kapat

10.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Bir dokun bin ah işit

İnsan kimi zaman ne kadar yanlış anlaşılabiliyor... İçtenlikle ve kendinize göre büyük bir dürüstlük ve yansızlıkla yazdığınız bir yazı, ya da yaptığınız bir iş nasıl beklenmedik tepkiler uyandırabiliyor.

Havaalanında arabamı bence yanlış olmayan ve zaten çizgilerle park yeri olarak görünen zararsız bir yere bıraktıktan bir süre sonra, onun bir çekicinin tepesinde görmekten duyduğum dehşeti yazmış ve buna sert bir tepki göstermiştim. Ve beni destekleyen birçok mektup-faks almıştım.

Ama okur bu... Geniş ve elbette kendi içinde son derece farklı düşünen bir kitle... Bakınız bu yazılarıma karşı Yeniköy'den yazan Necati Şen ne diyor... "Yalancılık ayıptır" başlıklı faksında "Siz kıytırık bir gazeteci olmanın dayanılmaz hafifliği içinde ayrıcalık bekliyorsunuz. Sizi üzen de bu ayrıcalığı görememek" diyor, "Hiç utanmadan kural dinlemezliği, şımarıklığı övdüğümü" ileri sürüyor. Hatta "Karınızın ve çocuğunuzun yanında işte havanızı böyle alırlar" diye ekliyor.

Kuralları baştan iyi saptamak
Mektubun hiç nazik olmayan, hatta düpedüz kaba yanını görmezden geliyorum. Ama ben, "kıytırık" mıyım bilmem ama, yaşamım boyunca gazeteci olmanın hiç bir ayrıcalığını inatla kullanmayan, hemen hiç bir yerdeki sorunumu gazeteci tafrasıyla çözümlemeye kalkışmayan ben... Bu sözleri hak ediyor muyum? Elbette okurumuz beni tanımak zorunda değil. Ama yazılarımı okuyorsa eğer, hiç zorbacı bir tavır, kimi meslektaşlarımız için söylenebilecek olan bir kendini beğenmişlik, bir megalomanlık belirtisi sezdi mi?

Ben kural ve yasalara karşı çıkmayı ya da onların bana farklı biçimde uygulanmasını istemiyorum. Ben tersine, kuralların baştan itibaren çok daha iyi belirlenmesini, akıl ve mantıkla saptanmasını, ancak ondan sonra onlara karşı çıkan olursa gözünün yaşına bakılmamasını istiyorum.

Havaalanına geldiğinizde size makul ve pratik bir otopark göstermek zorundalar. Eğer o yoksa, varolan sınırlar içinde trafiğe zarar vermeyecek yerler saptamak ve orada park izni vermek zorundalar. Ancak ondan sonra ceza gelebilir. O da ceza... Yoksa güzelim arabanızı vinçlerle kaldırıp belirli olmayan yerlere çekmek ve size paranın ötesinde cehennem azabı yaşatmak değil. Tüm bunlar, kuşkusuz ki tüm kent için de geçerli.

Şişli'de park sorunu
Bir başka mektup ise beni tam ters yönden eleştiriyor. Nişantaşlı doktor Mair Nea, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün son uygulamalarına değiniyor. Kimi sokakların yaya yolu haline getirilip park etmeye kapatıldığını, geri kalana parkomatlar konduğunu, kendisinin bir Şişli sakini olarak arabasını ne yapacağını bilmediğini söylüyor. Şişli'de oturanlara ücretsiz park için birer kart verileceğine asla inanmadığını, verilse bile bu kartların otopark mafyası tarafından tanınmayacağına inandığını belirtiyor. Ve bu konuda bana, Sabah-İstanbul'a daha önce de yazdığını, ama yeterli tepkiyi bulamadığını belirtiyor.

Ve soruyor: Siz havaalanında başınıza gelen olaya tepki gösterdiniz. Peki bizler, her akşam eve gitme vakti geldiğinde kara kara düşünenler, ne yapalım? Sanki bizden arabamızı katlayıp cebimize koymamız isteniyor. Park yeri yok, olan sınırlı yerler otomatlarla ateş pahası. Evimizi bırakıp bu semtten taşınalım mı?

İyi bayramlar
İşte İstanbul bu... Bir soruna dokunduğunuzda altından neler çıkıyor. Bu şehirde hemen herkes sorunlu, hemen herkes yaralı, hemen herkes merkezi ve yerel otorite uygulamalarından şikayetçi... Umarım ki şu araya giren bayram hepimizin sinirlerini biraz yatıştırmış ve genel karamsarlığımızı birazcık dağıtmış olsun. Hepinize iyi bayramlar...


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır