan kopar" derdi. Eğer bu lafları arkadaşına veya bir tanıdığına söylediyse, işin içinde bir iş var demekti.
Şu anda Bolu Emniyet Müdürü olan Uğur Gür çok yakın arkadaşı idi. Zamanında Uğur, Narkotik Şube Müdürü, o da Mali Polis Müdürü olarak çalıştılar ve birbirlerine sırt verdiler. Birçok emniyet müdürü arkadaşı halen çeşitli vilayetlerimizde görev yapıyorlar.
Kızakta olduğu senelerden biriydi. Fatih'teki İstanbul Güreş Kulübünde faal olarak görev yapardı. O sıralar federasyondan pis kokular çıkmaya başlamıştı. Spor Bakanı Mehmet Ali Yılmaz sağlam bir adam bulmak için aranırken ona Tantan'ı önerdiler. Polis müfettişiydi görevi bu işi yapmaya müsait idi... Federasyon Başkanlığı dönemi de bazı ıslahatlarla geçti.
Derken politikaya atılarak Fatih Belediye Başkanlığı'na geldi. Başkanlığı sırasında kapısını hiç kapamadı. Halkla içiçe yaşadı. Kendini sevdirdi. Şehremini ve Sultan Selim semtlerindeki eski çukur bostanları ele aldı, oraları gençler için kültür ve spor yuvaları haline getirdi. Hangi devirde olursa olsun sokak köftesi (tükürük köftesi) yeme tutkusunu hiç kaybetmedi. Sokak arası esnafını bulur, oralarda yemek yerdi. Biz de kendisini ne zaman ziyarete gitsek, ya evde hanımına yaptırdığı börek ya da kıyı kenar mahallelerde bulunan tanıdığı köftecilere götürürdü. Şimdi artık Bakan oldu, sanıyorum köfte yemeğe pek vakti yoktur. Eğer bir gün ziyaretine gider veya buluşur, konuşursak ona ilk soracağım soru şu olacak; "Ankara'nın hangi sokağındaki köfteci daha iyi ızgara yapıyor?..." Bütün duamız başarılı yolda devam etmesi ve Allah'ın onu şaşırtmamasıdır.
AHMET VARDAR