
Hayati kararlar
2000'in ilk yarı gündemi belli: Cumhurbaşkanı Demirel'in bir dönem daha kalması, Apo idamının bekletilmesi..
Türkiye'nin siyasi ve ekonomik alanda yakaladığı istikrarı kaybetmemesi hayati önem taşıyor. Enflasyonun yenilmesi, işlerin açılması, demokrasi yolundaki adımların hızlanması, Avrupa Birliği hedefinin sonu belirsiz bir geleceğe ertelenmemesi ve terörün hortlamaması hep buna bağlı.
Apo'nun durumu 12 Ocak'taki koalisyon liderleri zirvesinde karara bağlanacak.
Başbakan Ecevit, ülke menfaatini temel alan bir uzlaşmaya ana muhalefet partisi Fazilet'in de dahil edilmesini sağlayacak çabaları umarız ihmal etmez.
Çünkü bu alandaki tek zorluk, MHP'nin Apo konusunda seçmenine karşı kendisini bağlamış olmasıdır.
Fazilet ve DYP bu açığı sürekli tahrik ediyor.
Muhalefetin uzlaşma sorumluluğuna çağırılması, MHP üstündeki baskıyı azaltacaktır.
Dün parti lideri Bahçeli, tabanın duygularına hitap ederken MHP'li Sanayi Bakanı Tanrıkulu sağduyunun sesi oldu:
"Şimdi atacağımız adım, geri dönülmeyecek zararlar oluşturabilir. İdam edilip edilmemesi değil devletin geleceği önemli."
Demirel bir daha..
Başbakan Ecevit, Demirel'in bir dönem daha Cumhurbaşkanı seçilmesi konusundaki tercihini nihayet resmileştirdi.
Harekete geçeceğini Demirel'e haber verirken bir anlamda onun iznini aldı.
Demirel "Bir görev çağrısı olursa reddetmem" diyerek onayını verdi.
Ecevit, Demirel'in Çankaya'da bulunmasını, yakalanan istikrarın "güçlenerek devam" etmesi yolunda güvence sayıyor.
Doğrudur.. Demirel'in Çankaya yılları, siyasal yaşamının en verimli dönemi oldu.
Ama meclisin bu amaçla Anayasa'yı değiştirecek çoğunluğu sağlayıp sağlayamaması bir yana, içinde halk çoğunluğunun Çankaya'da görmek istediği bir aday barındırmaması, büyük iddialarımızı zedeliyor.
İyi düşünelim..
İstikrar kaygıları, Demirel'in ikinci kez seçilmesi yolunda bir irade yaratacaksa bu, "bir defalığına" olmalıdır. Neden?
Demirel'in Ecevit'i etkileyen en cesur kararı, 28 Şubat sonrası Refahyol'un başbakan değiştirerek yoluna devam etme kararına geçit vermemesi olmuştur.
Yaptığı doğrudur, yanlıştır; buna tarih karar verecek. Ama Demirel o adımı, ülkenin geleceğini düşünerek atmıştır. Buna şüphe yok.
Şimdi düşünmek lâzım:
O gün, ikinci kez seçilme şansına sahip olduğunu bilseydi, aynı şeyi yapar mıydı?
İlerde başka bir Cumhurbaşkanı, ikinci kez seçilme hakkını tehlikeye atmak pahasına, ülkenin geleceği için kendini riske sokar mı?
Eğer partiler Demirel konusunda uzlaşma sağlayacak olurlarsa bu hassas çizgiyi gözden kaçırmamalıdırlar.
Çankaya'nın siyaset üstü ağırlığına zarar vermemelidirler.
Ülke çıkarını gözeten sorumluluğun mutlaka en doğru kararı oluşturacağına beslediğimiz inançla mutlu bayramlar diliyoruz.