
Tarihi görev
Hizbullah'ın ölüm tarlaları kazıldıkça ulusça sürüklendiğimiz dehşetin uçurumu derinleşiyor.
Devlet Bakanı MHP'li Şuayip Üşenmez dün "Hizbullah PKK'dan daha tehlikeli. 4 bin aktif elemanı ve 40 bin sempatizanı var" dedi.
Hükümet üyelerine ve devlete ait gizli bilgilere sahip Başbakanlık görevlisi Abdülsamet Yıldız'ın yakalanmasıyla ilgili olarak da şu yorumu yaptı:
"En mahrem yerlere kadar girmişler. Ecevit'i, Bahçeli'yi Allah korumuş.."
Abdülsamet Yıldız, örgütün askeri sorumlusu Mahmut Demir'in itirafı üzerine yakalandı. Mahmut Demir, Abdülsamet Yıldız için "Örgütte benim üstümdeki kişi" dedi.
Başbakanlığa Refahyol döneminde getirilen Yıldız, koalisyon düşünce irticacı kadronun ayıklanması sırasında Tarım Bakanlığı'na gönderilmiş fakat bir ay sonra bugünkü görevine geri dönmüştü.
Başbakan Ecevit "Başka bazı devlet kuruluşlarına da sızmış olabilirler" dedi. Mutlaka sızmışlardır.. İrticai örgütlerin özellikle polis, adliye ve eğitim kurumlarında köşe başlarını tutma hevesini, 1973 seçimlerinden sonra Erbakan'la kurduğu koalisyondan beri Ecevit yakından bilir.
Kaleyi içten fethetmeye çalışmak, irticai örgütlerin Hasan Sabbah'tan bu yana bin yıllık yöntemidir. Fethullah Gülen de o bilinen kasetinde yandaşlarına "Devlete girin ve yükselin. Devletin can alıcı noktalarını tutun ve işareti alacağınız günü bekleyin" demiyor muydu?
İrticai teröre karşı devleti ve toplumu uyandıran 28 Şubat MGK kararları ve kendini hazır hissederek harekete geçmeden önce Hizbullah'a darbe vuran bu hükümet Türkiye için şans olmuştur.
Yürü Tantan yürü!
Şimdi önümüzde çetin bir gündem duruyor.
Hizbullah kurbanlarının mezarlarını kazmak yetmez. Hizbullah'ı yaratan gaflet mi, dalâlet mi, yoksa hıyanet mi; her neyse vampir üreten bu karanlığın tümüyle aydınlatılması gerekiyor.
İçişleri Bakanı Tantan, "Hizbullah'ın devletçe korunup kullanıldığı" yolundaki savların "PKK propagandası" olduğunu söyledi. Ama Başbakan Ecevit bile o kadar emin değil. Ecevit şöyle diyor:
"Elimde kesin bulgular olmadan bir şey söylemem. Geçmişte öyle yöntemler kullanıldıysa çok yanlıştır.."
Bu söz, aynı yöntemlerin en azından bu hükümet tarafından kullanılmayacağı güvencesidir. Ama önemli olan tümüyle tarihe gömülmesi.. Çaresi de, siyasi sorumlularının ortaya çıkarılması ve hesap sorulması.
Kurbanlarının sayısı yüzlerle ifade edilen boyutlar kazanmasından ve PKK'nın ancak tasfiye edilmesinden sonra Hizbullah'ın üstüne gidilmesi kafaları karıştırıyor.
Hizbullah öteki terör örgütleri gibi öldürmekle yetinmiyor. Bunlara günlerce işkence uyguluyor, sorguları ve infazı kaydedip saklıyor.
Bunun sebebi ve amacı ne?
Cevabı bulunursa mutlaka pek çok giz gün ışığına çıkacaktır!
Türkiye terörden ve örgütlü suç belasından kurtulmak yolunda tarihi bir fırsat yakaladı. Güven verici bir hükümet işbaşında ve Ahmet Vardar'ın dediği gibi cesur, namuslu bir İçişleri Bakanı var.
Hükümet ve Meclis, Tantan'a "yürü" desin ve bu tarihi vatan görevi yerine getirilsin!