kapat

16.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.



Amerika arayı açıyor

Sonbahardan itibaren Türkiye'nin gündemi çok yoğundu. Her gün önemli bir gelişme ile karşılaşınca dış dünyaya bakmaya fırsat olmadı. Türkiye'nin iç ekonomik ve siyasi sorunlarına kilitlenerek dünyayı ihmal ettik.

Halbuki dünya durmadı. Fevkalade ilginç gelişmeler yaşanıyor. Türkiye acil sorunlarını halletmek yolunda büyük adımlar atınca, tekrar dışa bakmak ihtiyacını duyuyoruz. Öğreneceğimiz çok şey olabilir.

Bu arada yeni millenium da geliverdi. Maalesef yılın son yazılarında geçtiğimiz yüz yada binyılın değerlendirmesini yapamadık. Yavaş yavaş bu eksikliğimizi kapatmaya çalışacağız.

1990'LAR ABD'NİN
Gelişmiş dünyayı üç ana gruba bölebiliriz. Biri Amerika. Diğeri AB. Üçüncüsü de Japonya. Bunların dışında Kanada, Avusturalya, İsviçre gibi küçük ülkeler kalıyor.

Son on yılda ABD ekonomisinin Avrupa ve Japonya'ya kıyasla çok daha parlak bir dönem geçirdiği biliniyordu. Geçenlerde sayılara tekrar baktım. Şaşırtıcı sonuçları okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

1990'larda ABD'nin on yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 2.6 olmuş. Yani, 2000 yılı ABD milli geliri on yıl öncesinden yüzde 30 daha yüksek.

Buna karşılık, aynı dönemde Japonya'nın ortalama büyüme hızı sadece yüzde 1'de kalmış. Japonya on yılda milli gelirini yüzde 10 arttırabilmiş. ABD ile aynı düzeyde başlamış olsalar bile, 2000'de ABD yüzde 20 öne geçmiş olacaktı. Üstelik aynı düzeyde başlamadılar.

AB tam ortada bir yerde duruyor. On yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 1.8 olmuş. AB on yılda milli gelirini yüzde 21 yükseltmiş. Japonya'ya kıyasla 11 puan ileride ama ABD'nin 9 puan gerisinde.

Başka türlü ifade edelim. 1990'da satın alma gücü paritesi ile kişi başına gelir ABD'de diğer ikisinin üstünde idi. On yıllık dönemde aradaki fark azalmamış. Tam tersine büyümüş.

Amerika almış başını gidiyor.

BAŞARININ SIRRI NEREDE?
Amerika'nın başarısını nasıl tefsir edeceğiz? Avrupa ve Japonya teknolojik olarak geri bölgeler değil. Pek çok alanda her ikisi de dünyanın en ileri teknolojisine sahipler.

Üstelik, AB ve Japonya'da tasarruflar da yüksek. ABD'ye kıyasla daha fazla tasarruf ve daha fazla yatırım yapıyorlar. Ona rağmen büyüme hızları daha düşük çıkıyor.

Acaba sorun dövizden mi kaynaklanıyor? Hayır. On yıl boyunca ABD sürekli devasa cari işlemler dengesi açıkları vermiş. Japonya ve AB'de ise büyük cari işlem fazlaları varmış. Hala var.

Peki, neden o zaman? Ekonomik başarının teknolojiye, tasarrufa yada dövize indirgenmesinin çok yanlış olduğunu sürekli anlatmaya çalışıyoruz. Ekonomik büyüme çok daha karmaşık bir sürece tekabül ediyor.

İsterseniz son günlerin flaş olayı ile bağlantı kuralım. Acaba Bill Gates Japonya'da yada Avrupa'da ortaya çıksa, oralarda devlet tarafından kurduğu şirketin yönetiminden ayrılmak zorunda bırakılabilir miydi?

Dünyanın en zengin insanının başına gelenler ABD'de rekabet koşullarının sağlanmasına ne kadar önem verildiğinin son kanıtıdır. Zenginliği rekabet yaratır. ABD diğer gelişmiş ülkelerden daha rekabetçi bir ekonomiye sahip olduğu için onlarla arasındaki farkı tekrar açmaya başladı.

Yeni teknolojilerde ABD'li şirketlerin öne geçme nedeni teknolojik değildir. Japonya ve AB de aynı teknik bilgilere sahiptir. Fark kamu politikasında, rekabet koşullarında, borsada, velhasıl esas ekonomik özelliklerdedir.

https://www.ibun.edu.tr/akat

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır