kapat

27.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


Euro değer kazanacak mı?

Bazı eski yazılarımı okuyunca, iktisatçı fıkralarına hak veriyorum. Konumuza tam oturan bir fıkra-özdeyişi tekrarlayalım. İktisatçı, dünkü tahmininin bugün neden tutmadığını yarın size çok güzel açıklayan kişidir... Doğru söze ne denir?

Neden bu girişe ihtiyaç duyduğumu merak mı ediyorsunuz? Yazının başlığına bakmanız ve geçmişi hatırlamanız yeterli. Bir yıl önce, Ocak 1999'da euronun dolara karşı değer kazanacağını iddia etmiştim. Tam tersi oldu. Şubat sonunda okuyucularımdan özür dilemek zorunda kaldım.

Mağlup pehlivan güreşe doymazmış. Bir süredir Avrupa Merkez Bankası ve euro-dolar paritesinin hakkında ne bulursam okuyorum. Bulgularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Dış açık ve finansmanı
İktisatçıları doların euro karşısında değer kaybedeceği görüşüne iten ABD ve AB'nin dış dengeleridir. Özetle, ABD yıllardır büyük dış açıklar veriyor. AB ise sürekli dış fazla üretiyor.

Kısaca sayıları verelim. The Economist'te yayınlanan son verilere göre, ABD'nin Eylül sonu itibariyle 12 aylık cari işlemler dengesi açığı 300 milyar dolar. 200 milyar dolarlık Türkiye milli gelirinin bir buçuk katı.

Halbuki aynı dönemde euro bölgesini oluşturan 11 ülkenin cari işlemler fazlası 53 milyar dolara ulaşıyor. Cari denge sayıları doların euroya karşı değer kaybetmesini gerektiriyor.

Ancak, analizi bir adım ileri götürmeliyiz. ABD'nin dış açığının nasıl finanse edildiğine bakmak zorundayız. Karşımıza çok ilginç bir manzara çıkıyor. Dış açık borçla kapatılmıyor. Doğrudan yatırım ve borsaya gelen kaynaklarla besleniyor.

Sıkı durun. 1998 yılında ABD'ye gelen yabancı sermaye yatırımları 196 milyar dolar. ABD firmaları da dışarıda 132 milyar dolar yatırım yapmışlar. Net yabancı sermaye girişi 64 milyar dolar.

Aynı yıl Türkiye'ye sadece 0.9 milyar dolar yabancı sermaye gelmiş. 0.3 milyar dolar da bizim firmalarımız dışarıda yatırım yapmış. Net giriş sadece 0.6 milyar dolarda kalmış.

Ya borsa? Gene 1998'de yabancılar Amerikan borsalarına 265 milyar dolar, Amerikalılar ise diğer ülke borsalarına 90 milyar dolar yatırmışlar. Net 175 milyar dolar giriş anlamına geliyor.

Yabancı sermaye ve borsayı toplayınca, 235 milyar dolar ediyor. 1998'de ABD'nin cari işlemler açığı da o kadarmış. Demek ki, yüksek büyüme hızı ve borsanın cazibesi, tüm dünyada tasarrufları ABD'ye çekmiş. Dolara talep artmış. Taleple birlikte doların değeri yükselmiş.

2000'de ne olur?
Buradan, dolar-euro paritesinin büyük ölçüde büyüme hızlarına ve borsaların seyrine göre belirleneceğini söyleyebiliriz. 2000'de AB ekonomisinin canlandığı kesin. Son tahminlerde AB için yüzde 3.1 büyüme öngörülüyor. Ya ABD?

Belirsizlik orada. İktisatçılar Amerikada büyüme hızının gerilemesini bekliyor. O zaman yabancı sermaye girişleri azalacak. Tersine, çıkışları hızlanacak. Yavaşlama borsaya da olumsuz etki yapacak. Yabancıların hisse senedi talebi düşücek.

Bu senaryoda, cari işlemler açığı sürerken dolara talep azalıyor. Demek ki dolar değer kaybedecek. Ne kadar? Bütün iktisatçılar ağız birliği etmişler. Yıl sonunda euro=1.15 dolar düzeyine gelir diyorlar.

Bu tahmine güvenebilir miyiz? Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Amerikan ekonomisi geçmişte de biz iktisatçıları çok yanılttı. Pekala 2000'de de bir sürpriz yapabiliriz. Onun için pek güvenmeyin derim.

Tam iktisatçı fıkrası gibi oldu. Hem uzun uzun anlatıp kur tahmini verdik. Hem de güvenmeyin dedik. Ne yapalım; biz de hakkımızda çıkan fıkralara layık olmaya çalışıyoruz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır