kapat

13.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Gözyaşlarının gölgesinde zirve

Liderler zirvesinin bir saat öncesi... Kocatepe camiindeyiz... Cenaze namazı bitiyor... Sonra askerlerin omuzunda...

"Mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü" görünüyor.

"Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü."

"Işık ışık, dalga dalga bayrağım."

Ve o bayrağa... "Son örtüye" sarılı tabut.

"Al bayraklı tabuta" asker gibi selam veren on yaşında bir çocuk...

"Şehidin oğlu" Koray.

Derken, hıçkırıklar...

Koray'ın annesi Hüyla Hanım'ın hıçkırıkları.

Jandarma Kurmay Binbaşı Ufuk Bülent Yavuz'un... 38 yaşındaki "fidanın" cenazesi önümüzden geçiyor.

Bu manzaraya hiçbir yürek dayanmaz.

Ölümü her canlı tadacaktır. (Al-i İmran Suresi)

Ama "genç adamın" ölümü ağır geliyor.

Yeşil ekinin biçilmesi gibi.

***

Cumhurbaşkanı'nı görüyoruz.

Sonra Bakanları.

Orgeneralleri... Her rütbeden, silahlı kuvvetler mensuplarını.

Herkes hüzünlü.

Herkes, kahraman Binbaşı'ya karşı "son görevini" yapıyor.

Ve bu arada...

"Sloganlar" yükseliveriyor:

- Hükümet istifa!..

Şehit ailelerinin acısını anlamamak, gözyaşlarına saygı duymamak olanaksız.

Ama hükümetin istifası neyi çözecek?

***

Cenaze töreninde görev yapan polis sayısı 1.800.

Bir yanda "devletin yöneticileri."

Bir yanda da "onları protesto edenler."

Polis "iki arada, bir derede."

Zira polisin de "şehidi" var.

Polisin de içi kan ağlıyor.

Ama aynı polisin "protestoları" da önlemesi gerekiyor.

Tebrikler Ankara polisine...

İşin içinden "yağdan kıl çeker gibi" çıkıyor.

Hem "görev" yerine getiriliyor.

Hem de tek şehit ailesi incitilmiyor.

***

Amasyalı Atilla İsmailoğlu, 25 yaşında Çanakkale'de şehit düştü.

Çanakkale şehitliğinde yatıyor.

Amasyalı Kurmay Binbaşı Ufuk Bülent Yavuz da Tunceli'de şehit düştü... Amasya'nın 93. şehidi.

Dün onu "yeni mekanına" yolcu ettik...

25 yaşındaki Amasyalı İsmail "ne için" öldüyse, Ufuk Bülent Binbaşı da "o uğurda" öldü.

"En yüksek rütbeye... En büyük dereceye" erişti...

Şehitlik mertebesine.

Din bilgini, Prof. Dr. Yusuf Ziya Yörükan yazıyor ki:

"......en büyük derece şehitliktir. Bunun için şehitler kanlı gömleğiyle gömülür. Onu yıkamak istemez. Zira Allah onu yıkamış, kefenlemiş ve namazını kılmıştır." (Müslümanlık-Kültür Bakanlığı Yayını-Sayfa 124)

Şehit Binbaşı'nın namazını hem Allah kıldı.

Hem de dün, Kocatepe'de binlerce insan.

***

Bir yaşlı kadın, elindeki "fotoğrafı" havaya kaldırdı.

Ve bağırdı:

- Bunun... Şehidimin... Evladımın insan hakkı yok mu?.. Beni duymuyor musunuz?

Başladı hıçkırarak ağlamaya.

Ah bacım, seni duymaz olur muyuz?

Ama kanı kanla yıkamak neyin çaresi?

***

Cebeci Şehitliği'nde, Selahattin Yavuz "oğlunun... Şehit Binbaşı'nın" mezarını sularken...

Şehidin, on yaşındaki oğlu Koray da, babasının tabutunun sarılı olduğu bayrağı kucağına alıyordu.

Ve aynı dakikalarda... Başbakanlık'ta "zirve" başlıyordu.

"Gözyaşlarının gölgesinde" bir zirve.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır