


Sıra sende davulcu!
Şahsen ben Ramazan Bayramı'nı "davulculardan intikam almak için.." bir fırsat olarak görüyorum.. Bütün semtlere dadanıp, Ramazan gecesi millette uyku bırakmayan, üstüne üstlük bahşiş isteyen davulculardan..
Arefe günleri yazı yazmak sinirimi bozuyor..
Bizim gazetenin ileri gelenlerinin aklına ne zaman ki "vatandaşın haber alma hakkı.." düştü, o günden beri de bayramların tadı kaçtı..
Gittik, durduk yerde bayram gazetesine bulaştık.. O vakitler Babıali'nin önde giden zincirlisi biz olduğumuzdan diğerleri de peşimize takıldı.. Başladık bayramları da gazete çıkarmaya..
***
Halbuki bayram gazetesi pekâlâ vatandaşın haber alma ihtiyacını karşılıyor, biz de dört beş gün tatil yapıyorduk.. Bayram üç gün, niye tatil dört beş gün diye sual edecek olursanız, onun da sebebini arzedeyim..
Gazeteci milleti eline geçirdiği fırsatı suyunu çıkarmadan bırakmaz.. Tatil üç gün ise üç gün de mutlaka izin tecavüzü yapar.. Olur size altı gün..
"Oldu olacak, kırılsın nacak.." deyip bir gün daha ekledin mi tam bir hafta..
Kabotaj Bayramı..
Bir hafta tatili beğenmeyenin kafasına taş yağar.. Bunun kurbanı var.. Valentino Dayı Bayramı var.. Cadılar Bayramı var.. 23 Nisan'ı var, Kabotaj Bayramı var..
Şikâyet için söylemiyorum ama ben bu Kabotaj Bayramı'nı anlamış değilim..
Anlayanı da görmedim.. Olayın sadece denizcilikle ilgili olduğunu bildiğimden teknesi, sandalı olanlara her yıl sorarım:
- "Biz Kabotaj Bayramı'nda neyi kutluyoruz?" diye..
Bilen yok.. Bizim Kemal Yıldırım karine ile bir takım sonuçlar çıkarmış.. "Sabotajın yasaklanması kutlanıyor.." diyor.. Kabotaj kelimesinin ise yanlış yazıldığına inanıyor..
İddiasına göre bürokrasi vakti zamanında "Sabotaj Bayramı" yazacağına "Kabotaj Bayramı" yazmış, sicile öyle işlendiğinden bir daha değiştirilememiş.. Nüfus memurlarının yanlışı gibi birşey..
Babası Mustafa İşer kızına "Halime" adını koymak ister.. Nüfus memuru deftere yanlışlıkla "Rahime" diye yazar.. Olur kızcağızın adı Rahime İşer.. Onun gibi birşey.. Lakin Kemal'in açıklamaları beni tatmin etmediğinden gazetemizin "iki ayaklı halk kütüphanesi" sayılan Erdal Şafak'a da sordum..
"Kabotaj'ın kaldırılması kutlanıyor.." dedi.. Kabotaj her ne ise, vakti zamanında denizlerde kullanılan birşeymiş.. Balıklara fevkalade zararlıymış..
Atatürkümüz bunu bir hamlede kaldırınca ahali hep bayram yapmış.. Atatürk bunu vesile edip "Şu işi bayram ilan edelim de dost düşman denizciliğe ne kadar meraklı olduğumuzu anlasın.." demiş..
O günden beri Kabotaj Bayramı sadece sahili olan yerlerde değil, Bingöl'ün Şerafettin Yaylası'nda hiç deniz görmemiş çoban tarafından da aynı coşkuyla kutlanır..
***
Bir de "Anayasa ve Hürriyet Bayramı" vardı mesela.. Onu da ressam paşamız Kenan Evren battal etti.. 12 Eylül'deki demokratik müdahaleyi yapıp, parlamentodaki kelle sayısından tasarruf bahanesi ile Meclis'i beş kişiye indirmişti ya!
Orada meşveret yaparlarken aklına gelmiş.. "Arkadaşlar biz Anayasa'yı iptal etmedik mi?" diye sormuş.. Paşalar "Heee ettik.." deyince "Peki bu neyin bayramı oluyor?" deyivermiş..
Öyle ya! Anayasa iptal olmuş.. Hürriyetler, kafada kepek yaptığından geçici olarak dondurulmuş.. Bayram ne demeye kutlanacak? Üstelik siviller, başıbozuk ve hane berduşlar bayramı bahane edip yönetime laf sokuşturacaklar..
O sebepten bu güzelim bayram yek hamlede kaldırıldı.. Senelik tatilimizin iki günü de böyle gitti..
Eli kanlı babalar..
Geriye kaldı Ramazan ile Kurban Bayramları..
Kurban dedin mi şimdiki bebelerin tüyleri diken diken oluyor.. Bir koç alıyorsun bayramda kesmek için.. Vakti geldiğinde evdeki çoluk çocuk önünüze atılıyor..
Ağlamalar, inlemeler.. Üstüne üstlük anaları yıkım ekibi görmüş gecekonducu gibi bayrak açıyor.. Kendinizi potansiyel katil olarak hissettiğinizden hayvanı kurban edemiyorsunuz..
Ayrıca hayvanın üzerinize kalması da işin cabası.. İşin yoksa kavurmasını yiyemediğin koçu besle dur.. Veya yok pahasına birilerine ver kurtul..
Bunu da yapmazsan eninde sonunda çocuklar karşına dikilip "dersaneye yazdıralım da üniversite sınavına hazırlansın.." diye tuttururlar.. Buradan da belli ki bırakın kurban kesmeyi, bu çocuklar bize ağız tadıyla köpek de taşlatmayacak..
Her hayvanın bir lobisi oluştu.. Bir tek tavukların lobisi yok.. Onlar da fabrikasyon üretildiklerinden tat vermiyorlar..
***
Geriye kalıyor Ramazan Bayramı..
Şahsen ben bu bayramı "davulculardan intikam almak için.." bir fırsat olarak görüyorum.. Bütün semtlere dadanıp, Ramazan gecesi millette uyku bırakmayan davulculardan..
Eskiden davul sesi kulağa yakından bile hoş gelirdi.. Bunlar işi ucuza mı getiriyor ne? Teneke döver gibi ses çıkarıyorlar.. Mani okumak filan da yok.. Kuru gürültü..
Birader herkesin evinde saat var.. İsteyen kurup, sahur vakti kalkar.. Bu tatsız gürültü niye, diye de soramıyorsun?
Ben şahsen sordum.. Bizim evin arkasından geçen davulcuyu elimde tüfek balkonda istikbal ettim.. "Aleti ne diye öttürüyorsun?" diye sordum.. Elimdeki tüfeği gördüğünden edepli edipli cevap verdi..
Ben de saat denilen aletin ne kadar fonksiyonel birşey olduğunu anlattım.. Anlatırken da tüfeğin namlusunu saatin akrep ve yelkovanının tarif için kullandığımdan işe yaradı..
Davulcu ikna oldu.. Ramazan boyunca bizim apartmanın etrafından geniş bir açı çizerek geçti..
Şimdi bahşiş için gelmesini bekliyorum.. Eski metal binliklerden 27 bin lira topladım.. Küçük kadife bir keseye koydum.. Eline onu tutuşturup, dışarda açtığı zaman yüzünün alacağı hali hayal edeceğim..
Bu fırsatı siz de değerlendirin..