


Kar belediyeye yağdı!
Biz belediyelerden kentleri güzelleştirme, medenileştirme, daha az sorunlu hale getirmelerini beklerken kar yağdı, bütün kirlilikleri örttü.
Çamurlu yollar.
Pis kaldırımlar.
İğrenç çöp bidonları.
Pejmurde parklar.
Kurumuş, yapraksız ağaçlar.
Çamur içinde arabalar.
Sıvasız evler.
Damı filizli gecekondular.
Denize akan kanalizasyonlar.
Çevresi planlanmamış otobanlar.
Aydınlanması olmayan meydanlar.
Badanasız okullar.
Kapıları keşmekeş hastaneler.
Hurda banliyo trenleri.
Silme insan yüklü otobüsler.
Temizlenemeyen Haliç.
9 yıldır bitmeyen Metro.
Tertemiz kar, İstanbul Haydarpaşa Garı'ndan, üç katlı, yüksek tavanlı harabe köşklere ve Levent'teki camdan yeni yüksek plazalara kadar heryerin üstünü örttü.
Kral seyirliği gibi...
Şahane bir manzara doğdu...
Çoğu kentli de tertemiz karın keyfini çıkartamadı. Yollar kilitlendi, akşam saat 17'de işinden çıkanlar evlerine geceyarısı saat 24'te ancak ulaşabildiler.
***
Kar belediyeye yağdı.
İlçe belediyeleri de ara caddeleri körüyüp, temizleyerek trafiğe açmak gibi bir uygar çabanın içinde olamadılar, Anakent Belediyesi de; "yollara tuz atsın diye 150 kişilik ekip oluşturduk..." açıklamasından öte fazla bir çaba sergileyemedi. 7 kilometrelik metronun temeli Sözen döneminde atılmış, 2 yıl tüneller kazındıktan sonra Tayyip Erdoğan'a bitirsin diye devredilmişti. 5 yıl öyle geçti, 2 yıl da Ali Müfit Gürtuna dönemiyle eritildi ve neredeyse 9 yıldır bitmedi. Metro bitmiş olsaydı, İstanbullular yağan yoğun karın zevkini de çıkartabilirlerdi. Nişantaşı'ndan Etiler'e 3.5 saat yerine 20 dakika da ulaşabilirlerdi.
4 yılda bitmesi gerekiyordu.
Metro 9 yıldır bitmiyor.
Ve projede çok ciddi bir değişiklik yapılmadığı halde 50 milyon dolarlık maliyet artışının da nereden, nasıl kaynaklandığı bir türlü anlatılamıyor. İstanbul Belediyesi, 9 yıldır 7 kilometrelik bir metroyu biteremedi fakat 270 milyon dolarlık yeni yatırım gerektiren banliyö trenlerini de işletmeye talip oluyor.
***
Yollar açılamadı.
Trafik akıtılamadı.
Otobüsler çalışamadı.
Kimse kentliyi uyarmadı.
Arabalar zincir takmadı.
Çöp kamyonları çöpleri almadı.
Kapıcılar çöp tenekelerini sokaklara döktüler, yoğun yağan kar çöplerin üstünü örttü. Hiç bir önlem yoktu. İstanbul kenti kara teslim oldu. Gerçi "kent terbiyesi yoksa belediyeler ne yapsın..." diyenlerin de haklı olabilecekleri manzaralar da yaşandı. Sanki günlük güneşlik, herşeyin normal olduğu bir hava varmış gibi yoğun kar yağışı altında bile birbirini sollayanlar, bindikleri otomobille yollarda sekiz çizerek yol almaya çalışanlar, zincir takmadan trafiğe çıkıp, "başkasının arabası kayar, benimki kaymaz..." hödüklüğüne girdiler. Zaten tıkanmış, trafik iyice kilitlendi.
Kar yağdı, kirleri örttü.
Hoş tarafı buydu...
Fakat belediyelerin de kentleri güzelleştirme, medenileştirme, modernleştirme, zor günlere hazır hale getirme açısından ne kadar yetersiz kaldıklarını da sergiledi.
Kar belediyelere yağdı.