Diyorlardı ki "Türkiye'de irtica tehlikesi asla yoktur.." Diyorlardı ki "İrtica tehlikesinden söz etmek paranoyadır.."
Diyorlardı ki "Üç beş kendini bilmezle irtica mı olur?"
Peki şimdi ne diyecek bu hazerun?
Hizbullah soruşturmasının tam göbeğinde oturan iki isimle konuştuk.. Dedikleri şu: "Hizbullah, PKK'dan bile daha tehlikeli bir örgüttür..."
Bunu yeni de söylemiyorlar.. Hep söyleyerek geldiler..
"Nereye kadar giderse oraya kadar gideceğiz.." Bu cümle de, soruşturmanın tam göbeğindeki bir ismin cümlesi.. Bütün Türkiye'nin tanıdığı ve takdir ettiği bir ismin..
Bekleyin, göreceksiniz ki, Hizbullah'ın siyasilerle olan ilişkileri de tespit edilecek ve kamuoyu bu isimleri öğrenecek..
Son günlerde ulusça dehşet içinde yaşadıklarımız, gördüklerimiz, seyrettiklerimiz, ülkemizdeki irtica tehlikesini "hoşgörü" kılıfına uydurmaya çalışanların da yüzünde bir tokat gibi patladı..
Bu arada bir başka duruma dikkatinizi çekmek istiyorum; Arap basınında, bizim Hizbullah operasyonları ile ilgili tek satır haber çıkmadı. Örneğin İran basınında tek kelime bile yok.. Neden acaba? Avrupa basını da, Türk polis teşkilatı ve MİT'in bu büyük başarısını neredeyse görmezden gelecek.. Tek tük gazetede bu konuda yorum çıktı.. Neden acaba? Washington Post'un sersemliğini ise SABAH'ta okudunuz geçen gün..
Hey gidi Erbakan hey.. Çöl bedevisi Kaddafi'nin çadırında el pençe divan duran, Türkiye'yi rezil eden Erbakan.. Kulakların çınlasın.. Dini siyasete alet eden veya etmeye kalkanları, bu millet, son birkaç gündür TV'de izlediklerinden sonra, hiçbir zaman unutmayacak.. Yüce dinimizi istismar eden, etmeye kalkan herkesi Allah kahretsin.. Bakın iş nereye kadar geldi? Ne kadar korkunç boyutta irtica tehlikesi..
Şimdi gelelim bir başka konuya...
Şu sıralar Beykoz Konakları müthiş rağbette.. Oradan ev alan alana.. Parası olan tabii ki istediği evi alır.. Bunun bir sakıncası yoktur.. Ve fakat buradan 600 bin dolara (327 milyar Türk Lirası) ev alanlar devlet memuru olursa, o zaman "nereden buldun" diye sormak gerekmiyor mu?
Üstelik bu devlet memuru Dışişleri Bakanlığı memuru ise, bu soruyu iki kere sormamız şart değil mi?
Sevgili dostum Dışişleri Bakanı İsmail Cem; acaba bir soruşturma açtırmayı düşünüyor mu bu konuda?
Sayın Başbakan Bülent Ecevit, siz daha önce bu büyükelçi hakkında soruşturma açtırmıştınız.. Acaba bu soruşturma hangi aşamada? Bize bu konuda bilgi verirseniz çok mutlu olacağız..
Türkiye'de devlet sırlarının dışında hiçbir şey gizli kalmamalı.. Bu sizin prensibiniz.. O zaman prensibinizin gereğini yerine getirin..
Sayın Başbakan, devleti zarara uğratan, rüşvet alan devlet memurlarını da, kim olurlarsa olsunlar, lütfen ve de asla, af kapsamına almayın.. Bu konuda bize sayısız istek geldi.. Halkın bu isteğini size iletmek istiyoruz..
Çünkü devlet eğer ciddi bir devletse, kendini soyanları asla affetmemeli, diye düşünüyoruz.. Ve bizim gibi düşünen milyonlarca insanın varlığına da inanıyoruz..