Etrafımızı saran karanlık içinde yine de güzel olan, umut verici olan ne varsa bulmak, büyüteç altına alarak işlemek ve okurlara sunmak zorundayız. Çünkü meydanı sadece sözümona din ve inanç bağnazlarının, cinayet, örgütlü suç, devleti soyma ve ülkeyi yağma erbabının haberlerine bırakırsak, ayakta kalmak, bu ülke, bu kent, etrafımız, komşularımız, sevdiklerimiz ve giderek kendimiz için olumlu birşeyler yapmak gücünü nerden bulacağız?
Eskiden Çelik Gülersoy'la ilişkili birşeyler yazmak, işte böyle bir umutlu yazıya soyunmak demekti. Çünkü Çelik bey, derin bilgi, kültür ve zevk birikimini, Turing ve Otomobil Kurumu'nun maddi gücüyle destekleyerek bu kente harikalar armağan ediyordu. Kariye müzesi çevresinden (ki bu zamanla tüm semtin düzenlenmesine dek ulaştı) Yıldız Parkı köşklerine, Emirgan Korusu yapılarından Soğukçeşme Sokağı evlerine, Fenerbahçe parkından Büyükada kültür evine, Yeşil Ev'in hayata kazandırılmasından Sarnıç Lokantası'na, Çelik beyin elinin değdiği yerde mucizeler başlıyordu.
Elbette böylesine çalışkan bir kişi ve kurum eleştiriden ırak kalamazdı. Çelik bey ve özellikle kimi yapıların mimarisi ve dekorasyonunda egemen olan kişisel zevki de eleştirildi. O mimar mıydı, tarihçi miydi, dekoratör müydü? Yaptığı herşey doğru ve aslına uygun muydu?
Bu tür eleştiriler anlaşılabilir, Çelik beyin her yaptığına övgü düzme gereği olmadığı söylenebilirdi. Ama Çelik beyi yok saymak, yaptıklarına en küçük bir minnet borcu duymadan onu olumsuz yönde eleştirmek... Giderek Turing ve Otomobil Kurumu'nu çeşitli yasal gözüken düzenlemelerle tümüyle yoksul ve zayıf kılmak, onun bu kente verebileceklerini daha çeşmenin başında önlemek?
İşte bizler Çelik beye bunu reva gördük. O binbir emekle hayata döndürülmüş köşkleri, oya gibi her ayrıntısına dek süslediği yapıları birer birer elindek aldık. Belediyeler yıllardır unuttukları yapılarına birden sahip çıkmayı akıl ettiler. Başkanlar ona teşekkür bile etmeden mallarını haraç-mezat satışa çıkardılar. Yasalar kurumun olanaklarını birer birer budamayı ve giderek yok etmeyi marifet saydılar. Fenerbahçe örneğinde olduğu gibi, onun koca parkı düzenli tutmak için son gelir kaynağı olan otopark gelirlerine bile göz dikildi, bu bile elinden alındı.
Sevgili Çelik bey... Ne diyeyim, ne yazayım? Ülkeye kötülük edenlerin hala baştacı edildiği, iyilik edenlerin ise hırpalandığı bir garip ülke burası... Fıkradaki gibi, soyguncu eller üstünde, kamu yararına birşeyler yapmaya çalışanlar ise en iyi olasılıkla (yani toprak altında veya mahkeme önünde değilse) itilip kakılıyor. Siz de varolduğunu bildiğim ermiş olgunluğu ve peygamber sabrı bile buna dayanmaz, biliyorum. Yine de, teselli olur mu bilmiyorum ama, sizi sevenlerin, yaptıklarınızı takdir edenlerin varlığını ve de azımsanamaz sayıda olduğunu bilin...