


Umut ışığı
Hazreti Ömer bir gün ağlıyormuş... Görenler "ya Ömer, neden ağlıyorsun" diye sormuşlar... Halife Ömer demiş ki:
- Nasıl ağlamayım?.. Fırat'ın kenarında bir kuzu kaybolsa... Korkarım ki... Ömer'den sorulur.
Yedi yıl önce Uğur Mumcu kayboldu.
Hem de "Fırat'ın kıyısında" falan değil...
Ankara'nın göbeğinde.
Sahi...
"Kimden" soracağız?
***
Köksal Toptan "12 Eylül öncesi" de Hükümet üyesiydi.
"Uğur Mumcu öldürüldüğünde" de.
Dün konuştuk.
Toptan:
- Mumcu'nun öldürülmesinden sonraki ilk Bakanlar Kurulu toplantısını, dün gibi hatırlıyorum.
- Nasıl geçmişti?
- Buz gibi... Moraller bozuktu... Aklıma, 11 Eylül 1980'deki Bakanlar Kurulu toplantısı geldi... Dışarda bombalar patlıyordu... Patlama sesleri, Kabine toplantısından duyuluyordu... Kendi kendime "acaba" dedim... Yine aynı senaryo mu tekrarlanıyor?.. Acaba... Türkiye yine kaosa... İhtilale mi sürüklenmek isteniyor?.. Sanıyorum... Kabinedeki çok kişi de benim gibi düşünüyordu... Ama kimse bunu söylemiyordu.
- Sonra?
- Mumcu'nun ölümü ile birlikte... Türkiye bir sınav verdi... Demokrasi sınavı... Herkes, demokrasinin ipine sarıldı.
Toptan "Mumcu, demokrasiye hizmet etti" dedi.
Ve ekledi:
- Yaşarken... Yazılarıyla etti... Öldü... Türkiye'yi birleştirerek... Demokrasi yanlılarını kenetleyerek etti.
Toptan'ın analizi doğru...
***
Adalet Bakanı Prof. Hikmet Sami Türk "Uğur'la... Aynı fakültede asistandık" dedi.
Sonra da...
"Asistan Uğur Mumcu'yu" anlattı:
- Hayat doluydu... En zor koşullarda bile espri yapmayı başarırdı.
"Hocam" dedik:
- Mumcu olayı... Hâlâ karanlıkta... Hâlâ... Faili meçhul.
Adalet Bakanı:
- Titizlikle üzerine gidiliyor... Kesin bir şey söylemek istemiyorum ama... Bu son operasyonlarda... Uğur Mumcu olayında olsun... Ahmet Taner Kışlalı konusunda olsun... Sanki... Bir umut ışığı var gibi.
***
- Sayın İçişleri Bakanı... Sizi kutluyoruz... Bir "Tantan rüzgarı" estiriyorsunuz.
- Teşekkür ederim ama... Yapacak çok işimiz var... Henüz işin başında sayılırız... Hatta... Daha işe başlamadık desek yeridir.
- Sayın Tantan... Uğur Mumcu olayında... Durum nedir?
- Her şey... Bütün ayrıntılar... Büyüteç altında.
- Çözülecek mi?
- Emniyet teşkilatı yarış halinde... Heyecan içinde.
- Efendim, çözülecek mi?
- Bilgi akımı... Teknoloji... Emniyet her yönden mükemmel çalışıyor.
- Sayın Bakan... Sorumuza hâlâ yanıt vermediniz.
- Şu kadarını söyleyebilirim... Faili meçhullerde bir yere gelinecek... Mutlaka... Ama mutlaka gelinecek.
- Hangi takvimde?
- Elimizde bazı disketler var... Hele onlar çözülsün... Mesafe alınacak... Bir yere ulaşılacak.
***
Görünen o ki...
Devlet "derleniyor, toparlanıyor..."
Bu rüzgar böyle eser, bu süreç böyle devam ederse...
İnanıyoruz...
Faili meçhuller teker teker çözülür.
Ve artık, "Fırat'ın kenarında" kuzu kaybolmaz.
Kaybolsa bile...
"Faili ile birlikte" bulunur.