kapat

27.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Kar izleri örtmeden

Geçen hafta sonunun en önemli olaylarından biri Madrid'de yaşandı.. Olay, yalnızca İspanya için değil Türkiye için de önemliydi.

İlk bakışta, böyle bir söylem "tuhaf" gelebilir.. Ülkenin dört bir yanındaki şehirlerde, mezarlığa dönüştürülmüş evlerden art arda cesetler çıkarılırken, başka hangi olay Türkiye'de yaşananlar kadar önemli olabilir...

Oysa, Madrid'deki olay en az Türkiye'deki "ölüm tarlaları" kadar önemlidir ve ölüm tarlalarıyla ilintilidir.

Şöyle düşünün:

Bir Pazar günü tam dört milyon İstanbullu bir protesto mitinginde bir araya geliyor.

Yani, şehrin üçte biri...

Yani, İstanbul'da yaşayanların üçte biri, Pazar sabahı kalkıyor; şehrin en büyük meydanında toplanıyor ve yürüyor..

Pazar günü Madrid'de yaşanan budur.

Tam bir milyon yüz bin İspanyol, yani Madrid nüfusunun üçte biri, şehrin merkezinde hep birlikte yürüyüşe geçiyor.

Ayrımcı terör örgütünün son eylemini protesto ediyor.

Şehrin üçte birini, ya da bir milyonu aşkın insanı bir araya getiren eylem nedir ki?

Geçen Cuma günü, Madrid'de, iki ayrı arabaya yerleştirilen uzaktan kumandalı bomba, bir subayın ölümüne, iki genç kızın da yaralanmasına yol açar..

Aslında, ölen ve yaralananların hiçbiri hedef değildir.

Rastlantı sonucu oradadırlar bomba patladığında..

Hedef, barıştır..

Bombaları, ateşkesi hançerlemek isteyen ETA militanları yerleştirmiştir o iki arabaya...

14 ay süren sessizlikten sonra ETA'nın ilk eylemidir bu...

30 yılda 800 can almıştır ETA törörü...

15 yılda teröre 30 bin can veren başka (!) ülkelerle kıyaslanınca, bu sayı "önemsiz" gelebilir.

Lakin, İspanyollar için ağır bir bilançodur bu...

Yaşanan onca acı ve sıkıntıdan sonra, İspanyollar'ın yüzde ellisi; terörün sona erdirilmesi için barış görüşmelerinin devamından yanadır. Ancak, yüzde 29'u polisiye önlemlerin terörü engelleyebileceğine inanmaktadır.

Söz konusu kamuoyu araştırmasının sonuçları da yine Cuma günü yayınlanmıştır.

Ne var ki; aynı gün ETA, daha önce kabul ettiği silah bırakma ve ateşkes kararını dinamitlemiştir Madrid'deki eylemiyle...

İşte Pazar günü başkentte düzenlenen eylem; ETA'ya karşı sessiz kamuoyunun sesini yükselttiği dev bir protestodur.

Pazar günkü eylem önemlidir.

Çünkü, İspanya'da ayrımcı terör örgütü ETA'ya karşı verilen mücadelenin dönüm noktası yine böyle bir eylem olmuştur.

Yani, İspanya'da teröre son darbeyi; güvenlik güçlerinin silahlı mücadelesi, ya da siyasi girişimler vurmuş değildir.

Bask bölgesinde yerel yönetici Miguel Angel Blanco öldürülünce 1997 Nisan'ında İspanya'da tam altı milyon kişi yürür...

Tam altı milyon kişi...

Bu olay, ETA terörüyle mücadelede bir dönüm noktasıdır.

Otuz yılda silahların geriletemediği ETA'yı, dev kamuoyu başkaldırısı püskürtür...

Tüm İspanya'yı karşısında bir "cephe" olarak gören ETA, bu dev gösteriden kısa bir süre sonra ateş kesmek zorunda kalır.

Ama, "tüm" İspanya'yı..

Sağcısı, solcusu; iktidarı, muhalefeti; muhafazakarı, liberali; anti-şovenisti, milliyetçisi; sanatçısı, futbolcusu, gazetecisi; işçisi, işvereni.. Tüm İspanya...

Ülkenin yakın siyasi tarihini yazanlar, bu büyük yürüyüşün, terörle mücadelede "dönüm noktası" olduğunda birleşirler..

Bu yürüyüşle; terörün asıl kaynağını oluşturan "koruma, kollama, hoşgörü, destek ve sessiz kalma" iklimi yok edilmiştir.

Terör, "oksijensiz" bırakılmıştır.

***

Bu köşede, daha önce de birkaç kez yazmıştık.

Türkiye'de "terör" toplumsal ve ulusal düzeyde hiç kınanmadı, hiç reddedilmedi, demiştik.

Cenaze törenlerinde;

Bir grubun, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez"; öteki grubun "Susma; sustukça sıra sana gelecek"; bir diğerinin "Türkiye laiktir laik kalacak" ve bir başkasının "Ezan susmaz" diye attığı sloganlar, terörü kınama sloganları değildir.

Terör, kınayanın siyasi kimliğini öne çıkarmadan, salt "şiddet" başlığıyla kınandığı zaman mahkum edilecektir...

Yani, önce, onu kendine yakın bulduğu kesimdeki "hoşgörü ve sessiz kalma" ikliminin ortadan kaldırılması yok edecektir.

Hizbullah'ı da, PKK'yı da, çeteleri de; iki-üç utangaç yazıyla kınıyor görünmek yetmez..

Meydanlarda açık sözlü ve korkusuz "Madrid"liler olmak gerekir..

Yaşatan ve yok eden iklimler önemlidir.

İşte kar yağınca (yani mikropları öldüren bir iklimde) ölüp gidiyor grip virüsü...

Kar bu açıdan iyidir...

Ama sonuçta onun da izleri örtmesine izin verilmemelidir.

Güneş nasıl olsa geri gelecek!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır