kapat

26.01.2000
Anasayfa
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Bir Güneri Cıvaoğlu yazısı

Güneri Cıvaoğlu ile hep uçakta karşılaşıyoruz. Bazen "Hiç inmiyor galiba" diye düşünüyorum, o da benim için öyle diyordur herhalde. Bu birlikte uçak seferleri çok keyifli geçer, bazı yazıların sırrı da bulutların üzerinde giderken aktarılır...

Bir tanesini paylaşıyorum... Önce kalemi Güneri Cıvaoğlu'na teslim edeyim:

Yıl 1969. Bir Cumartesi sabahı. Yer Strasbourg Üniversitesi'nin Esplade'daki bir sınıfı.

İlk derste profesör, odadaki doktora öğrencilerine -hangi ülkeden olduklarını- soruyor.

Çoğunluk Alsace kökenli Fransız.

Sıra Türk öğrencilere geliyor.

"Neredensiniz?"

"Türkiye'den"

"Türksünüz, Müslümansınız demek!"

"Evet."

"Burada doktorayı bitirdikten sonra herhalde Türkiye'ye dönünce Başbakan olursunuz."

Bunu söylerken sesinde ve dudaklarında alaycı bir gülüş beliriyor...

Genç Türk'ten önce, hemen yanındaki bir başka öğrenci söze giriyor.

"Burada doktorayı tamamlayanlara -Başbakan olacak- diye garanti sertifikası da mı veriyorsunuz? Doktoramı bitirdim diye ben de Fransa Başbakanı mı olacağım."

Profesörün gülümseyişi yüzünde donuyor.

Soruyor:

"Siz nereyi bitirdiniz?"

"Strasbourg Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni..."

"Siz doktoranızı tamamladıktan sonra isterseniz kariyerinizde ilerlersiniz. Ama Türk arkadaşınız ülkesine döner ve Başbakan olur."

"Aradaki fark neden?"

"Farkı bir soruyla ortaya koyayım. Siz -az gelişmişlik- nedir biliyorsunuzdur herhalde değil mi?"

"Evet iyi biliyorum. Şu an karşımızda profesör unvanlı bir az gelişmişlik örneği var."

Bu son kelimelerin herbiri adeta bir tokattır.

Önce bir sessizlik...

Sonra öğrencilerden alkış patlaması...

Profesör birkaç dakika taş gibi olduğu yerde çakılır kalır.

Sonra... Hiçbir şey söylemeden odayı terk eder bir daha da gelmez.

İzleyen günlerde, o dersi okutmak için sınıfa başka bir profesör verilir.

***

Bayıldığım bu hikayenin kahramanını merak etmiştim...

"Kimdi o öğrenci" diye Güneri Cıvaoğlu'na -uçakta- sorduğumda "Bendim" dedi.

Gözlerim faltaşı gibi açılmış olmalı ki bir kahkaha attı ve "Çok kıskandın" değil mi diye ekledi. Hostese "Beyfendi hazım güçlüğü çekiyor, kendisine bir sandöviç daha verebilir misiniz" diye -artık geleneksel- keyif takılmasını başlattı.

Güneri Bey, şükür iyilik haberleriniz ulaştı, haydi artık bir an evvel dönün, uçaklar çok sessiz kaldı!

Bravo İstanbul...

Geçen hafta Ankara kara teslim oldu, "Böyle Başkent Olmaz" diye yazdım. Laf aramızda çok Ankaralı "Ellerine sağlık" dedi.

Olumsuzu yazan, olumluyu yazar...

İstanbul'a da kocaman bir tebrik yollamak borcum var.

İstanbul kar başladığında felç oldu ama kendini hemen toparladı. Karın başlamasının ardından bir gün sonra, sürekli kar yağışına rağmen, yollar açık trafik -olağanüstü- işliyor, kaldırımlar temiz.

Gerek büyükşehir gerek ilçe belediyeleri çok hummalı bir çalışmayla bir gecede durumu toparladılar.

Okulların kapatılması, vatandaşın toplu taşıma araçlarını tercih etme faktörü de eklenince İstanbul gayet medeni bir şekilde karın tadını çıkartıyor.

Trafikte yol vermeler, halden anlamalar bile izlemek mümkün.

İstanbullu da bu durumdan memnun...

Yerel yönetimlere verdiğimiz vergiler helal-i hoş olsun, Allah bütün emeği geçenlerden razı olsun.

Belediyeler yüzümüzü güldürdü, çok da güzel bir örnek verdiler, hepimiz anladık ki isteyince olabiliyormuş...

Ellerinize sağlık!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır