


Anlayan varsa...
Doğrusu ben hiçbir şey anlayabilmiş değilim bu işten... Yirmi yıldır kanımızı iliğimizi emen, işsiz aile babalarını intihara, mazbut ev kadınlarımızı fuhuşa, çocuklarımızı sokak köşelerinde dilenmeye savuran asrın canavarı enflasyon ne oldu da böyle birdenbire süt dökmüş kediye döndü? Nasıl bir mucize gerçekleşti de Türk ekonomisi birdenbire düze çıkıverdi? İç borç kamburu dümdüz oldu, devlet gayet ucuza borçlanmaya başladı; faizler yere çakıldı; döviz fiyatları kuzu gibi olup söz dinlemeye başladı?
Eğer bu iş bu kadar kolay idiyse, neden şimdiye kadar yapılmadı da bu halk tam yirmi yıldır enflasyonun yüksek ateşi altında sayıklaya sayıklaya yaşamaya mahkum edildi?
Eğer zor idiyse, şimdi birdenbire nasıl başarıldı?
Üç gün içinde devletin kara delikleri mi kapatıldı? Emeklilik yaşı yükselir yükselmez SSK mı düze çıktı? Bankaların görev zararları mı kapatıldı? Tarımda sübvansiyonlar mı kaldırıldı? Haberimiz olmadan KİT'ler özelleşti de devlet kasasına taze para mı girdi? Üretimde ihracatta patlama mı yaşandı? Devlette ciddi bir tasarruf reformu mu yapıldı? Memur sayısı mı azaltıldı? Orta ve uzun vadeli yapısal önlemler mi alındı?
Eğer bu mesele özel sektöre "tarihi uyarılar" ile çözülebiliyor idiyse; devletin "zam yapma" demesiyle özel sektörün zam yapması engellenebiliyor idiyse, o iki çift lafın edilmesi için neden yirmi yıl beklendi ve vatandaş zam altında ezdirildi?
Ne oldu da birdenbire Türk ekonomisi uçuşa kalkan uçak misali burnunu havaya kaldırdı? Ortalığı pembe haberler sardı?
Üstelik nasıl oldu da bütün bunlar, ekonominin Marmara Depremi'nin faturası yüzünden iyice dibe vurduğu, iç pazarda yaprak kıpırdamadığı, üretimin durma noktasına geldiği, ihracat gelirlerinin gerilediği bir sırada gerçekleşti?
Eğer döviz artışını yıllık takvime bağlamak; ücrette-kirada narh ekonomisine geri dönmek bu kadar harika bir çözüm idiyse neden yıllar yılı liberal ekonomiye övgüler yağdırıldı?
65 milyon nüfuslu koca bir ülkenin yaralı ekonomisi "uçuşa geçmek için" 3-5 milyar dolarlık bir dış kredi mi bekliyordu?
***
Günlerdir önümüze serilen bu toz pembe tablodan hiç bir şey anlamıyorum. Tam, "herkes bu kadar sevinçli olduğuna göre, karamsarlığın alemi yok, demek ki işler iyi" diye sevinecek oluyorum; ama o sırada, anladığım bir şey çıkıyor karşıma. Anlamamla birlikte sinirim yine tepeme sıçrıyor. İyimserlik namına da bir şey kalmıyor...
İşte size anlayamadığım bütün o güzel haberler arasına sıkışan ve benim anladığım iki nokta:
Birincisi, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal'ın ağzından... Önal müjdeyi vermiş: Fon'a devredilen 5 bankaya ait off-shore hesapların da devlet güvencesine alınacağını söylemiş. Yani biz, mevduata yüzde yüz devlet güvencesinin kalkması için bağırıp dururken, devletimiz, güvenceyi daha da genişletip vergi kaçakçısı vatandaşlarını da "kucaklamaya" karar vermiş.
Her ne kadar bu vatandaşlarımız devletten vergi kaçırmak için böyle katakullili işlere sapmışlarsa da; devlet devletliğini yapacak ve onlara da paralarını tıkır tıkır ödeyecekmiş! Böylece devletimiz, ekonomiden sorumlu bakanının ağzından, kendine kazık atanları ödüllendireceğini ve bu uğurda mevcut yasaları ihlal etmeyi bile göze aldığını açıklamış.
İkinci haber ise İş ve İşçi Bulma Kurumu'ndan... Yurdumuzu bir ağ gibi saran bölge ve il müdürlüklerinde 1800 küsur personel istihdam eden ve fakat 53 yıldır hiçbir iş yapmayan bu kurum kapatılacakmış. Ama durun, hemen sevinmeyin. Çünkü kapatılan bu kurum, adını değiştirip yeniden kurulacakmış. Yeni adı Türk-İş-Kur olan kurum, şükürler olsun ki, sonunda kendine bir iş de bulmuş: Şu an yasadışı çalışan özel iş bulma kurumlarını denetleyecekmiş! Haa, sahi bir de, ilerde kurulacak olan işsizlik sigortası da bu kurumun yetkisine verilecekmiş.
Ne güzel değil mi... Artık kendine yeni bir iş tanımı yaptığına göre, göğsünü gere gere kadro da arttırabilir, bütçe de...