Başlıktaki kelimenin doğrusu "adalet" de... Bakan Hikmet Sami Türk'le birlikte yazınca "atalet" olması gerekiyor.
Metris Cezaevi'nde isyan çıktıkça, bakanlık "açıklama" yapıyor. İyi de, sizin işiniz açıklama yapmak mı?
İBDA-C'ci Salih Mirzabeyoğlu, bir yıldır DGM'ye gitmiyor. Ben bakan olsam...
"Bir sanığı mahkemeye götüremedikten sonra, hay bu işin içine..." deyip bırakırdım...
DGM hakimi, celp çıkartıyor, Mirzabeyoğlu "gelmiyorum arkadaş" şeklinde posta koyuyor...
Bakan dediğin, Mirzabeyoğlu'nun cafcaflı ismine bakmayıp, kedi gibi ensesinden tuttuğu gibi hakim önüne çıkartır.
Ama "sahici" bakan olmak için rezaletin köküne inmek gerek:
Önce, cezaevlerini tatil köyü olmaktan çıkartacak, sonra da, devletin taraflı yaklaşımına son vereceksin...
Şu Metris'te, solcuların, tekme tokat mahkemeye götürüldüğünü, dövüldüğünü, sövüldüğü ve yaralandığını biliriz...
Solcu olunca demir yumruk, dinci yobaz olunca yumuşak eldiven... Vay benim köse sakalım!
Bakan açıkça söylesin bize, şu Mirzabeyoğlu devletten güçlü mü?
Yoksa cezaevlerini de Tantan'a mı verelim?..
Hayır, zavallıyı sonunda klonlamak zorunda kalacağız...
Neden kitapçılık?..
İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, o dönemde Hizbullah'ın "kitapçılık yaptığını" söylüyor.
Bir İçişleri Bakanı, meseleye ancak bu kadar Fransız olabilir.
Dünyanın bütün terör örgütleri "kitapçılığı" kamuflaj olarak kullanır...
En azılı komünistinden, Nazi çizmesinden kurtulmaya çalışan Yahudi örgütüne kadar...
Bu adamlar, yahu kitapçılıktan para yokmuş, hadiyin Hizbullah'ı kuralım, demediler herhalde... Bal gibi kumaflaj yapıyorlardı ve ruşeym halindeydi...
Ama böyle bakanlar, kitapçılık yaptıklarını zannedince, adamlar başbakanlığa kadar sızabildiler...
Bu talihsiz ülkede kimler bakanlık yaptı, kimler?..
Şimdi ne yapacak Kadir?.. Kendini mi yakacak?.. Hayır böyle bir delilik yapmasına gerek yok!.. Daha basit bir şey yapacak... Önce inattan vezgeçecek... Sonra da bilenlerden, bu mesleğin nasıl yapılacağını öğrenecek!..
Dipnotla mı yazalım?
Kuran kurslarına musallat olabilecek örgütlere dikkat edin, dedik, öküz altında buzağı arayan bazı kalın kafalılar, "Kuran kurslarına dil mi uzatıyorsun?" diye telefona sarıldılar.
Bakın, Hizbullahçı olarak yakalanan Ankara Altındağ Mahallesi imamı Sadullah Arpa neler anlatıyor: "Görevli olduğum camide eşim de Kuran dersi veriyordu. Buraya gelen genç ve güzel kızları, konuşmalarıyla etkileyip kandırdıktan sonra, Hizbullah'taki militan ve tetikçilerle tanıştırıyorduk. Batman askeri kanat sorumlusu Mahmut Demir ile eşi Nuran Aslan'ı ve iki öğretmenin katili Mustafa Gürer ile eşi Nesrin'i biz tanıştırıp evlendirdik."
Herhalde dipnot koymaya gerek yok...
Seçim gününe kadar CHP kendini buna iyice inandırırsa, şaşmayın!..
Halkla birlikte iftar kuyruğuna girerek kotarılacak iş değil bu!..
Bizim yazıişlerindeki arkadaşlar, "10 milyon oy"luk demeci görünce gülmeye başladılar...
Biri de, "Galiba siyaseti bırakmaya hazırlanıyorsunuz, sizi daha fazla tutmayalım Altan ağabey" diye espri yaptı...
Ben bu espriye katılmadım ama iyiniyetten fazla şeyler beklediğim de aşikar...