kapat

19.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Canlı yayın tartışması
4 saatlik operasyonun televizyonlarda canlı yayınlanması şu soruyu gündeme getirdi: Ya teröristler canlı yayını izleyerek, binaya girmeye çalışan polislerin yerlerini tespit edip, ona göre önlem alsalardı?

İSTANBUL polisinin, Hizbullah örgütü ile girdiği çatışma televizyon kanalları tarafından naklen yayınlandı. Polisin, eve nereden girmeye çalıştığı, nereden bomba attığı, nişancıların nerelerde durduğu teker teker gösterildi. Hizbullah militanları, televizyonlarını açsalardı, polislerin her adımından haberdar olabileceklerdi. Belki de operasyon, acı kayıplarla sonuçlanacaktı. Bütün bu kötü ihtimaller, neyse ki gerçekleşmedi.

GAZETECİLER HÜCUM ETTİ
İstanbul, önceki gün en haraketli "4 saati" yaşadı. Beykoz'da, Hizbullah'ın elebaşısı ve 2 üst düzey yetkilisi, polislerle çatışmaya girdi. Çatışma haberi polis telsizlerinden duyulur duyulmaz, Beykoz bir anda yüzlerce gazeteci ile doldu. Büyük çatışmayı görüntülemek isteyen yüzlerce gazeteci, televizyoncu polis hattının arkasını doldurdu. Canlı yayın araçları, maç yayınlıyormuşçasına "göreve" başladı. Haberciler en iyi görüntüyü alabilmek için uygun ve güvenli noktaları bulup yerleşti, bazıları sipere bile yattı!

AYRINTILAR "AZ SONRA"
Polis, ilk önce canlı yayın araçlarını, telsiz ve telefon görüşmelerini sekteye uğrattıkları gerekçesiyle bölgeden uzaklaştırmak istedi. Bu bir anlamda aslı olan bir gerekçeydi, ama gerçek amaç, canlı yayında polisin her adımını gösteren televizyoncuların, bilinçsiz de olsalar teröristlere "yardımcı" olmalarını engellemekti. Gerçekten de, canlı yayında her kanal ayrı bir açıdan operasyonu yayınlıyordu. Timlerin hangi noktadan eve yaklaştığı, hangi camdan ateş ettiği, kaç bomba attığı, dışarıda kaç polis olduğu, silahları, bir macera filmi akıcılığında izleyiciye sunuluyordu.

HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Vatandaş haber alıyordu, ama bir sakınca gözardı ediliyordu: İzleyiciler arasında teröristlerin de olabileceği! İçerideki militanlar, herhangi bir kanalı açıp seyretmeye fırsat bulsalardı, polisin yaklaştığı yönü farkedip o tarafa ateş açabileceklerdi. Belki de ölen, yaralanan görevliler olacaktı. Neyse ki, tüm bu kötü ihtimaller gerçekleşmedi. Polis, sürekli ateş açarak can derdine düşen Hizbullah militanlarına televizyon izleyecek zaman bırakmadı. Ancak, bir dahaki sefere, aynı şansın yardım etmeyebileceğini düşünenlerin aklına şu soru geldi: "Haber alma özgürlüğü, nereye kadar?"

TARTIŞMA SÜRÜYOR
Sıcak çatışmanın ardından başlayan fikir çatışması toplumu ikiye bölmüş durumda. Bir taraf, hayatın haber olduğu görüşünü savunarak, televizyonların canlı yayınlarıyla sadece görevlerini yaptıklarını savunuyor. Bir taraf ise, naklen yayınlanan detayların; orada görev yapan polislerin hayatını, operasyonun başarısını tehlikeye soktuğu görüşünde.

Amerika izin vermiyor
İstanbul'daki çatışma Amerika'da yaşansaydı basın mensuplarının olay yerine yaklaşmasına, hele hele canlı yayın yapılmasına kesinlikle izin verilmezdi. Amerika'da olay yeri hemen kontrol altına alınarak atılacak yanlış bir adımın ya da sarfedilecek yanlış bir sözün içerdeki olası rehinelerin hayatına malolması önlenir. Havadan dolaşan helikopterler vasıtasıyla bölgede kuş uçurtulmazken basın mensuplarının çevreye yaklaşmasına kesinlikle izin verilmez. Bu tür müdahalelerde bulunan gazetecilere verilecek ceza üç ay hapisten başlar ve olaya karışan gazeteci sabıkalı duruma düşer. Amerika'da psikolojik ve taktik mücadeleyi sadece uzmanlar yürütür. Mesela televizyon sunucularının canlı yayında rehine pazarlığı yapmasına izin verilmez. Olayda rehine olması durumunda pazarlık ve ikna çabalarını sadece özel psikoloji eğitimi görmüş polisler yürütür.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır