kapat

24.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Müşteriler

Geçenlerde ayakta bira, meyva suyu, ayran içilen; sahanda yumurta, sosis, sandviç yenilen o mâlum ekspres lokantalardan birinin kasası arkasında bir müddet durdum.

Moliere'in insanları incelemek için gidip oturduğu berber dükkanındaki meşhur koltuk, olsa olsa bu kasanın arkası kadar enteresan olabilir.

Herkes kendine göre bir jestle geliyor, kendine göre bir jestle parayı ödüyordu.

İşte bir bücür boylu adam. Yaşı otuz beş, kırk civarında. Kafası dik, göğsü ileri doğru çıkık, elinde şapkası... Sert adımlarla yürüdü, bacaklarını pergel gibi gererek durdu. Parayı verdi. Cümle alem kendisiyle meşgulmüş de, o kimseye aldırmıyormuş gibi gene aynı eda ile sağa sola bakmadan pür azamet kasıla kasıla çıktı gitti.

Bir yerde şef muavini falan olmalı.

Yapısının küçüklüğünü hazmedecek kadar zeka ve olgunluk gösteremeyenler, ekseriya tavırlarının büyüklüğü ile bunu telafi etmeye uğraşırlar.

İşte kamburumsu, traşı uzamış, ütüsüz elbiseli biri daha... Kasaya gölge gibi sokuldu. Yok olmaya, silinmeye yatkın bir hali var. Parayı elinde önceden hazırlamış. Ne bir kuruş eksik, ne bir kuruş fazla. Besbelli dükkana girerken mali takatini şöyle bir yoklamış, ne yiyip ne içeceğini hesaplamış.

Başı önünde, mütevekkil uzaklaştı.

Arkasından baktım, pabuçlarının ökçesi yenmiş, pantolon paçaları tirfillenmişti. Sırtında ellinci sınıf bir memurun bezgin damgası vardı.

İki kız gülerek geldiler..

Biri çantasını açtı. Öteki:

- A bırak kardeş, vallahi olmaz, dedi.

O da çantasını açtı.

Birincisi:

- iki sandviç, iki ayran, ne kadar, dedi.

- İki lira.

Bir iki buçukluk uzattı:

- Buyurun.

Paranın üstünü hiç önem vermiyormuş gibi alıp çantasına attı. Kıkırtılı konuşmalarına devam ederek çıktılar.

Uzun boylu bir genç geldi. Bir kaşı kalkıktı, ağzında sigara vardı. Kasaya yan duruyor, meyva suyu içen başka kızları süzüyordu. İki elini cebine soktu, omuzlarını dalgalandırarak yürüdü. Klark çeken bir artist gibiydi. Kendinden emin olduğu için herkese sözde boş veriyordu.

Kasketli palabıyıklı biri yaklaştı. Aksi, herkesi dövecekmiş gibi bakıyordu. Şişkin bir cüzdan çıkardı. Bir elli kağıt ayırdı, uzattı:

- Hele al bakalım şunu.

Garson seyirtti saymaya başladı:

- Üç votka limon, bir şiş kebabı, bir plaki...

- Kebap kötüydü ha bilesin.. Haydi eyvallah.

Bahşiş falan vermedi yürüdü.

Tombalakça bir adamla, gözlüklü sıska arkadaşı hesap münakaşası yaptılar:

- A müsade buyurun beyefendiciğim, istirham ederim.

- Canım ısrar etme Raif Bey, bu sefer sıra bende.

Parayı ikincisi verdi.

Yaşlı bir kadın parasızlıktan şikayet etti.

İki yedek subay talebesi, hiç konuşmadan borçlarını ayrı ayrı ödediler.

Müşterilerin çoğu asık yüzlüydü. Gözlerinde ışıksız bir boşluk vardı. Çoğunda da kalabalığa karşı suni bir poz hissediliyordu.

Not: 38 yıl önce yazılmış bir yazı... "Milliyet" koleksiyonundan...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır