


Muhalefet sorunu
Yirmi günlük aradan sonra, Meclis dün çok canlıydı... Grup toplantıları da öyle... Fazilet grubu, kalabalıktı... ANAP grubu da.
Ama dün "en kalabalık... En canlı" toplantı MHP'nin Meclis grup toplantısıydı.
Zira "işin içinde" merak da vardı.
"Beklenti"de.
***
"Meraklıların" merak ettikleri husus şuydu:
- Zirvede, Öcalan için alınan karar, MHP grubunda nasıl karşılanacak?.. Tepki gösteren çıkacak mı?
"Beklenti sahiplerinin" beklentileri ise...
MHP'nin karışmasıydı.
Meraklılar, toplantı sonunda meraklarını giderdiler ama...
"Beklenti sahipleri için" aynı şeyi söylemek imkânsız.
MHP "karışmadı."
Karışacağa da benzemiyor.
***
MHP Meclis grup toplantısı "iki bölümden" oluşuyordu.
Birincisi "basına açık bölüm."
İkincisi "kapalı.
Kapalı toplantıda Devlet Bahçeli "özetle" dedi ki:
* Liderler zirvesi çetin geçti.
* MHP olarak dik durduk.
* Onların arasında (DSP ile ANAP) fikir birliği vardı... Biz de onlara katılsaydık, zirve 15 dakikada biterdi.
* Dizginler (Öcalan konusunda) hükümetin elindedir.
* Türkiye'ye karşı bazı çevrelerden ya da dışardan bir talep ortaya konursa... Muhatabı, Cumhuriyet hükümetidir.
* Bir eylem olmuş... Veya bir demeç verilmiş... Bunları o kadar da büyütmeyiz. Ama temel hedefe aykırı bir şeyle karşılaşırsak... Tereddüt etmeden, gereğini yaparız.
***
Devlet Bahçeli konuşması bitirdi.
Ve herkes alkışladı.
Ne "soru soran" oldu.
Ne de "söz isteyen."
Oysa "beklenti" farklıydı.
MHP grubundan "çatlak ses çıkacağı havası pompalanıyordu."
Ama "MHP tek ses."
***
Fazilet Partisi ile DYP, bir süredir "MHP'nin içini kaşıyorlar."
Kaşırken de...
"En hassas konuyu" kurcalıyorlar.
Öcalan meselesini.
Yani, MHP tabanının "yumuşak karnını."
Hükümeti "bu yolla" sarsacaklarını düşünüyorlar.
Ama dün görüldü ki...
Evdeki hesap çarşıya uymuyor.
MHP tabanı "tavanın ağzına" bakıyor.
Tavanda da "uyum" var.
"Disiplin" var.
***
Muhalefetsiz demokrasi olmaz.
Demokrasi gücünü biraz da "etkin muhalefetten" alır.
Muhalefet ise...
"Siyaset üreterek" güçlenir.
Bizdeki muhalefet, siyaset üretmek yerine "başkasının içini karıştırmayı" tercih ediyor.
"Kolaya" kaçıyor.
Ama sonuç da alamıyor.
***
Devlet Bahçeli, dün grubun "kapalı bölümünde" isim vererek, Prof. Çiller'den bahsetti.
Bahçeli, Tansu Hanım'a demiş ki:
- Siz, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi konusunda, rolü olan bir siyasi şahsiyetsiniz. Şimdi (Öcalan konusunda) söylediklerinize hayret ediyorum.
Devlet Bey "bunları" anlattıktan sonra ekledi:
- Ben böyle konuşunca, Sayın Çiller'in yüzü kızardı.
***
Hükümet "uyumlu... Güçlü..."
Ama "uyumlu... Güçlü" diye, hükümete muhalefet edilmeyecek mi?
Hiç "böyle bir dönem" yaşamamıştık.
"Muhalefet boşluğu" olan bir dönem.