


Teşvik!
TV'lerde canlı yayın olarak ne çok vahşi, ilkel, kıyıcı Hizbullah sahneleri izledik... Resmi, yarı resmi ve bağımsız ağızlardan ne çok Hizbullah haberi dinledik... Devletçi, anti devletçi, eski solcu, yeni muhafazakar ne kadar çok kalemden Hizbullah yorumu okuduk...
İçimiz-dışımıza çıktı!
Haberlerden şunu anladık:
Hizbullah: Üstüne din şalı geçirilmiş kürt bölücülüğünün başka bir türüymüş. Apo da bağımsız Kürdistan peşinde koşuyordu fakat o bir Marksistti ve Marksizmi kendisine kalkan yaparak Güneydoğu'da ağalığa, aşiret başkanlarına, feodal kalıntılara hücum ederek taraftar bulmaya çalışmıştı. Dolayısıyla PKK örgütü Allahsızdı... Hizbullahçılar da bağımsız bir Kürdistan için mücadele ediyorlar fakat onlar kendilerine dini kalkan yapıyorlar. Dolayısıyla Hizbullah örgütü, esasen Kuran'ı kılavuz yapmak için kurulmuş bir teşkilat değil, tutturabilirse Anadolu'yu bölmek için oluşturulmuş bir örgüt. Din onlar için bir araç.
Yorumlar da çok yamandı.
Tek noktaya odaklıydılar.
Hizbullah'ı devlet teşvik etti!
***
Hizbullah'ı devletin koruduğunu, teşvik ettiğini savunan yorumcular; buna inandırıcı kanıt olarak MİT eski müsteşarı olan Teoman Koman'ın ağzından çıktığı iddia edilen sözleri gösterdiler. Teoman Koman, 1992 yılında MİT Müsteşarı iken 5-6 gazeteciye yemek daveti vermiş. Yemek sırasında bu gazeteci arkadaşlar; "Paşam Hizbullah'la ilgili düşünceleriniz nedir?" diye sormuş. Teoman Koman da; "Bir İran'daki Hizbullah vardır. Bir de PKK'nın baskınlarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar vardır..." diye cevap vermiş..
Al sana belge, kanıt!
MİT Müsteşarı hem de Jandarma Genel Komutanlığı yapmış, emekli olunca da sonradan içi oyularak batırılan bir özel sektör bankasının yönetimine getirilmiş bir paşa yani devletin en önemli adamı; Hizbullah'ı dini inancı kuvvetli vatandaş diye tarif ediyor.
Demek ki, devlet..
Hizbullah'ı teşvik etmiş!
Fakat Teoman Koman, dün bizim gazetede Ruhat Mengi'ye; "Ben deli miyim... Böyle bir söz söylemedim... Yemekte konuşulanları teybe aldım... Böyle bir cümle yok... Yemekte kendi teybini çalıştıran ve not alan gazeteciler oldu... İddia edenler söylediklerini ispat etseler de görsek..." diye açıklama yaptı.
Görelim şimdi gazetecileri!
Çıkartsınlar teyplerini..
Konuştursunlar bantları...
***
Gazetecilik öldü mü?
Gerçekten kim bu gazeteciler?
Niçin çıkıp, doğruyu anlatmazlar? Doğrular anlatılmadığı için "Devlet korudu... Devlet organize etti... Devlet teşvik etti... Sincan da balans ayarı yapan generallerin Batman'da Hizbullah güçlenirken aklı neredeydi?" türü kurma yorumlar havada kalıyor.
Ayrıca olayı izah etmiyor.
Devlet çok teşvik yapıyor.
Parkları temiz tutmayı...
Dişleri akşam fırçalamayı...
Hergün yıkanmayı...
Temiz, modern giyinmeyi...
Okumayı, öğrenmeyi...
Adaletli olmayı...
Soygunculuk yapmamayı...
Ahlâklı olmayı...
Üretimi artırmayı...
İhracatı yükseltmeyi...
Teşvik ediyor...
Bu teşviklerinde etkili olamayan devlet, Hizbullah'ı teşvik edince nasıl etkili olabiliyor? Kilit Teoman Koman'ın yemeğine katılan gazeteciler de...
Biri çıkıp doğruyu söylese...
Bizler de anlasak....
Bant çıkmazsa şu yorum geçerli olacak: Hizbullah dini kalkan yaparak güç bulmaya çalışan, örgüte giren fakat emirleri dinlemeyen, davadan dönen, fikir değiştiren, para desteği yapmaktan vazgeçen öz üyelerini öldürerek yani iç terör yaparak kendini ayakta tutmaya çalışan bir tür mafyatik teşkilat.