'Ona yaklaşmayan özünü anlayamaz'
Yıllarca Süleyman Demirel'in yanında çalışmış olan rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil anılarında şöyle diyor: "Satranç oynar gibi, safha safha hesaplayarak, siyaset yapar..."
Cumhurbaşkanı'nın konumu "tartışılabilir bir konum." Zira öyle işler var ki... Cumhurbaşkanı "takdir yetkisini" kullanacak. Veya "yorum" yapacak. Böyle olunca da, "konumunun tartışılırlığı" kaçınılmaz. Söşyle diyor:
- Mesela koalisyon yoluyla çıkacak hükümetlerin kurulması, işlemesi, ülke meselelerine hakimiyeti gibi konularda sorunlar çıkabilir... Ve bu durum, Cumhurbaşkanı'nı, Anayasa'nın 104. maddesindeki görevi ile karşı karşıya bırakır.
YORUM TERAZİSİ
Bir parantez açalım; Anayasa Madde 104: Cumhurbaşkanı devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
- Bu durumla çok karşılaştınız... Ne yaptınız?
- Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasının gözetilmesi görevi... İşte bu yorum ister... Yoruma tabidir... Bu yorum da zaman, zaman tartışılır.
- Yorum yaparken elinizde tuttuğunuz terazi, nasıl bir terazidir?.. Ölçünüz nedir?
- Ölçü şu... Yorumu yapanın, kamu vicdanını algılayabilmesi ve hukukun üstünlüğüne bağlılığı.
- İktidar, Muhalefet veya mahkemelik bir parti... Bu konularda, nelere dikkat ettiniz?
- Günlük siyasetin üzerindeyim... Partilere, eşit mesafedeyim... Mahkemedeki bir partinin... Fazilet'in... Genel Başkanı'nı her ay çağırıyorum... Ana muhalefet partisidir... Konuşuyorum... Düşüncelerini öğreniyorum... Ve bunları, düzenli şekilde de hükümete aktarıyorum... Parti mahkemede olabilir... Ama beratı zimmet asıldır... Mahkeme kararı olmadan, kimseye suçlu muamelesi yapamazsınız.
SANATÇI
- Elli yıldır "bu işlerin" içindesiniz... Bir cümle ile söylemeniz gerekse... Yönetim, sizce nedir?
- Cümle fazla, tek kelime yeter: Sanattır.
Demirel "De Gaulle'ün bir sözünü" nakletti. Ünlü Fransız devlet adamı demiş ki:
- Yönetim bir sanattır... Tabii, bilimsel tarafları da vardır... Ama yönetim bir sanat ise... Kişi, kendi benliğini, içinde bulunduğu meselelere, bir mühür olarak basar.
- Bastınız mı?
- Evet.
- Hiç tereddüt ettiğiniz oldu mu?
- İş yine yoruma geliyor... Ölçüye geliyor... Teraziye geliyor... Mühürümü basarken birşeyi gözardı edemem... Kendi vicdanıma hesap verebilmeliyim... Vicdanım beni rahatsız etmemeli.
SATRANÇ
Cumhurbaşkanı ile 16 Ocak, Pazar günü, öğleden sonra uzun, uzun konuştuk. Köşk'te... Köşk'ün "ikametgah" bölümünde. Sonra... "Telefonla" konuştuk. Sonra... 21 Ocak, Cuma akşamı yine Köşk'te... Ama bu defa "makamda" konuştuk.
Vedalaşırken "efendim" dedik:
- Rahmetli, İhsan Sabri Çağlayangil sizi iyi tanımış. Demirel güldü.
Yazımızın sonunda... İşte... "Çağlayangil'in gözüyle" Süleyman Demirel:
- ...Demirel, görevi ağırlaştıkça dayanmasını, yetkileri çoğaldıkça kullanmasını iyi bilir... Bunalımlarda, her davranışın ne gibi durumlar getireceğini... Onu halledebilirse ortaya ne çıkacağını... Satranç oynar gibi safha, safha araştırarak çözüm yolunu bulmak ister... Ne zaman gerileyeceğini... Direnmenin vaktini iyi hesaplar... Sevgisini, öfkesini, üzüntüsünü hapsetmeyi onun kadar bilen azdır... Kendisini uzaktan seyredenler yanlış tanır... Ona yaklaşmadan özünü bilemezsiniz. (Anılarım, İ.S. Çağlayangil, Güney Yayınları, Sayfa 100)
Rekortmen!
Demirel 31 Ocak 1999 itibariyle 2421 gündür Köşk'te. 119 bin 214 kişiyi kabul etti. MGK Toplantısı 83. Güvenlik Toplantısı 4. Başbakan ile görüşme 290. Genelkurmay Başkanı ile görüşme 219. TBMM Başkanı ile görüşme 142 . Yüksek Askeri Şura Üyeleri ile görüşme 14. Yurtiçi gezi 768. Yurtdışı gezi 120. Gezilerde katedilen mesafe 1 milyon 24 bin 265 km. Görüştüğü yabancı devlet adamı 2.114. Attığı temel 374. Açılış 1.037. Cumhurbaşkanı olarak yaptığı konuşuma 20170. İçerde, dışarda, yerli, yabancı basınla görüşme 958. Sosyal etkinlikler 758. Diğer önemli etkinlikler 1056. Mecliste grubu olan, olmayan siyasi parti başkanları ile yaptığı görüşme 222. Kabul ettiği büyükelçi sayısı 409.
* * *
Bunları duyunca dedik ki:
- Bu koşuşturmaya... Yorulmadınız mı?
Baba da dedi ki:
- Anlamadım... Ne dedin?
- Yani efendim... Nasılsınız? İyi misiniz?
- Ben eyiyim... Ya sen?.. Yoksa yoruldun mu?
YAVUZ DONAT
|