kapat

26.01.2000
Anasayfa
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Bario Latino
Bir Latin barı Bario Latino. Tabii yemek de var. Şef Selim Usta Bice ve Mezalluna'dan transfer edilmiş...

Havana Restoran saat 24.00'ten sonra dans ortamına bürünüyor.. Yemekten kalkan müşteriler, ellerinde içki kadehleri ile orta bölümde dans etmeye başlıyor. Havana'yı sevdim. Şu anda eleştri yapacak bir durum bulamadım. Bulursam, Emre'nin gözünün yaşına bakmam..

BİZİM gece muhabirleri Mustafa Deryahan, (Dazlak kafası ile çok etkileyeci ve dikkat çekici), Taylan Kılınç (Salon çocuğu) ve Hakan Yağcı (Çok yeni) her gece İstanbul'un altını üstüne getiriyorlar. Gitmedikleri mekan, girmedikleri gece kulübü, görmedikleri ünlü yok gibi...

Her gece sabaha kadar bu işi yapmak öyle göründüğü gibi kolay değildir. Denemek bedava, çıkın da görün. İkinci gece performansınız düşer, gözleriniz kapanır. Bu üçlü (Mustafa-Taylan ve Hakan) her gece sabaha kadar dolaşıp ertesi gün gazeteye gelip haberlerini yazıyorlar.

İstanbul gecelerini sizlere en iyi şekilde, gerçek olarak anlatmamda onların büyük katkısı var.

Mesela birazdan aşağıda okuyacağınız Bario Latino'da Okan Bayülgen'le Deniz Akkaya'nın ilişkisini anlattılar, şaştım kaldım. Okan Bayülgen birkaç arkadaşıyla Bario Latino'ya gelmiş. Güzel güzel eğlenirlerken içeriye Deniz Akkaya girmiş. Başlamış Okan'a el atmaya, yanaşmaya, öpmeye, koklamaya. Deniz'in bu hareketlerine Okan bile şaşırmış, kızı itmeye başlamış "kendine gel" demiş. Ama Deniz oralı bile olmamış.

Ne oldu bu Deniz Akkaya'ya anlamıyorum. Bario Latino'da olan Ahmet Vardar ağabeyimiz de durumu uzaktan izliyormuş. Deniz biraz daha ileri gitse, Ahmet Ağabey dayanamayıp kalkıp kulağını çekecekmiş ama Allah'tan Okan durumu düzeltmiş.

Çok güzel, çok çekici bir kız olan Deniz, son günlerde hayranlarının gözünden düşmeye başladı. Tabii benim de. Deniz Akkaya'ya kendini toparlamasını öneriyorum.

Şimdi gelelim İstanbul'un yeni ama "in" mekanına..
BAHÇESİNDE limon ağaçları olduğu için ilk adı Citron'du. Ama iş yapamayınca el değiştirdi ve el attığı her işi düzelten, güzelleştiren İzzet Çapa tarafından Bario Latino oldu.

Aslında mekanı Celal Çapa aldı ve yıllar sonra barıştığı kardeşi İzzet Çapa'ya bıraktı.

Levent Barlar Sokağı'na girince, hemen Biges'in karşısında Bario Latino. Sokağın yeni açılan mekanı olmasına rağmen popülerliği çok fazla. Nedeni ise yine söylüyorum, boyu Sezen Aksu ile eşit olan İzzet Çapa ve müritlerinin başarısı.

Adından da anlaşılacağı gibi bir Latin barı, Bario Latino. Tabii yemek de var. Hem de ne yemek... Mutfağının en önemli özelliği "annenizin mutfağı" adıyla toplanmış Türk yemeklerinden oluşması.

Yemek için, ister cam fanuslu bölümde, biraz daha sıcağı seviyorsanız iç bölümdeki rahat masalarda oturabilirsiniz. Başlangıç olarak tüm müşterilere özel marine edilmiş zeytinyağı. Sarımsaklı ekmek, turşu ve biberli beyaz peynir sunuluyor.

Salata seçenekleri ise "Che Salatası" (yeşillik yatağında güneşte kurutulmuş sığır eti) ve "Venedik Usulü Makarna Salatası"nı tavsiye edebilirim.

Makarnalarda ise size tavsiye edebileceğim şey, "Fusilli Latino..." Mekanın en çok satan spesyali bu... Siyah zeytin, kapari, zeytin püresi ve domatesten oluşan burgu makarna... (4.500.000 TL.) Bir de ev yapımı ravioli, isteğe göre sosla hazırlanıyor.

Ana yemeklerde tercih sizin... "T-Bone Steak"ten "Yoğurtlu Kebap"a, "Sicilya Usulü Bonfile"den günün balığına kadar herşey mevcut. Ortalama fiyat 4 ila 8 milyon lira arası değişiyor. Tatlılarda ise "Tiramisu", "Semi Fredo" ve "Dondurmalı Tavuk Göğsü"nü tercih edebilirsiniz.

BU güzel mekanın işletmeciliğini "Little Buda"da tanıdığımız kibar çocuk Tolga Sezgin yapıyor. Müzik işini ise Power FM ve yazlık Havana'dan tanıdığımız DJ Aykut üstlenmiş. Ayrıca bundan böyle her Çarşamba Serdar Ortaç, Bario Latino'da DJ'lik yapacak.

Bario Latino'nun "Cüce"si İzzet Çapa, "Atom Karınca" gibi. oradan oraya koşuyor, bir yandan müşterilerle ilgilenirken, diğer yandan eksikleri garsonlara söylüyor. Bu arada garsonların kibarlıklarını söylemeden edemeyeceğim. İzzet Çapa ile Serdar Ortaç, yazın Bodrum'da ortak bir mekan açarlarsa hiç şaşırmayın.

Uzun zamandır görmediğim Nurdan'ı gördüm. Meğer o da Çapa ailesine katılmış ve "Berdush"ta işe başlamış. Berdush için, başka bir gece ona da söz verdik.

"Bario Latino"da eleştirebileceğim konular ise kapının çok kalabalık olması ve arabaların geç gelmesi. Arabanızdan inince kapıda sizi kalabalık bir grup karşılıyor. Hoş değil. Ayrıca çıkışta Levent'teki park sorunundan dolayı 15-20 dakika araba bekliyorsunuz.

Bence müşteriler bu konuda uyarılmalı. Kalkmadan önce bir araç fişi ile arabalar istenmeli ve bekleme olmamalı.

EMRE Ergani aradı, "Akşam Havana'ya bekliyorum" dedi. İtiraz bile edemedim, açıkcası etmek istemedim. Çünkü, itiraf ediyorum benim gibi bir adam daha kışlık Havana'nın neresi olduğunu bile bilmiyordu.

Akşam Havana randevumuz için Zincirlikuyu'da arkalarda bir yere gittik. Yanımdaki misafirlere de çaktırmıyorum, yoksa "Aaa, bu işin içinde ama daha Havana'nın yerini bile bilmiyor" diyecekler. Allah'tan şoför biliyormuş, ben de "Ha evet oradan..." diye tastik ettim.

Kapısı ana caddede değil, arka tarafta Havana'nın. Güvenlik kapısından içeri girer girmez hemen sağda "Yama Mama" adlı Sushi Bar var. Ne yalan söyleyeyim, Sushi yiyemiyorum. Çok denedim, sevmek istedim ama bir türlü sevemedim. Onun için "Yama Mama"nın önünden başımız önde geçtik. Biraz ileride solda ise benim favori mekanlarımdan olan Dragon vardı. Bayılıyorum Çin yemeğine ve Dragon'a. Ama Emre Ergani'ye söz verdik ve o da bizi Havana Restoran'a götürdü. Mekanın en büyük bölümü, 200 kişilikmiş...

Emre'ye "Burası eskiden garaj mıymış?" dedim. "Evet" dedi. Garajı ne hale getirmişler gidip görün. Çok güzel bir yer olmuş. Boydan boya kocaman bir bar ve etrafında Japon, Çin ve Havana'nın değişik lezzetlerinden oluşan üç restoran var.

Mekanın sahipleri Emre Ergani, Levent Büyükuğur (Max, Da Mario, Tencere, Ebi Sushi), ağabeyi Rıza Büyükuğur (Vogue) ve Kemal Kurçer...

İnsan ilişkeleri Emre'ye, mutfak Levent'e, muhasebe Kemal'e, organizasyonlarda Rıza'ya ait. Havana mutfak olarak çok iddialı. Geçen sene dünya mutfaklarında birinci seçilen ve Four Seasans Oteli'nden transfer edilen Mustafa Baylan yönetiminde bir mutfak servis yapıyor.

Avakado Salatası ile başladık yemeğimize. (7.000.000 TL.) Daha sonra ise ızgara dana bonfile, anna sebzesi ve Porto şarap sosu ile denedik, mükemmeldi. (9.000.000 TL.)

Bunların dışında Havana Restoran'da seçenek çok. Makarnalar çeşit çeşit. Tatlılar ise seçmekte zorlanacağınız türden.

Yemeğin sonuna doğru bar ve orta bölüm çok kalabalıklaştı. 24.00'ten sonra ise Havana dans ortamına büründü. Yemekten kalkan müşteriler, ellerinde içki kadehleri ile orta bölümde dans etmeye başladılar.

Havana'yı sevdim. Şu anda eleştri yapacak bir durum bulamadım. Bulursam, Emre'nin gözünün yaşına bakmam.

KENAN ERÇETİNGÖZ


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır