


Amerikanofiller mi? Rusofiller mi?
Üzerinden çok zaman akıp geçmedi, mutlaka hatırlayacaksınız. Neredeyse TV'lerdeki devamı yarın dizilerine benzer bir şekilde bu köşede "Türkiye için biraz daha ışık... Sakladıklarınız az olsun, söyledikleriniz doğru olsun..." başlığı altında 20 gün boyunca yazmıştım.
İran doğalgaz hattı leş!
Toprak altında boru leşi!
Kısaca hatırlatayım: Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda ne kadar doğalgaza ihtiyacı olacağını, hangi ülkelerden ne kadar gaz alınacağını Enerji Bakanlığı ile birlikte planlayan BOTAŞ, 1996 yılında İran ile de bir doğalgaz anlaşması imzaladı. O sırada Başbakan Necmettin Erbakan, yardımcısı Tansu Çiller ve Enerji Bakanı da Recai Kutan'dı.
İmzalar atıldı.
İran'dan 2000 yılında 3 milyar metreküp doğalgaz alınacak, bu miktar 2005 yılında 10 milyar metreküpe çıkacaktı. Aslında İran'ın bize satacak kadar bol doğalgazı yoktu. Kendisi Türkmenistan'dan alacak, bize satacaktı. Gazın taşınması için gerekli olan boru hattının İran tarafındaki bölümünü İran yapacak, Türkiye tarafındaki bölümünü de Türkiye inşa edecekti. Ve 2000 yılında İran'dan gelen doğalgazı Türkiye fabrikalarında, enerji santrallerinde ya da apartmanlarında kullanıyor olacaktı.
***
Anlaşma açık yapılıyordu.
Ya al, ya öde...
İran tarafı boru hattının yapımını geciktirirse, Türkiye'ye 2000 yılı için 120 milyon dolar ödeyecekti, Türkiye geciktirirse aynı miktar parayı İran'a verecekti.
İlk itiraz ABD'den geldi.
ABD İran'a ambargo koymuştu.
ABD'nin D'Amato yasasına göre, İran'a iş hacmi 40 milyon dolardan fazla yatırım yapmak yasaklanmıştı. ABD, Türkiye'den aynı yasaya uyulmasını istiyordu. Ancak Türkiye, İran'ın komşusu olduğunu, doğalgazı ucuza verdiğini ve Türkiye'yi Rusya doğalgazına bağımlı olmaktan kurtaracak bir seçenek (alternatif) de getirdiğini ABD'ye anlattı.
ABD ikna edilmişti...
Hükümet de değişmişti.
İslam dünyasıyla yakın ilişkilerden yana olan Erbakan da başbakanlıktan istifa etmişti. Yerine Mesut Yılmaz Başbakan, şimdiki Enerji Bakanı Cumhur Ersümer de enerji bakanı olmuştu, BOTAŞ'ın üst yönetimi üç aşağı-beş yukarı şimdikilerin aynıydı. İran kendi topraklarında boru hattını döşemeye başladı. Türkiye'de önce Doğubeyazıt'dan Erzurum'a sonra da Erzurum'dan İmranlı'ya ve İmranlı'dan da Kayseri'ye boru hattı döşenmesi için ihaleler yapıldı.
4 yıl geçti.
2000 yılına gelindi.
İran boru hattını zamanında bitirdi. Şimdi anlaşma gereği; "3 milyar metreküp doğalgazı al ya da karşılığı olan 120 milyon doları öde..." demeye başladı. Türkiye ise doğalgazı alamıyor. Çünkü Doğubeyazıt-Sarıkamış hattını bitirmiş, 180 milyon dolarlık çelik boruyu toprak altına gömmüş, bir boru leşi olarak tutuyor, fakat Erzurum-İmranlı, İmranlı-Kayseri hatlarının yapımını üstlenen firmalar işi geciktirdiği için İran'dan doğalgazı alamıyordu.
***
İşte skandal...
Büyük devlet skandalı...
Türkiye sözünde duramamıştı.
Küçümsediği İran boru hattını bitirmiş, Türkiye ise 2 yıl geç kalmıştı. Dünya Gazetesi Ankara Muhabiri Fırat Gazel'in salı günü yazdığı habere göre; İran gazı projesi skandal olma yolunda ilerliyor. Bir yandan Trakya'dan giren mevcut doğalgaz hattının kapasitesini geliştirmek işini yavaştan alan, öbür yandan İran gazını taşıyacak boru döşeme işini 2 yıl geciktiren Botaş, Mavi Akım projesinde umulmadık hız sergileyebilmişti. Neden? Bürokrasi içinde ya da hükümetler içinde Amerikanofiller (Amerika sevenler, onun için çalışanlar) ya da Rusofiller mi (Rusya'yı sevenler, onun için çalışanlar) yaptılar bu işi?
Kim bunun sorumlusu?
Sakladıklarınız az olsun.
Söyledikleriniz doğru..