Kan içinde 47 kez inip kalkan koca bir bıçağa ve onun altında inleyen acı dolu bir insana baktı. Küçük Gülşen, uyuşturucu bağımlısı babasının, annesinin canına kıydığının tek şahidi... Hem de gördüklerini ömür boyu unutamayacak bir şahit...
Bundan tam beş yıl önceydi. Birbirlerini çok seven iki insan hayatlarını birleştirdi. Taner Şen, biricik aşkı Halide Kocabey ile mutluluğa adım attı. Evliliğin ilk günlerinde hayat çok güzeldi. Taner, az kazansa da evine bakıyor, sevgileri onları ayakta tutuyordu. Sonra da, Gülşen bebek katıldı aralarına. taptaze soluğuyla bir başka mutluluk kattı yaşamlarına..
Artık herkes gıpta ile bakıyordu Şen çiftine... Birbirini delicesine seven, dünyalar güzeli çocukları olan şanslı bir çiftti onlar başkalarının gözünde... Derken kabus dolu günler başladı. Taner, uyuşturucunun ağına düşmüştü bir kez. Çırpındıkça iyice batıyor, bir türlü kurtulamıyordu.
Halide, hep eşine yardım etmek istedi, desteğini hiç çekmedi. Defalarca oturup konuştular. Taner her seferinde eşinin ve çocuğunun geleceği için uyuşturucuyu bırakacağına yemin ediyordu. Ama ertesi gün tekrar başlıyordu.
Kısa süre içinde işyerindekiler de anladı Taner'in "bağımlı" olduğunu. Patronun kulağına gidince bu durum, son verildi işine Taner'in...
İşsizlik iyice bunaltmıştı genç adamı. Uyuşturucu almak için para bulamamak onu delirtiyordu.
Herkese borçlanınca; sıra Halide'nin düğünde takılan altınlarına gelmişti. Gözleri dolarak çıkartıp verdi hepsini, ama tek bir sitem sözü etmedi... Ta ki, Taner'in başka bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrenene dek...
O an beyninden vurulmuşa dönmüştü. Aşkı için bütün eziyetlere, sıkıntılara katlandığı, uyuşturucu kullandığı halde terketmediği kocası onu aldatıyordu...
Artık canına tak eden Halide eşinden ayrılmaya karar verdi. Küçük kızı Gülşen'i de alacak, ailesinin yanına gidecek ve yeni bir hayata başlayacaktı.
Eşyalarını toplamaya başladığı sırada Taner geldi eve. Belki yine uyuşturucu almıştı. Bakışları değişmiş, yüzü kararmıştı. Öfkeyle sordu Halide'ye ne yaptığını... Halide "Gidiyorum" diye başladı sözlerine, "Artık dayanamıyorum. Bütün yaptıkların yetmiyormuş gibi bir de beni aldatıyorsun" diye devam etti.
Ama Tamer hiçbir şeyi anlayacak gibi değildi. Sabit gözlerle Halide'nin bavuluna koyduğu eşyalara bakıyordu. "Bırak onları yerine" diye bağırdığında, Halide korkuyla irkilmiş, Gülşen bebek ise ağlamaya başlamıştı.
Halide, bu şekilde yaşayamayacağını düşünerek dönmedi kararından. Bebeğini kucağına, bavulunu eline alıp çıkmaya hazırlandı.
Ama Taner Şen son sözünü söyleyiverdi:
"Bu evden ancak ölün çıkar.."
Ardından dediğini yaptı. Uyuşturucunun felç ettiği beyni; ellerine mutfaktaki ekmek bıçağını almasını ve bir zamanlar aşkıyla yanıp tutuştuğu karısını öldürmesini emretti. Elleri emri yerine getirdi. Tam 47 kez inip kalktı bıçak...
Gülşen bebek, babasının vahşeti karşısında hıçkırıklara boğulmuştu. Küçük kömür karası gözleri, gözyaşlarıyla dolmuş, o kanlı bıçağa kenetlenmişti. O talihsiz çocuk henüz üç yaşındayken, sadece sevgiyi, neşeyi, şevkati görmesi gereken yaşta, cinayete tanık olmuştu. Hem de babasının işlediği cinayete...
Taner Şen kendine geldiğinde, elleri Halide'nin kanıyla kıpkırmızı kesilmişti. Halide ise ayaklarının dibinde kıpırtısız yatıyordu. Artık cansızdı bedeni.
Taner bir kendine, bir eşine, bir de köşede korkuyla büzülen küçük kızına baktı. Ancak o an anlayabildi ne yaptığını.
Parmakları titreyerek uzandı telefona... Halide'nin annesinin numarasını çevirdi. Karşıdan cevap gelince, tek bir cümle söyleyebildi vahşetini anlatan:
"Kızınızı kestim.." Arkasında kıydığı canı, kızını ve evini bırakarak karakola koştu. Adalete teslim oldu. Taner Şen, artık idam istemiyle yargılanan bir tutuklu. Mahkemenin hakkında vereceği hükmü bekliyor.
Savunması tek kelime:
"Pişmanım.."
ERDİNÇ YILDIRIM - NESLİHAN KESKİN