BEŞİKTAŞ'lı hayvanseverler atakta. İstanbullular'a tam 30 bin adet mektup postalamışlar; sokak hayvanlarına sahip çıkılmasını istiyorlar. Bana da gönderilen mektupta sahipsiz kedi köpeklere yapılacak yardımların ahirette sevap olarak geri döneceği belirtiliyor, şöyle deniyor:
"HERGÜN binlerce kedi ve köpek aç, susuz bakıma muhtaç bir halde ölüme terkediliyor. Hatta insafsızca öldürülüyor. Apartmanlarınızın önüne yemeklik, suluk mutlaka yapalım. Artmış yemeklerinizi o kaplara bırakın. Sularını eksik etmeyin, aç kalmasınlar. Bu katkınızdan dolayı her ay apartman çekilişi yapılacak ve çeyrek altın kazanacaksınız."
HAYVAN sevgisi elbette ki yüce bir duygu. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var. İstanbul'da, 21'inci yüzyılın eşiğine gelindiği sıralarda ortaçağ hastalığı kuduz yüzünden hayatını kaybeden Muzaffer Behar'ın başına gelenler çok ibret verici. Behar 28 Mart 1999 günü bir sokak köpeği tarafından alnından ısırılıyor. Köpeğin kuduz olduğu saptanıyor. Behar'ın ilk aşısını, Çemberlitaş Kuduz Tedavi Merkezi'zinde "arife günü" olması dolayısıyla doktor bulunmadığından bir sağlık memuru yapıyor. Ama sağlık memuru serum konusunda bilgisiz olduğu için Behar'ı ailesi, serum taktırmaya Haseki Hastanesi'ne götürüyor. Eksi 4 derecede korunması gereken aşılar hastaneye gidene kadar bozuluyor. Ayrıca, Haseki'deki nöbetçi doktor da serumun nasıl uygulanacağını bilmiyor. Bunun üzerine Behar, SSK Okmeydanı Hastamesi'ne götürülüyor. SSK'lı olmadığı için müdahale yapılmıyor. Şişli Etfal Hastanesi'ne koşuyorlar. Serum nihayet uygulanıyor. Behar evine gönderiliyor. 15 gün sonra kötüleşiyor, üç hastane dolaştırıldıktan sonra Şişli Etfal Hastanesi'nin tecrit koğuşunda kudurarak ölüyor. Şimdi, Beşiktaş'lı hayvanseverlerin isteğine uyup apartman kapılarımızın önüne "yemeklik, suluk" koyalım. Sokak köpeklerini besleyelım: özgürce üreyip çoğalsınlar...
PEKİ Muzaffer Behar trajedilerini ne yapacağız? Görmezden duymazdan mı geleceğiz? Nitekim Behar'dan sonra kuduz bir çok ocak söndürdü. Sokak hayvanlarının özgürlüğünü insan hayatının önüne mi geçireceğiz?
SOKAK köpeklerinin apartman kapılarında beslenmesi gibi bir öneride mantık ve sağduyu aramak olanaksız. Böyle bir öneride insaf ve sorumluluk duygusunun zerresini de göremiyoruz; çünkü insan hayatı hiçe sayılıyor. Hayvanseverlik namına kimse ortaçağ sevgisizliğine ve ilkelliğine davetiye çıkartmasın.