Beşinci büyük yükselişini yaşamakta olan İstanbul Borsası bir süreden beri roketleme çıkışına ara vermiş durumda. Dalgalı ama genelde düşüş yönünde bir seyir izliyor. Bu hareketi uzun vadeli yükseliş trendinin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Büyük yükselişin içinde kısa veya orta vadeli bir düzeltme olarak yorumlanabilir. Aslında sağlıklı bir çıkış için böyle bir soluklanma yararlı olabilir.
Dolar bazlı endeks geçen hafta pazartesi en yüksek 3.79 doları gördükten sonra bu pazartesi 3 dolara kadar indi. Yüzde 21'e varan bir haftalık düşüşten sonra başlayan toparlanmayı dün yeniden düşüş izledi. Yani doğru dürüst bir tepki yükselişine dönüşmeden satışlar yeniden baskın hale geldi.
* Büyük-küçük ayrımı - Bu satışların veya bir haftalık düşüşün ciddi sosyal, siyasal veya ekonomik bir gerekçesi yok. Ya da bir hafta önceye göre Türkiye'de, ekonomide, borsada değişen bir şey yok.
Tek gerekçesi var, o da kar realizasyonu. Türkiye hisse senedi piyasasının yaklaşık yüzde 65'ini elinde bulunduran yabancı yatırımcılarla yılbaşından beri başlayan satışlara son olarak yerli büyükler de eklendi.
Alıcılar ise küçük yatırımcılar ve borsaya yeni girenler.
* Uyarılara rağmen - Dolayısıyla yüksek fiyatlardan yabancılar ve yerli büyükler satış yaparken küçükler alıyor.
Bu senaryo bundan önce İMKB'nin yaşadığı dört büyük çıkışta da aşağı yukarı tekrarlandı. 1987, 1990, 1993 ve 1997 yükselişlerinde hep trene en son binenler küçük yatırımcılar oldular. Şimdi de aynı olay tekrarlanıyor. Üstelik hem basının hem de aracı kuruluşların uyarılarına rağmen.
* Kartopu etkisi - Bu tür uyarıları daha önceki büyük çıkışların yaşandığı dönemlerde biz de çok yaptık. Ancak işe yaramadığını da gördük. Son yükselişte de aracı kuruluşların almayın tavsiyelerine karşılık küçük yatırımcılar alıma devam ediyor. Uyaranlar sadece vicdanen rahatlıyorlar o kadar, sonuç alınamıyor. Yükselen fiyatlardan bilinçsiz küçük yatırımcıların kitleler halinde borsaya gelmesi geçmişte olduğu gibi bugün de engellenemiyor.
Her defasında piyasaya katılım kartopu gibi büyüyor. Sonuç ise malüm. "Bir musibet bin nasihata bedel" oluyor.
* Açgözlülük etkisi - Küçük bilinçsiz yatırımcıların yükselen fiyatlardan borsaya yönelmesinde ikinci neden açgözlülük faktörü. "Başkaları kazandı ben de kazanayım" veya "Daha çok kazanayım" diyerek bilinsizce risk aldıklarından hemen hemen her defasında en zararlı kesim olarak borsadan çıkıyorlar.
* Kaybın bedeli öğrenme - Biz uyarsak da uyarmasak da, bilinçsizlikten ve açgözlükten dolayı küçük yatırımcılar borsaya fiyatlar düşükken değil de, yüksekken geliyorlar. Uğradıkları kayıp karşısında ise tecrube elde ediyorlar. Bir dahaki yükselişe nereden katılacaklarını ve hisse senedinin ne zaman alınacağını aşağı yukarı öğreniyorlar.
Bu da az bir şey değil.
Sonuç - "İnsanların öğrendiği her şey dene ve yanıl ilkesiyle öğrenilmiştir. İnsanlar yalnızca hatalar aracılığıyla öğrenmişlerdir"