kapat

28.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER

Sünbül muamması

Şu hikayeye bakın: Bir zamanlar, Mehmet Sünbül isimli biri vardı. MHP eğilimliydi, cezaevinde Hizbullahçı oldu. Sonra dışarı çıktı, mafyacılığa özendi. Malki cinayetine karıştı. Bu işten 1.5 milyon dolar avanta aldı. Hizbullah bunu duymuştu ve eski militanına diş biliyordu.

Ama Sünbül tutukluydu. Devletin elindeydi. Belki de Hizbullah aleyhine konuşacaktı.

Tam bu sırada, bir sürpriz oldu, Mehmet Sünbül serbest kaldı. Savcılık, her nedense, üzerine daha fazla gitmek yerine, adamın peşini bırakmıştı.

Bunun üzerine Hizbullah hemen devreye girdi. Sünbül'ü sorguya aldı. Paraları istedi. Sünbül daha fazla direnemedi. Örgüt, Sünbül'ü konuşturup, büyük ihtimal paraları aldıktan sonra öldürdü.

Şimdi şunu merak ediyoruz:

Bu kadar bilgi ve ilişki sahibi bir eleman, neden ve nasıl serbest bırakıldı?

Kim bıraktı? Cinayete karışmış bu Hizbullah'çının izinden yürümek gerekmiyor muydu?

Nitekim, devletin elinden ucuz kurtulan Sünbül, örgütün elinden kurtulamadı.

Belki "yem olarak" bırakılmıştı ama Hizbullah bu "yem"i, paralarla birlikte yalamadan yuttu.

Devlet ise eline geçirdiği böyle bir avı hiç farkında olmadan kaçırdı. Ne tuhaf değil mi?

Recai Kutan açıklama yaptığına yapacağına bin pişman oldu.

Genel Kurmay'dan yumruk gibi açıklama gelince önce bir sendeledi sonra da nasıl sıyırırım diye...

Konuşmasını bir iki yazara dayandırmaya çalıştı ama zırva tevil götürmedi...

Fazilet bu taktikleri Refah'tan tevarüs etti.

Temel taktik de şu:

Konuş, susarlarsa bir adım ilerlersin, susmazlarsa, geri çekilirsin, inkar edersin, suçu başkalarına atarsın...

Bu çizgi şimdiye kadar, içinde tepki oyları olduğu halde en fazla yüzde 21 oy aldı...

Yüzde 85'lik seçmen kitlesi hep kale gibi karşılarında...

Ama bu takiyyecilere, demokratik irade de vız gelir, tırıs gider.

Türkiye, yalnız onlara oy verenlerden oluşuyormuş gibi...

Her fırsatta, Silahlı Kuvvetler'le bilek güreşi yapmaya kalkışıyorlar...

Kanlı mı olacak kansız mı, diyenler bunlar...

Kadayıfın altı kızardı diyenler bunlar...

Susurluk kepazeliğine tepki gösteren millete...

Mum söndü oynuyor diyenler gene bunlar...

Çöl bedevisi Kaddafi'nin önünde esas duruşta duranlar yine bunlar...

Ne uslanıyorlar ne de fırça yemekten vazgeçiyorlar...

Sincan'daki Kudüs gecesinde, yapılanlar hafızalardan silinmedi.

Üstelik geceye Hizbullah militanlarından katılanlar var. Hem de protokol sıralarında.

Demek ki Sincan gösterisi, bir Hizbullah gösterisiydi...

Ama anında içeri tıkılan Bekir Yıldız'ın ilk ziyaretçisi de, Adalet Bakanı Şevket Kazan olmuştu...

Zavallı Kutan da, "Tanklar niye Sincan'a yürüdü" diye soru soruyor...

Galiba bu Refah-Fazilet tayfası, Kutan'ı da işletiyor...

Bunlar kalleş sürüsü
Çok üst düzey bir emniyet yetkilisi anlattı:

Hani günlerdir Hizbullah'ın adam kaçırdığından söz ediliyor ya...

Aslında adam falan kaçırmıyorlar şöyle çalışıyorlarmış:

Öldürecekleri kişiyi belirliyorlar...

Sonra örgütten veya sempatizanlardan birini görevlendiriyorlar...

O kişi, infaz edilecek şahsa gidip...

"Seninle bir çay içip sohbet etmek istiyoruz, falanca yere gidelim" diyor...

Kurban, Kürt ve dindar olduğu için örgütün kendisini öldüreceğini aklının ucuna bile getirmiyor.

Birlikte örgüt evine gidiliyor ve burada işkence seansları başlıyor.

Kürtlerden ve dindarlardan seçilen kurbana, önce yazılı belge imzalatılıyor.

Sonra, televizyon kamerasıyla, "pişmanlık getirtilip, yaşasın Hizbulislam" diye bağırtılıyor.

Bu tablo da kasete çekildikten sonra, kurban iple boğuluyuyor...

Hiçbir şekilde, silahla öldürülmüyor.

Cinayetler, mahallelerde, aile evi gibi tezgahlanmış mekanlarda işlendiği için, silah sesinden uzak duruluyor.

"Allah adına" hareket ettiklerini iddia edenlerin ne kadar kalleş olduklarını görüyor musunuz?

En yakın dostlarını "çay içmeye" çağırıp boğuyorlar!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır