
Önce terör
Washington, Hizbullah operasyonunu terörle mücadelenin bir parçası olarak görüyor.
Yani Türkiye, teröre dayanan Kürt bölücülüğünün komünist kolu olan PKK'yı pasifize etti, şimdi irticai kanadını kırıyor..
Amerikalı uzmanlar arkadaşımız Savaş Süzal'a ilginç bir benzetme yapmış:
"Türkiye, Avrupa Birliği'ne giriş öncesinde bağırsaklarını temizliyor!"
Dün görüştüğüm güvenlikle ilgili bir yüksek yetkili "Yerinde bir benzetme" dedi. Temizliğin devlet içinde yanlış işler yapan unsurları da tasfiye edeceğini söyledi. "Yeter ki zamanlama hatası yapılmasın!."
Ne demek bu?.
Önce dini esaslara dayalı bir Kürt devleti kurma hayali ile Kürtleri, Müslümanları öldüren bu vahşet örgütü tümüyle deşifre edilip çökertilecek, iç ve dış siyasi bağlantıların üstüne ancak ondan sonra gidilecek.
Bu demek..
Çünkü siyasetçileri ve bürokratları rahatsız edecek erken suçlamalar, bu temizlik operasyonuna zarar verebilir. Engellemeler, kışkırtmalar ve delil karartmalar olabilir.
Nitekim 28 Şubat'ın kuyruk acısı ile orduya dil uzatan Fazilet Partisi, böyle bir kışkırtmanın maşası durumuna düşmüştür.
Kutan "Sincan'da demokrasinin balans ayarcıları neden tankları Hizbullah katillerinin üzerine sürmediler?" diye sorunca Genelkurmay Başkanlığı'ndan ağır bir cevap almıştır.
Sonuçta Avrupa Birliği'ne hazırlanmak için pisliklerini temizleyen Türkiye, dünya sahnesine yeniden siyasete askerin ağırlığını koyduğu bir ülke kimliği ile çıkmıştır.
Yazık değil mi?
İçişleri Bakanı Tantan "Her şey yeni başlıyor" diyor.. Akıl, cesaret ve sabır isteyen bir dönemin zorlukları var önümüzde.
Türkiye iyi bir yola girdi ve hiçbir şey terörün tasfiye edilmesinden daha önemli değildir. Kafa karıştıran, zaman kaybettiren hiç- bir söz ve eylem, demokrasiyle veya insan hakları bahanesiyle mazur görülemez.
Terör pisliği önce toptan kaldırılacak, sonra ayıklanacak.. Kışkırtıcılara karşı herkes uyanık olmalı!
Köstebekler
Başbakanlık'ta yuvalanan Hizbullah köstebeklerinin sayısı 12'ye ulaştı.
"Bunlar konuştukça sayıları daha arttığı gibi başka kurumlarda da çıkacak" deniyor.
Terör döneminin tecrübeleri, bu tür sızmalara karşı devletin ne kadar savunmasız olduğu acı gerçeğini gösteriyor.
Bürosunda bir casus çıktığı için Almanya'da Willy Brandt'ın başbakanlığı bitmiş, bu parlak politikacının kariyeri sona ermişti.
Bizde terör destekçisi ülkelerle bağlantılı Hizbullah'ın adamları sürüler halinde devlete çöreklenmiş, hiçbir şey olmuyor..
Bari bu acı tecrübe, temiz ve güvenli bir geleceğin temellerini atmalı. MİT, 2 milyon memurun güvenlik soruşturmasını yapamaz. Ama Başbakanlık gibi kritik kurumlarda çalışacak personel için bu mesainin harcanmasında yarar vardır.
Refahyol'dan sonra gelen iktidarlar "O dönemde getirilen personel için bunu niçin istemedik?" sorusunu kendilerine sormalıdır.
İktidar bir nimet değil sorumluluktur!