kapat

24.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Reklamsız terör!

Hizbullahçı canilerin terörün değişmez bir kuralını bile "katlettikleri" anlaşılıyor.

Değişmez kural, terörün "reklam" peşinde olduğudur.

Teröristin her türü, istisnasız, döktükleri kandan, aldıkları candan çok medyada kapladıkları alanı arttırmak ister.

Bu nedenle de kanlı eylemlerini sürekli olarak gündemde kalmak için gerçekleştirirler. Bu yüzdendir ki teröristler hiçbir kanlı eylemi imzasız bırakmaz.

Bırakmışsa, ilk işi medyaya açıklama yapmaktır.

***

Hizbullahçı cellatların ise tümüyle farklı bir yöntem izledikleri anlaşılıyor.

Belli ki geniş bir kamuoyunda değil, dar ama belli bir çevrede tanınmayı kendilerine hedef seçmişler.

Elbette ilk akla gelen soru şudur:

- Kurbanlar neden hep benzer çevreden seçilmiştir?

Mezar evlerde alçakça öldürülenler arasında, hep belli bir kesimden yurttaşlarımız vardır.

Paraları için, kendilerine ters gelen görüşleri savundukları için öldürülenler arasında bile sol diye bilinen veya kendilerini laik diye tanımlayan kesimden, toplumda adı sanı olan kimseler yoktur. (Konca Kuriş Hanım bile olanca saygıdeğer ve yiğit kişiliğine rağmen bu tanımın dışındadır.)

Hizbullahçılar'ın temel ve nihai hedefi öyle anlaşılıyor ki, din kavgası çıkartmak kardeşi kardeşe kırdırmak ve ülkeyi parçalamak. Ama bu hedefe doğru ilerlerken, tuzağa düşürüp öldürdükleri arasına kesinlikle laikleri dahil etmiyor. Bu cinayet şebekesi bu hedef için belli ki, bir kısım dinine bağlı dar bir çevreyi tehdit ve dehşet altında tutmayı yeterli görüyor.

Dar bir çevrede bilinmek belli ki stratejilerine daha uygun düşmekte. Yalnızca belli bir çevrede bilinen eylemler, o çevredeki çaresizliği ve dehşeti sürekli canlı tutacak, teslimiyeti sağlamakla kalmayacak örgütün emrine gireceklerin sayısını da arttıracaktır.

Hükümet yetkililerinin PKK'dan daha tehlikelidir sözü bu nedenledir.

***

PKK bile yirmi yıla yakın süredir döktüğü onca kana rağmen, ciddi bir kitle desteği bulamadı. Sonunda ilkel kanlı ve ırkçı bir çeteden öteye gidemedi.

Nasıl ki, PKK'nın hedefi bölgesel yoksulluğu ve yönetimle ilgili bazı kusurları istismar ederek, Kürt kökenli yurttaşlarımızı devlete karşı kışkırtmak istemişse, Hizbullahçılar'ın da amacı dinine içtenlikle bağlı kesim üzerinde baskılar yaratmak, bu kesimi laik yaşam tarzına ve laik cumhuriyete karşı ayaklandırmak...

PKK gücünü yoksuluktan yerel yönetim yanlışlardan alırken, Hizbullah'ın da varlığını dini siyasete alet edenlere borçlu olduğu ortaya çıkıyor.

Dini siyasal bir motif olarak kullananlar, ibadetlerini politik gösterilere dönüştürenler Hizbullahçılığı istemeden besliyor.

Özelikle 1980'lerden başlıyarak kongre veya iktidar koltuğu elde eden kimi siyasetçilerin ilk işi tantanayla camiye gitmek ya da peşlerine gazeteci ordusu takarak Kabe'yi ziyaret oldu. Bu arada bin yıldan beri açık olan camilerimize, Anadolu'da bin yıldan beri konu bile olmayan başını örten kadınlara siyasetçilerin el atmaları belli ki Hizbullahçılar'ın iştahlarını kabartmış.

***

Din istismarcısı siyasetçiler elbette kendilerine uygun görevlilerle çalışıyorlar.

Bu arada her devirde her ülke de ortaya çıkabilecek kimi işgüzar kamu görevlileri de bilerek bilmeyerek Hizbullahçılar'ın betonuna harç taşımış oluyor. Bu görevliler arasında "İti iti kırdıralım, aradan biz sıyrılalım!" diyen çete tellalları da çıkabiliyor, Hizbullahçılara el veya gönül verenler de...

Çok şükür ki son seçimlerle birlikte yaver gitmeye başlayan talihimiz sayesinde akla hayale sığmayacak uçurumlardan kurtuluyoruz.

Bir de şu medyamız, binlerce bebeğin yaşlının katili PKK'ya bile rahmet okutan cani şebekesi Hizbullah'a "İslami Terör Örgütü" falan demese...

İnançlara saygılı olacaksak, değil İslamiyet'i, terörle hiçbir dini aynı paranteze alamayız!

***

Uğur Mumcu'yu katledilişinin yedinci yılında saygıyla, özlemle anıyoruz. Katillerinin bulunmasını diliyoruz...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır