kapat

08.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NEBİL ÖZGENTÜRK(nebilo@sabah.com.tr )


Hababam' 45 yaşında!

Rıfat Ilgaz Hababam Sınıfı'nı tam 45 yıl önce yayınladı. Ama "ne İsa'ya yarandı ne de Musa'ya" sadece adı kaldı yadigar 40 kuşağının çileli yazarının....

'Hababam' 45 yaşında!

Hababam Sınıfı'nın 45. yılı kutlandı(!) Rıfat Ilgaz'ın bu ünlü eserinin yazılışının 45. yılında, ülkenin dört bir yanında, resmi dairelerde, yurt dışı temsilciliklerimizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde çeşitli şenlikler yapıldı(!) Gazeteler, radyolar ve televizyon kanalları Rıfat Ilgaz'ı anıp, Hababam Sınıfı'nı yeniden yaşattılar(!)

***

Şaka şaka..

Gazeteler ve TV kanallarında böyle bir haber okunmadı geçen hafta...

Okunsaydı çok şık olacaktı ama şenlikler ya da anma toplantıları yapılmadığı için böyle bir haber de yazılamadı doğal olarak.. Ünü yurt dışına taşan bu çileli yazarımızı ve ünlü eserini çocukları dışında kimse hatırlamadı ne yazık ki..

Ancaaak..

Hafta içinde Münir Özkul ve Halit Akçatepe'nin katıldığı Ateş Hattı programını soracak olursanız(!)

İşte orada tam anlamıyla sapla saman birbirine karışmıştı..

Ne Rıfat Ilgaz'dan sözedildi ne Hababam Sınıfı'nın, 1950'lerde ortalığı kasıp kavuran bir eser olduğu ne de Ilgaz'ın o ünlü şiiri okundu..

"Hababam sınıfının yazarıyım ünlü, Sınıfın ozanıyım mimli, Kim ne derse desin, Çocuklar için yazdım hep.. Canım yansın diye, İşimden atarlar sık sık, Acısını hep çocuklar çeker, Kendi öz çocuklarım.."

Ama sağolsun Reha Muhtar kardeş, bir Rıfat Ilgaz fotoğrafını dahi çok görerek ve de sadece 1975'te çekilen (25. yıl) Hababam Sınıfı filminden bahsedip, iki oyuncusundan öteye gitmeyerek (yine de iyi niyetli) bir anma programı gerçekleştirmişti.. Buna da şükür tabii ki ama..

Kastamonu Lisesi'nin Güdük Necmi'si, yılların öğretmeni, edebiyatımızın eski tüfeği, 40 kuşağının önde gelen şairi ve bir dönem Yeşilçam'ın da can simidi olan Rıfat Ilgaz'ı..

Ve öğretmenlikten atılmayı dahi göze alarak (hapisler yatarak ve Şapka Devrimi'nin efsanevi öğretmeni Fırat Dicle'yi, yani Kel Mahmut'u anlattığı yazdığı Hababam Sınıfı'nı şöyle göğsümüzü gere gere yadetseydik pek güzel olmaz mıydı?

Böylece, çocukları bir kez daha acı çekmez(!) ve sadece Hababam Sınıfı'nı değil, Türkiye'nin yarım asırdır süregelen eğitim sistemini (ibretle) gözönüne getirir, 2000'ler Türkiyesi için de şapkamızı şöyle bir önümüze koyardık!

Evet, 83 yıllık ömrüne ne çok acı, hüzün, mücadele, sürgün ve coşku sığdırmıştı Rıfat Ilgaz..

"Ben ölmedim, beni öldürmediler de/Yaşıyorum, yaşıyorum işte/Tek suçumuz, hür insanlar gibi konuşmak/Kitaplar suç ortağım/Kapandı yüzümüze dergi kapakları/Ara ki bulasın sayfalarda/Şair Rıfat Ilgaz'ı/ Düştükse itibardan yaşıyoruz, yaşıyoruz işte!/Yaşıyoruz dedik, yaşıyoruz beee!

Ben mizah yazarıyım/ Ünlü "Hababam Sınıfı"nın yazarıyım..".

***

Evet, 83 yıllık yaşamını bir şiiriyle böyle özetlemişti Rıfat Ilgaz... .

Torunlarının torunlarının, gençlerin, kendi yaşındakilerin yıllardır okuma susuzluğunu gideren, yaşından çok esere imza atan Rıfat Ilgaz...

Dile kolay, çileli, coşku ve sabır dolu, insanlık anıtı bir 83 yıl...

Neler yok ki, bu yıllar içinde...

Ödüller, mutluluklar, acılar, hüzünler ve hapisler...

Rıfat Ilgaz'a, acıyı da sevinci de yaşatmışız bu 83 yıl boyunca.

Hapse atmışız ama beraat ettirmişiz, kitaplarını yasaklamışız ama yüzbinlerce kitabını da satın almışız, eserlerini sansürden geçirmişiz ama yine de hikayelerinden yapılan filmlerini kapalı gişe izlemişiz, piyesleri Edirne'den Kars'a kadar yüzlerce salonda ayakta alkışlanmış, sokaklara parklara, adını vermişiz ama bu adı, bazen ona çok görmüş, geri almışız...

Yazdığı kitaplarla, özellikle "Hababam Sınıfı" ile yayıncılar, filmciler, videocular köşeyi dönmüş. Hanlar, apartmanlar dikmiş, kendisine de uzaktan bakmak düşmüş...

Bırakın hanı, apartmanı, şirketi, bir evi bile olmamış...

Biliyor musunuz? Rıfat Ilgaz'ın 80'i aşkın kitabı, filmleri, sokakları, parkları, kültürevi, basın şeref kartı, şöhreti ve çocukları olmuş ama bir tek eve bile sahip olamamış..

Deyim yerindeyse gerçekten dikili bir ağacı bile olmamış bu fani dünyada...

Ama "72 yaşında hapse giren adam" olarak tarihte yerini almış...

Konferanslarda konuştuğu, okul müsamerelerinde çocuklarla sohbet ettiği için 12 Eylül'den hemen sonra 72 yaşındayken hapse bile tıkmışız Rıfat Ilgaz'ı... Memleketi Cide'de yollarda sürüklemiş, perişan etmişiz koca adamı..

Daha sonra beraat etmiş ama "hasta tutuklu" olarak gözetimevinde kalırken -kaçar, başa bela olur- diye kapısına makineli tüfekli jandarmalar dikmişiz...

Yani çileyi iliğine kadar yaşatmışız..

Bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile!

Son söz; Milli Eğitim Bakanlığı, önümüzdeki yıldan itibaren liselerde okutulmak üzere bir edebiyat kitabı hazırlamıştı geçenlerde. (Cumhurbaşkanımız nasılsa şiirini okudu ya) Nazım Hikmet'e de Aziz Nesin'e de Rıfat Ilgaz'a da bu edebiyat kitabında yer verdi. Ancak tam baskıya verileceği günlerde "vatanı çok seven" "aklıevvel" kimi eğitim uzmanları(!) "bunlar taraflı yazarlar" diye adlarını çıkarıverdi kitaptan. Böylece ne Nazım ne Nesin ne de Rıfat Ilgaz, "sakıncalı" olmaktan kurtulamadı..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır