kapat

13.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Pazar 20.45

Fenerbahçe bu ülkenin en ilginç sosyal topluluklarından biri. Ona hükmeden Türkiye'nin en güçlü adamlarından biri haline geliyor. Her kapı sonuna kadar açılıyor. Herkes saygı duyuyor. Başarılı günlerde eşine rastlanmayan bir keyif veriyor F.Bahçe koltuğunda oturmak. Ve belki de o yüzden oturan bir daha hiç bırakmak istemiyor. Bu hırs yüzünden de yapmaması gereken hataları yapıyor, kuyusunu kendi kazıyor... Herşey başkandan başlıyor. Yönetimler, teknik direktörler, futbolcular, taraftarlar bu değirmenden gelip geçiyor... Ve geriye boş gözlerle bakan minik F.Bahçeliler kalıyor.

***

Ali Şen, seveni ve sevmeyeniyle F.Bahçe'ye damgasını vurmuş bir isim... Son 3 şampiyonluğun ikisini o kazandırmış. G.Saray'a karşı onun döneminde belirgin bir üstünlük sağlanmış. Ama ya sonrası? Onun yaptığı, bizim de sürekli yanlış olduğunu vurguladığımız, Oğuz-Aykut operasyonu bu çıkmaza atılmış ilk adımdı.

***

Ardından Aziz Yıldırım göreve geldi. Hem basın hem taraftar ona inanılmaz destek verdi, çok güvendi. Ama o, hem Ali Şen baskısından hem de kongrede koltuğu kaybetme korkusundan hatalar yaptı. Hem de önemli hatalar...

Okocha ve Baliç'i satması 2 yıldaki en iyi hamleleriydi. Türkiye'den Avrupa'ya 36 milyon dolara hiçkimse futbolcu satamamıştı ama Yıldırım bunu başardı. Tesisler yaptı, stad projesini başlattı. Çok sayıda kaliteli futbolcu transfer etti. Ama...

Ama günahları da sevapları kadar büyüktü Yıldırım'ın... Löw'le Ocak 98'de 2000'e kadar sözleşme yaptı. Kötü sonuçlarla ona güveni azaldı ve sonunda 3 ayda Alman teknik adamı kovdu. Hem de FIFA'lık olarak...

Basket şubesine milyonlarca dolar harcadı. Takımın başına Halil Üner'i getirdi. Üner'le tartışan tüm yıldızlara yol verdi. 3 kupalı bayan takımının temelini atan kişiyi kapının önüne koydu.

Denizli mi, Rıdvan mı, oylamasının sonucuna göre hareket etmedi. Rıdvan'ı getirdi. Ama bu Rıdvan'a da gereken güveni vermedi. Etrafındaki futboldan çok anlayan yöneticilerin her yerde Rıdvan'ı eleştirmesine göz yumdu. MTK maçı öncesi Rıdvan'a "Elenirsek ikimiz de gideriz" dedi. Rıdvan istifa etti, kendisi kaldı.

Futbolcularla gereğinden fazla muhatap oldu. Sergen'i sudan bahanelerle G.Saray'a yolladı. Konuşmak yerine sigara içmeyi tercih eden Zeman'ın inatla oynanmayacak sistemi F.Bahçe'de denemesine seyirci kaldı. Ve bizim için en önemlisi kendi evinde söz verdiği halde Oğuz ile Aykut'u F.Bahçe'ye geri döndürmedi. Onlara sarı-lacivertli takımda bir jübileyi bile çok gördü.... Faturayı da medyaya kesti...

***

70'li yılların kanlı bıçaklı iki partisi ülkenin geleceği için, çocuklarımızın yarınlarına daha fazla zarar vermemek için bir koalisyon oluşturdular. Doğru adımlar attıkları zaman da ne kadar büyük bir hızla Avrupa'ya yaklaştığımızı gördük. Şimdi sıra F.Bahçe'de... Evet bu büyük camiayı yönetenler önemli yanlışlar yaptılar. Ali Şen de, Aziz Yıldırım da... Bunu ikisinin de inkar etmesine gerek yok. Artık bu savaşa dur demeleri gerek...

Fenerbahçeliler pazar günkü Beşiktaş maçını düşünüyor Sayın Yıldırım ve Sayın Şen... Sizinle beraber Aziz Yılmaz'a, Kazım Bayülken'e, Vefa Küçük'e sesleniyoruz... En ufak bir disiplinsizlikte futbolcular için "Hiçkimse Fenerbahçe'den büyük olamaz" dersiniz... Şimdi sıra sizde... Hiçbiriniz Fenerbahçe'den büyük değilsiniz... Milyonlarca taraftar pazar 20.45'i düşünüyor... Yeter artık, kavga etmeyin... Kulübü bu kadar küçültmeyin...

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır