Önceki akşam SABAH-İSTANBUL'un Sirkeci'deki binasından yola çıktığımda saat 20.20'yi gösteriyordu... Rasim, "Erdal Bey TEM ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü tıkalıdır, isterseniz Boğaziçi Köprüsü'nden geçelim" dedi... Güzergahı, yıllardır İstanbul sokaklarında direksiyon sallayan Rasim'den iyi bilecek halim yok ya, "Olur" dedim...
Daha Unkapanı Köprüsü'ne gelmemiştik ki, trafik tıkanır gibi oldu... Birkaç dakika bekledikten sonrda köprüye girdik, ve Şişhane yokuşunun başına geldik... Biraz tıkanıklık var ama yavaş yavaş ilerliyoruz... Rasim'in içi içine sığmıyor... Sanki "Bu yolu ben önerdim, şimdi takılıp kalacağız" diye kahroluyor...
Neyse; yokuşu tırmandık, Kasımpaşa'ya doğru sallandık... Amacımız Piyalepaşa Bulvarı'nı çıkıp, Çağlayan sapağından Boğaz Köprüsü yoluna girmek...
Deniz Komutanlığı'nın yanından dönmemizle, çivilenmemiz bir oldu... Geri geri kaçalım diye bakındık, kımıldamak mümkün değil, arkamız bir anda konvoy olmuş...
İşte; çile ve rezalet bu noktada başladı... Bir metre gidiyoruz, yarım saat bekliyoruz...
SAAT 22.00... Oturduğum yerde hesap yapıyorum, "Herhalde saat 24.00'de evde oluruz" diyorum... Araçların stop lambaları sönüyor, Rasim "Yol açıldı Erdal Bey" diyor... Ama daha gaza basmadan ayağı fren pedalına gidiyor...
SAAT 23.30... Çağlayan'a tırmanan yokuşun henüz ortasındayız... Yaklaşık 45 dakika oldu, kımıldamadan bekliyoruz... Ayağı frene basmaktan yorulanlar araçlarını stop edip, dışarı çıkıyor.. Herkesin gözü ucu görünmeyen araç konvoyunda... Tempra'nın sürücüsü yanındaki Şahin'in sürücüsüne soruyor:
"Kaç saattir yoldasınız?"
"3 saati geçti... Böyle giderse herhalde sabaha eve varamayacağız.."
Benzini azalmakta olan araçların sürücüleri motorları stop ediyor... Herkesin korkusu benzinin bitmesi, bu cehennem gecesini karın altında geçirmesi...
SAAT 01.15... Çağlayan sapağından köprü yoluna girdik... Aracın göstergesine göre ısı 1 derece... Kar bir duruyor, bir başlıyor...
Çevre yolunun hali felaket... 3 şeritli yolda 6 şerit araç kımıldamadan duruyor...
Yandaki bir araçta karnı acıktığı ve susadığı belli olan bir çocuk feryat edip ağlıyor...
Yaşlı bir adamı, torunu olduğu belli bir genç elinden tutmuş, bariyerlerin arkasına götürüyor... Belli ki tuvalet ihtiyacı gelmiş artık dayanması mümkün değil...
SAAT 02.15... Mecidiyeköy viyadüğünü geçtik... Köprüye inen yolun başındayız... Yola çıkalı yaklaşık 6 saat oldu... Rasim'de takat, bende sinir kalmadı... Herkes birbirinin önüne geçmek, bir an önce evine gitmek istiyor...
Zaman zaman münakaşalar çıkıyor.. Yolun kenarına bırakılmış araçlar var... Yüzlerce kişi çevre yolu üzerinde yürüyor...
SAAT 02.35... Köprü'nün üzerindeyiz... Isı -1... Yerler takır takır buz... Tuzlama yapılmış ama araçlar 10 kilometre süratle gidebiliyor....
SAAT 03.30... Sahil Yolu'ndan Bağdat Caddesi'ne giriyoruz... Evdekileri uyandırmamak için kapıyı yavaşça açıyorum...