Hizbullah'ın Silâhlı Kuvvetler'le irtibatlandırılmaya çalışılması akıl ve mantıkla bağdaşmayan büyük bir iftiradır!
Genelkurmay Başkanlığı dün yayınladığı bildiride bu ifadeyi kullandı.
Bildirideki bir değerlendirme de şu:
"Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin irticaya karşı sürdürdüğü kararlı tutumu 'irtica paranoyası' şeklinde değerlendirenlerin ya bilgisizlik içinde oldukları ya da maksatlı olarak bu iddiayı ileri sürdükleri kıymetlendirilmektedir."
Son değerlendirme tamamen doğru.
Zaten bildiride de ifadesini bulduğu gibi, irtica tehdidinin bir kuruntu değil, yakın bir tehlike boyutu aldığını, Hizbullah'ın acımasızlığı ve kazılan ölüm tarlaları bütün dehşeti ile gözler önüne serdi.
28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu belgesi, devletin ve toplumun uyandırılması yolunda ordunun rejime yaptığı büyük bir hizmet olarak tarihe geçmiştir.
Şüphe, PKK'ya karşı yürüttüğü mücadele sırasında devletin Hizbullah'tan yararlanıp yararlanmadığı, yararlandıysa Hizbullah'ın bu avantajı örgütünü büyütmek yolunda kullanıp kullanmadığıdır.
Genelkurmay bildirisi, böyle yanlış bir asayiş politikası uygulandıysa en azından askerin bundan bilgisinin olmadığını, bu ilişkiye taraf olmadığını ortaya koyuyor.
Bu rahatlatıcı bir teminattır.
Ama devletin bütün güvenlik birimlerini temize çıkarmaktan uzaktır.
Çünkü Başbakan bile bundan emin değil. Sadece "Kanıt olmadan konuşmam" diyor. "Yapılmışsa yanlıştır" diyor.
Cumhurbaşkanı "Eğer devletin gücü veya adamları kullanılarak bu himaye yapılmışsa, suçtur. Yakalarına yapışırız" diyor.
Diyarbakır Valisi Serhatlı "Bir dönem Hizbullah'a sempati ile bakıldığı doğrudur" dedi.. Eski OHAL Valisi Ünal Erkan "Hizbullah'ın PKK'ya dönük eylemlerine hoşgörülü bakan bazı mensuplarımız oldu" dedi.
Terör yerleştiği ülkeyi kirletir. Ordu temiz kalmışsa bu bizim şansımızdır. Terörün kökünü kazıyacak güç ve kararlılıkta bir iktidar çıkmışsa bu da ikinci şansımızdır.
Bu şansı iyi kullanmak, devlet içinde terörle mücadele adına bile olsa terörü kullanmış unsurlar varsa onları ayıklamaya bağlıdır.
İyi amaçlar uğruna kötü ve kirli aletler kullanmak.. Bu tecrübenin ilerde tekrar yaşanmayacağından emin olmak istiyoruz!
Dün Ankara'da dolaşan bu soru herkesi rahatsız etti. Toplum adalet istiyor ve böyle bir af vicdanları kanatacaktır.
Öyle ya, kurbanlarına insanlık dışı işkenceler uygulayan bu canavarlar, yasanın istediği bilgileri devlete verince idamlık suçlarının karşılığı olarak 9 yıl, müebbet hapislik suçlarına karşılık 6 yıl yatıp çıkacaklar mı?
Hiçbir vicdan bunu kabul edemez.
"Türk halkı adına" karar veren mahkemeler, pişmanlık yasasının sunduğu nimeti herhalde cömertçe dağıtmaktan sakınacaktır.
Terörü yenmenin çaresi, katilleri örgütlerine ihanete teşvik edeyim derken adaleti hançerlemek olamaz!