kapat

27.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yolumuz çok uzun
Türkiye, AB'ye aday ülke statüsüne yıllar sonra kavuştu. Ancak Uzmanlar tam üyelik sürecinin beklenenden de uzun olabileceğini belirtiyorlar

Türkiye Helsinki Zirvesiyle sonunda AB'ye aday üyeler arasına kabul edildi. Yıllar süren bekleme sonucunda bu önemli adım atıldı. Ancak bu adım AB'ye tam üye olmak için koşulması gereken maratonun sadece başlangıcı sayılabilir. Türkiye'nin bu büyük kulübe, hem siyasi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan çok detaylı değişimlerden geçerek ulaşması gerekecek. Bu süreç de uzun yıllar alacak. AB'nin Türkiye temsilciliği tarafından Brüksel'de düzenlenen bilgilendirme toplantıları dizisinden çıkan özel sonuç bu.

ÖNEMLİ VİRAJ DÖNÜLDÜ
Brüksel'de görüştüğümüz Türkiye'nin daimi temsilcisi Nihat Akyol, önemli virajı aldığımızı daha çok uzun bir yolumuz olduğunu belirtti. Konuyu hallettik, herşeyi rayına oturttuk demenin çok fazla iyimserlik olduğunu belirten Akyol, "Helsinki'den sonra AB ile ilişkilerde tereddütler ortadan kalktı. Yeni bir döneme adım attık" dedi. Türkiye'nin hassas ve duygu yüklü sorunları olduğunu belirten Akyol, mesafe almanın zaman zaman zorlaşacağı uyarıszında da bulundu. Brüksel'de görüştüğümüz TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası da tam üyeliğe geçişte süre belirlemenin mümkün olmadığını söyledi. "AB'ye adaylık süreci bazı sorunların çözülmesinin dayatacak" diyen Kaleağası, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin imaj sorunu var. Ekonomik veya siyasi istikrarsızlık bir yana, Türkiye yabancı sermayeyi asıl bu nedenle çekemiyor. Turist gelmiyor. AB'de seçmenlerin ne düşündüğü parlementerler için de çok önemli. Bu yüzden Türkiye'nin imajını düzeltmesi ve tanıtımını yapması herşeyden önce geliyor.

TÜSİAD'ın Avrupa özel sektörünün sesi olarak bilinen UNICEYE'ye üye olduğunu da hatırlatan Kaleağası, bu örgütlenme çatısı altında kurulan 60 çalışma grubuna katılımın artması gerektiğini de belirtti. "Eski Doğu Bloku Ülkelerinin örgütlerine, siz tam üye olmadan UNICE'ye giremezsiniz, Kriterleri sağlamıyorsunuz dediler, bu da Türk özel sektörünün gücünü gösteriyor" dedi. AB içinde yatay entegrasyona gitmek gerektiğini vurgulayan Kaleağası, "sadece şirketler değil sivil toplum örgütleri dahil tüm kesimlerin AB'deki muadilleriyle ilişkilerini geliştirmesi gerekir" dedi.

AB'ye giden yolda neler var?
Türkiye 10-11 Aralık'ta Helsinki'de yapılan zirvede AB'ye üye adaylığına kabul edildi.

Bu konumda bulunan diğer 12 ülke ile aynı "yoldan" geçerek şimdilik 15 ülkeden, 374 milyon vatandaştan oluşan bu büyük klübe üye olmayı hedefliyor.

Türkiye'nin üye adaylığına kabulünün yarattığı heyecan ve sabısızlık "4 yıl sonra birliğe gireriz" gibi tahminleri de ortaya attı. Ancak Brüksel'den bakılınca daha oldukça uzun bir yolumuz olduğu görülüyor.

Brüksel'de görüştüğümüz, Türkiye'nin AB nezdindeki Nihat Akyol'un sözlerine göre Türkiye "önemli virajı aldı, ama yol uzun ve yoğun bir döeneme girdi".

Öncelikle Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi yani insan hakları ve azınlıklar konusunda yol alması gerekiyor.

Sonra Türkiye'nin teknik olarak AB adaylığına hazırlanması için çok yoğun bir program başlayacak. Bu aşamada Türkiye'nin yapması gereken değişimleri gösteren bir "Katılım Ortaklığı Belgesi" tespit edilecek. Bunun üzerine de eylem planı oluşturulacak.

AB Daimi Temsilcisi Akyol,Türkiye'nin bu yolda ne yapacağının netleşmesinin sonbaharda şekillenebileceğini belirtiyor.

Bu sürecin ardından "kaç yıl devam edeceği bilinmeyen" müzakereler başlayacak. Brüksel'deki AB yetkililerine göre normalde bu süreç 10 yıldan da uzun sürüyor.

AB ile uyum sürecinde hem kamu hem de özel sektör değişimden geçmek durumunda kalacak: Bakanlıklarda kurulan genel müdürlüklerin yeni döneme intibak etmesi gerekecek. Türk özel sektörü de, saha dışında kalmamak için AB'deki kendi muadilleriyle ilişkiye girmek kendilerini adapte etmek zorunda kalacak. Şu anda özel sektör bu konuda oldukça yol almış durumda.

Tüm bunlar devam ederken, AB içinde de genişleme karşıtı çatlak seslerle mücadele edilecek. Türkiye'nin AB nezdindeki daimi temsilcisi Akyol'a göre artık karşıt görüşlüler daha iyi örgütleniyor. "Merkezde Federal Avrupa" merkezden uzaklaştıkça "Yarı Katılımcı Avrupa" gibi fikirler ortaya atılıyor.

Türkiye'nin sesini daha iyi duyurabilmesi için AB'deki komite ve çalışmalara katılması gerekiyor. Çünkü bu komiteler kararların alınmasında önemli rol oynuyor. Oluşturulan binin üzerinde komite var. Türkiye'nin katıldığı komite sayısı ise şimdilik sadece 9.

Bu durum Türkiye'nin AB konusunda kalifiye insan açığının ne kadar çok olduğunu da gösteriyor.

Türkiye'nin en önemli avantajı ise Gümrük Birliği. Ticaret konusunda bazı açılardan GB sürecinde yapılan uyumlulaştırma, Tükiye'nin sermaye ve malların (bir yere kadar) serbest dolaşımına geçmesi artı puan olarak gözüküyor.

Ama bu durum, binlerce sayfadan oluşan ve çevreden istihdama, rekabetten dış ilişkilere kadar detaylı mevzuatı oluşturan "Müktesebat"a uyumu yine de fazla kolaylaştırmıyor.

Nadin TAŞCIOĞLU


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır