|
|
İşini bitir koçum
Nihat Akgün'ü öldüren Şaban Akhan ile suiaksti cezaevinden yöneten Hüseyin Başak'ın telefon konuşmalarını SABAH ele geçirdi Tetikçi, cezaevindeki Başak'ı aradı: Nihat Akgün ile sevgilisi karşımda yemek yiyorlar, ne yapayım? Cevap geldi: İşini bitir koçum
Yeraltı dünyasının karanlık ismi Nihat Akgün'ü haraç vermediği için öldüren tetikçi Şaban Akhan polise, cinayet emrini Hüseyin Başak'tan aldığını söyledi.
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, Şaban Akhan ile cezaevinde bulunan Hüseyin Başak arasında geçen telefon görüşmelerinin kayıtlarını istedi. Türk Telekom'dan gelen görüşme tutanaklarını SABAH Gazetesi ele geçirdi.
Akhan, Hüseyin Başak'ın "Bu işi bitirirsek sen de ben de yeraltı dünyasında babalığımızı ispatlayacağız. Ün yapacağız, para kazanacağız" vaadinde bulunduğunu da itiraf etti.
ÖLÜM EMRİ
Cinayetin işlendiği günün akşamı Şaban Akhan, Başak'ı arayarak Akgün ile aynı restoranda bulunduğunu bildirdi. Tetikçi Akhan'ın savcılığa verdiği ifadesine göre Başak, kendisini arayarak "Bu iş kesinlikle bitecek hadi koçum bitir şu işi" diyerek cinayet talimatını verdi. Talimat üzerine harekete geçen tetikçi, Akgün'ü öldürdü. Şaban Akhan, Hüseyin Başak'ı aradı ve "İş tamam reis" dedi.
ADIM ADIM CİNAYET
Akhan, "Reis" olarak tanımladığı Başak ve adamlarının, kendisini cezaevinden hangi numaralardan aradığını itiraf etti. Bunun üzerine Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, suçta kullanılan 4 cep telefonu ile hangi numaralarla görüşme yapıldığının tespit edilmesini istedi. Gelen dökümanlara göre Başak'ın tetikçi Akhan ile cinayetten önce ve sonra defalarca görüştüğü, gün içinde toplam 11 görüşme yaptığı belgelendi.
Bir babanın, devletin çatısında kalan bir tutuklu tarafından öldürtüldü... Nasıl mı? İşte böyle:
25 Kasım 1999: Metris Cezaevi'nde tutuklu bulunan Hüseyin Başak, 0532 370 85 23 nolu cep telefonu ile Şaban Akhan'ı 0542 541 86 27 numaralı telefondan arayarak planlanan cinayetlerle ilgili talimat verdi.
Saat 16.03: Hüseyin Başak kendisini arayan Akhan'a, "Bir iş var. Şu adrese git, kimliğini sonra açıklayacağım biri sana 2 tabanca getirecek" dedi. Tabancalar birkaç saat sonra tetikçi Akhan tarafından teslim alındı.
Bir süre sonra Hüseyin Başak tekrar aradı. Başak, Akhan'a "Öldüreceğin şahsın adı Nihat Akgün. Kendisi hasmımız olur. Öldürürsen çok para kazanırsın ve piyasada ün yaparsın" dedi. Şaban Akhan, saat 09.00'da Laleli'de bir otele gitti. Saat 11.00'e kadar burada kaldı.
Saat 17.02: Başak, tetikçi Akhan'ın Muzaffer Döşen ile görüşmesini, kendisiyle ortak hareket etmesini istedi. Döşen ile bir adreste buluştular, plan yapıldı. Akhan kardeşler, Muzaffer Döşer ve Tatiana adlı sevgilisi, aynı otomobile bindiler. Şaban-Mustafa Akhan kardeşler, Ataköy'e yakın bir yerde indiler. Döşer ve Rumen sevgilisi ise olaydan yarım saat önce Akgün'ün öldürüldüğü restorana girdiler. Döşen, sürekli aradığı Şaban Akhan'a, Akgün'ün restorandaki durumuyla ilgili bilgi verdi. Mustafa Akhan da dışarıda gözcülük yaptı.
HESABI ÖDEDİ VE...
Saat 20.24: Saat 20.24 ve 20.31'de Şaban Akhan, Hüseyin Başak'ı arayarak Akgün ile aynı restoranda bulunduğunu bildirdi. Başak, Akhan'ı arayarak "Bu iş kesinlikle bitecek hadi koçum bitir şu işini" talimatı verdi.
Bu görüşme üzerine harekete geçen tetikçi, hesabı istedi. Tuvalete gitme bahanesiyle kalkıp ortamı kontrol etti. Masasına gelen 8 milyon lira hesabı ödedi. Kapıdan çıktı. "Telefonumu unuttum" diyerek geri döndü. Ve silahı ateşleyerek Akgün'ü öldürdü. Bu arada Döşer ile sevgilisi restoranda yemek yemeye devam ettiler.
"İŞ TAMAM REİS"
Saat 20.43: Şaban Akhan, Hüseyin Başak'ı aradı. "İş tamam reis" dedi. Bu olaydan sonra Başak ile Akhan, 8 görüşme yaptı. Başak, sürekli olarak cinayete iştirak edenlere koğuşundan telefonlar ederek nerede kalmaları, nasıl kaçmaları konusunda sürekli talimatlar verdi.
Bu arada Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, bu telefonlarla 5 ay içinde 500'e yakın görüşme yapıldığına dikkat çekerek sık aranan numaraların kimlere ait olduğunun anlaşılması için ilgili kurumlara yazı yazdı.
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, Akgün'ün öldürülmesinden sonra telefon bulmak için Başak'ın kaldığı koğuşta arama yaptı. Ancak telefon bulunamadı.
HARAÇ İSTEDİLER
Öte yandan Başak ve adamları ise gizlemeyi başardıkları telefonlarla Sirkeci'de bulunan Doğubank'da bulunan bazı işadamlarını arayarak haraç istediler. Başak ve adamları aynı telefonlarla önceden aradıkları işadamlarını ölümle tehdit karşılığında dolar bazında haraç istediler. Teslim alınan paralar ise Atilla Tüzel'in eşi Ayşegül ve kayınbiraderi tarafından kaldıkları cezaevine ulaştırılıyordu. Başak ve adamları eylemlerine cinayetten sonra da devam ettiler.
NİHAT AKGÜN
Nİhat Akgün, 1956'da Elazığ'da doğdu. Vefa Lisesi'ni bitirdikten sonra gazetecilik eğitimi aldı. "İşadamı", "Yeraltı dünyasının ünlü ismi", "Ülkücü baba", onun için kullanılan bazı sıfatlardı. Akgün, bir baba olarak tanınmaktan çok kendisini işadamı olarak göstermek istedi. 12 Eylül'den önce Ülkü Ocakları ve MHP'de yer alan Akgün, ihtilalden sonra bu yönünü bazı bazı tahsilat işlerinde kullandı. Eğlenceye ve şöhrete olan düşkünlüğüyle de tanındı; silah koleksiyonu vardı. Evli ve iki çocuk babası olan Akgün, 1998'de 489 adet halı ve kilimi yurda kaçak soktuğu için 1 hafta cezaevinde kaldı. Geçen yıl uyuşturucu organizasyonu yapmakla suçlanması üzerine iddiaları yalanlayan Akgün, 'Benş şerefli bir Türk babasıyım' demişti. Akgün, son olarak eski ortağı turizmci Gürel Aydın'ın kurşunlanmasında azmettirici olduğu ididasıyla tutuklandı, çıkarıldığı duruşmada serbest bırakıldı.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|