Sayın Bülent Ecevit,
Başbakan,
Ankara,
Sayın Başbakanım, size birinci mektubu 2 gün önce, 25 Ocak'ta Turgay Renklikurt Akşam'da yazdı.
Turgay, fevkalade ciddi bir konunun ülkemizde nasıl sümen altı edildiğini ve işlerin nasıl hiçbir şey olmamış gibi sürdürüldüğünü anlattı.
İçişleri Bakanlığı tarafından (Dikkat buyurun, Spor değil, İçişleri bakanlığı) açtırılan soruşturmanın 4 Aralık 1998'de tamamlanıp, dosyanın 3 Şubat 1999'da Ankara Savcılığına verildiğini yazdı.
Bu dosyadan o günden beri haber alınmadı.
Dosya, futbolumuzun acıklı durumunu anlatıyordu.
Federasyonu seçmekle görevli genel kurul, Alaattin Çakıcı'nın tam kontrolünde, Çakıcı'nın finansörü olduğu şu yenilerde ortaya çıkan Mustafa Kefeli'yi başkan seçmek üzere iken, Şeref Has'ın araması üzerine durumu öğrenen Mehmet Ağar, Korkut Eken'i kulislere yollayarak, mafya tetikçilerinin geri çekilmesini sağlamıştı.
Bunun üzerine, Genel Kurul Haluk Ulusoy'u başkan seçmişti.
Çakıcı daha sonra Federasyon Asbaşkanı Hadi Türkmen'in istifasını istemiş, Haluk Ulusoy görevde kalabilmek için bu ödünü vermişti. Çakıcı ardından Ulusoy'dan, Eyüp Sultan'da 100 koyun kesip fakirlere dağıtmasını talep etmiş, Ulusoy, işi 40 koyunla bağlamış ve görevde kalmıştı.
Sayın başbakan,
Bunlar karanlık ve acıklı işlerdir.
Ama daha acıklısı, Spordan sorumlu Devlet Bakanları, Yücel Seçkiner (ANAP) ve Fikret Ünlü (Sizin DSP'niz) olaya göz yumarken, İçişleri Bakanlığının açtırdığı soruşturmanın örtbas edilmesidir.
Daha da acıklısı Sayın başbakanım,
Büyük bir rantı olan futbola mafyanın müdahelesini sağlayan, bugünkü genel kurul kuruluşudur.
İngiliz Futbol Genel Kurulu 91 kişi ile toplanırken, bizde, bir yığın gereksiz kişi genel kurula doldurulmuş ve bu sayı 229'a çıkarılmıştır.
Bu tablo, mafyanın para, şantaj veya tehdit yöntemleri ile oy satın almasını kolaylaştırmıştır.
Bakın sayın başbakanım,
Birinci lig klüplerinin kurula yolladığı temsilciler, klüplerinin aldığı karar gereği oy kullanırlar. Bu oyların dış etkenlerle değiştirilmesi imkansız denecek kadar zordur.
Genel kurulda ağırlık birinci ligde olduğu zaman, ki tüm batı ülkelerinde böyledir, sağlıklı federasyonlar kurulur.
Sorunun kökünden çözümü, dış güçlerin müdahelesine izin veren futbol yasasını değiştirmekten geçer.
Sayın başbakan,
Yeni futbol tasarısının Genel Kurulu oluşturan maddeleri, işin anahtarıdır.
Genel kurul üye sayısı mutlak 100'ün altına indirilmeli, klüpler dışındaki kurumların kurula üye vermesi önlenmeli, genel kurul, çoğunluk birinci lig klüplerinde olacak şekilde düzenlenmelidir.
Bu yapılmazsa, bugün yaşananları da aratacak acılıklar ve çirkinliklerle yakın gelecekte yeniden karşı karşıya kalacağız.
Yeni futbol yasa tasarısı, kesin çözüm için bir fırsattır sayın Başbakanım..
Lütfen bu tasarıyı istetin.. Güvendiğiniz danışmanlarınıza inceletin.
İçişleri Bakanlığı'nın açtığı soruşturmanın dosyasını da inceleyip durumun ne kadar vahim olduğunu gözlerinizle görün..
FİFA ve UEFA'da çok önemli görevler yapmış ve yapmakta olan Necdet Çobanlı ve Şenes Erzik, bu ülkede bu işi en iyi bilen iki insandır. Onlarla konuşun.
Sonra Ünlü'ye talimat verin..
Eyyamcı, oy baskısına ve tehdidine boyun eğen, popülist olmaktan vazgeçip, gerçekçi, batlı, uygar bir tasarıyı Meclis'e sevk etsin.
Bu ülkede futbol yasası her Allahın günü değişmez. Bu tasarı bir fırsattır.
Çözümü lütfen erteletmeyin..
Saygılarımla..
Ateş Olmayan Yerde..
Umut Dağıstan, Adana'dan yazmış.. Bakın ne güzel yazmış..
...
Yine bir Pazar günü ve stadyum tıklım tıklım dolmuş.
Ben de, kalabalık yüzünden ve biletimde yazan numaranın maçı seyretmek için pek uygun olmadığından merdivenlere oturmuş büyük bir heyecanla takımımı beklemekteyim. Tabii polisler "Merdivenlere oturmayalım lütfen" diye bizi uyarmaktalar ama dinleyen kim?
Maça yarım saat kala, 50- 55 yaşlarında ve yüzünden gülücükler hiç eksik olmayan bir adam polislerin sözde güvenlik için oturduğu yere gelerek "Sanırım benim yerime oturmuşsunuz efendim" dedi. Polisler, biraz da azarlar bir ses tonuyla, emrin amirlerinden geldiğini söyleyip, adama numaralı yerini vermediler. Adamcağız biraz buruk, biraz şaşkın geldi ve yanımdaki küçücük basamağa sıkışıverdi. Aradan 5 dakika geçmeden polislerden biri "Merdivenlere oturmayalım bey amca" diyerek kolundan tutup kaldırmaya çalıştı. İşte o anda olanları belki hayatım boyunca unutamayacağım.
O sessiz ve mazbut görünüşlü adam, birden parladı:
"Nereye oturalım yaa, yeter bee her yerde karşımızdasınız, bari burada yalnız bırakın.."
Maç başladı ve birden az önceki olayı, tuttuğu takımın futbolcusunun güzel bir çalımıyla unutan adam, o sevimli ve ışıl ışıl yüzünü bana dönerek "Ne güzel oynuyor değil mi?" dedi.. "O benim oğlum!.."
Hakan & Utku Sporu taşladılar gene..
Jetpa'nın mal varlığına ihtiyati tedbir kararı.. Eee bu durumda Sergen ile Alpay da hazineye mi devredilecek?
...
Birileri Denizli'yi şimdiden Fener'in başına getirdi. Buna Denizli'yi görmeden paçaları sıvamak denmez de ne denir?
...
Fenerbahçe'de kötü gidişi büyüye bağlayanlar var. O zaman kurşun döktürsünler. Yapmazlarsa deliren taraftar sopayı bırakıp kurşun dökecek zaten.
...
Zeman gitti ama Fener'de deprem bitmiyor. Dereağzı'nın Zeman Etüdünü iyi yapmak lazım bir dahaki sefere..
...
En romantik takım Fenerbahçe. GRUP vakti bir türlü bitmek bilmiyor.
Kural bilmeyen sunucu!..
Manchester United - Arsenal maçını izledim Cine5'te.. Bu maçların yayınlanması çok iyi oluyor. O efsane Manchester'in nasıl bizden çok fazla ilerde olmadığını görüyorsunuz.. Mesela o efsane Beckham'ın Sergen'den fazla bir şeyi olmadığının farkına varıyorsunuz.
Güzel..
Güzel olmayan maçı anlatanların futbol kurallarından haberdar olmayışları..
1-1 biten maçta, son dakikalarda gelen Manchester'in golünü tekrar tekrar verdiler İngilizler. Gol ofsayttı çünkü.. Bizim sunucu, kuralı bilmediği, daha doğrusu eksik ve yanlış bildiği için ofsaytın farkına varmadı ve ters yorumlar yaptı.
Ofsayt kuralı dünyanın belki de en kısa, en kolay kuralıdır, ama yüzde 95, bilmez. Çevrenizde deneyin. Kuralı sorun, bakalım bir tane bilen çıkacak mı?.
Ofsayt şu:
"Hiçbir futbolcu rakip kale çizgisine toptan daha yakın olamaz."
Hepsi bu..
Ötesi, kuralın istisnaları..
Taç atışında toptan önde olabilir. Korner atışında olabilir.. Top rakipten geliyorsa olabilir.
Hepsinden önemlisi.. Rakip kale çizgisi ile arasında en az iki rakip futbolcu varsa, olabilir.
Şimdi Sheringam ön direkte 3 metreden golü atarken, kale çizgisi üzerinde, ama arka direkte takım arkadaşı York var. York ile Sheringam arasında da, Arsenal beki..
Bizim sunucu, pozisyon tekrar edildikçe, bilgiç bilgiç yorum yapıyor..
York ofsayt görünüyor ama, top o tarafta oynanmadığı için bu pasif ofsayt, bu yüzden hakem değerlendirmiyor.. muş!..
Oysa ofsaytın York'la ilgisi yok.. Ofsayt durumda olan Sheringam.. Görüntüde onun önünde Arsenal beki var. Cine5 sunucusu bu bekin ofsaytı bozduğunu sanıyor.
Oysa kalede kaleci yok. Seaman, daha önce çıkmış ve kalesine dönememiş.
Yani rakip kale çizgisi ile Sheringam arasında, kuralın istisna için şart koştuğu iki rakip yok, sadece bir rakip var. Bu yüzden pozisyon ofsayt..
Dahası..
Eğer kaleci yerinde olsa, pozisyon gene ofsayt..
Çünkü o zaman York ofsaytta olacak.
Kale içinde duran bir forvetin pasif değerlendirilmesi mümkün değil. Kalenin içinde duran birisinin kaleciyi meşgul etmemesi mümkün değil çünkü..
Yani..
Kaleci kalede olmayınca, Sheringam ofsayt.
Kaleci kalede olsa, bu defa York ofsayt..
Pozisyon her hal ve karda ofsayt..
Hakem seminerinde kullanılabilecek çok ilginç bir pozisyondu bu. İngiliz TV'si tekrar tekrar vererek değerlendirdi, ama bizim sunucu kuralı tam ve doğru bilmediği için, pozisyonun niye ısrarla tekrar edildiğinin dahi farkına varmadı.