Bu konumda bulunan diğer 12 ülke ile aynı "yoldan" geçerek şimdilik 15 ülkeden, 374 milyon vatandaştan oluşan bu büyük klübe üye olmayı hedefliyor.
Türkiye'nin üye adaylığına kabulünün yarattığı heyecan ve sabısızlık "4 yıl sonra birliğe gireriz" gibi tahminleri de ortaya attı. Ancak Brüksel'den bakılınca daha oldukça uzun bir yolumuz olduğu görülüyor.
Brüksel'de görüştüğümüz, Türkiye'nin AB nezdindeki Nihat Akyol'un sözlerine göre Türkiye "önemli virajı aldı, ama yol uzun ve yoğun bir döeneme girdi".
Öncelikle Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi yani insan hakları ve azınlıklar konusunda yol alması gerekiyor.
Sonra Türkiye'nin teknik olarak AB adaylığına hazırlanması için çok yoğun bir program başlayacak. Bu aşamada Türkiye'nin yapması gereken değişimleri gösteren bir "Katılım Ortaklığı Belgesi" tespit edilecek. Bunun üzerine de eylem planı oluşturulacak.
AB Daimi Temsilcisi Akyol,Türkiye'nin bu yolda ne yapacağının netleşmesinin sonbaharda şekillenebileceğini belirtiyor.
Bu sürecin ardından "kaç yıl devam edeceği bilinmeyen" müzakereler başlayacak. Brüksel'deki AB yetkililerine göre normalde bu süreç 10 yıldan da uzun sürüyor.
AB ile uyum sürecinde hem kamu hem de özel sektör değişimden geçmek durumunda kalacak: Bakanlıklarda kurulan genel müdürlüklerin yeni döneme intibak etmesi gerekecek. Türk özel sektörü de, saha dışında kalmamak için AB'deki kendi muadilleriyle ilişkiye girmek kendilerini adapte etmek zorunda kalacak. Şu anda özel sektör bu konuda oldukça yol almış durumda.
Tüm bunlar devam ederken, AB içinde de genişleme karşıtı çatlak seslerle mücadele edilecek. Türkiye'nin AB nezdindeki daimi temsilcisi Akyol'a göre artık karşıt görüşlüler daha iyi örgütleniyor. "Merkezde Federal Avrupa" merkezden uzaklaştıkça "Yarı Katılımcı Avrupa" gibi fikirler ortaya atılıyor.
Türkiye'nin sesini daha iyi duyurabilmesi için AB'deki komite ve çalışmalara katılması gerekiyor. Çünkü bu komiteler kararların alınmasında önemli rol oynuyor. Oluşturulan binin üzerinde komite var. Türkiye'nin katıldığı komite sayısı ise şimdilik sadece 9.
Bu durum Türkiye'nin AB konusunda kalifiye insan açığının ne kadar çok olduğunu da gösteriyor.
Türkiye'nin en önemli avantajı ise Gümrük Birliği. Ticaret konusunda bazı açılardan GB sürecinde yapılan uyumlulaştırma, Tükiye'nin sermaye ve malların (bir yere kadar) serbest dolaşımına geçmesi artı puan olarak gözüküyor.
Ama bu durum, binlerce sayfadan oluşan ve çevreden istihdama, rekabetten dış ilişkilere kadar detaylı mevzuatı oluşturan "Müktesebat"a uyumu yine de fazla kolaylaştırmıyor.
Nadin TAŞCIOĞLU