Kara Kuvvetleri Komutanlığı çeşitli fakülte mezunları arasından Silahlı Kuvvetler'e alınacak olan subaylarla ilgili nitelikleri yeniden belirlemiş.
Kısa boylular ile şişman ve kel olanların subay olamayacağı karara bağlanmış.
Alın size, hiç yoktan bir insan hakları sorunu daha.
Şişman olduğu için, özel bir TV kanalındaki işine son verilen genç kızımız yetmiyormuş gibi, bir de bu iş çıktı!
Bu kural, mantığa ve AB normlarına ne kadar uygun?
Komutanlık, kısa boy için bir ölçü koymuş:
Kadınlarda 1.60 cm, erkeklerde 1.69'dan aşağı olmamak.
Şişmanlık ve kellik için ise herhangi bir ölçü yok!
Diyelim ki başvuran bir genç kız uzun boylu. Ama oldukça balık etinde.
Erkek aday ise boylu poslu. Ama saçları tepeden ve alından açılmaya başlamış.
Komutanlar, bu gençleri kibarca estetik cerrahlara saç etme kliniklerine mi yönlendirecekler, yoksa ta baştan ret mi edecekler?
Eğer baştan reddedilecekler ise, nerede kaldı, yasalar önündeki fırsat eşitliği?
Avrupa İnsan Haklı Mahkemesi kapılarında bir de bu yüzden mi yargılanacağız?
Hem ne demek "kellik"?
Türk Dil Kurumu sözlüğü şöyle tanımlanıyor:
"Bir cins mantarın kıllı deride yarattığı cerahatli dökülme, bu hastalığa yakalandığı için saçları dökülmüş kimse, arazide veya eşyadaki çıplaklık."
Bundan saçı doğal olarak, erken dökülmüş olanlara kel denilmesi yanlış.
Bu durumdaki gençleri subay olma hakkından (ve onurundan) yoksun bırakmak daha da yanlış.
Hem, saçsız baş, bu kadar sakıncalıysa, aynı durumdaki gençlerin yedek subaylığa da alınmaması gerekmez mi?
"Kel" bir üsteğmen, kahraman ordumuzun estetik çıkarlarına ters düşüyorsa, kel bir asteğmen de aynı çıkarlar için, aynı derecede tehdit değil midir?
Bir de şu sorunun yanıtlanması şart:
Cumhurbaşkanımız bilindiği gibi, üniversite yıllarından beri, Kara kuvvetleri Komutanlığı'mızın deyiminizle, affedersiniz, keldir.
Ama 1960 yılında Silahlı Kuvvetlerimize asteğmen rütbesiyle mevcut hali ile onurla ve gururla hizmet etmiştir.
Anayasamıza göre de, 7 yıldan beri Ordularımızın Başkomutanı'dır.
Saçsızlık, TSK'nın savunma gücünde ya da emir komuta zinciri üzerinde herhangi bir nakısa oluşturuyorsa, bunu halkımızın ve gençlerimizin bilmek hakkıdır.
Dahası tam zamanı olduğuna ve cumhurbaşkanının (dolayısıyla Başkomutan'ın) seçimiyle ilgili anayasa değişikliği de gündemde bulunduğuna göre, adaylarda aranacak koşulara, bir kez daha seçilebilmenin yanında saçı da eklemenin de zamanıdır.
Bazı emekli komutanlarla ve savunma ve genelkurmay muhabiri arkadaşlara "kel subay olamaz!" kuralını ayrıntılarıyla konuştuk. "Uygulama aslında yeni değil" dediler.
Emniyet örgütünde de ve hatta öğretmenlikte de fiilen durumun böyle olduğunu belirttiler.
Hatta yüzünde "şark çıbanı" olanların zinhar polis yapılmadığını da söylediler.
Bu şark çıbanı ambargosu akla yakın geliyor.
Hele de, Avrupa Birliği'ne aday olup "garplılığa" resmen adım attıktan sonra, çıbanlıları Batı'ya anlatmak zor olurdu.
Ama saçsızlık öyle değil.
Bu arada, "kellik" maddesinin aslında kadın subay adaylarının başörtüsü sıkıntısı yaratmalarını önlemek için konulmuş olabileceği de söylendi.
Gerçekten de "Adaylar kel olamaz" koşulunun arkasında, başın sürekli açık tutulması gibi bir düşünce hakim olabilir.
Ama kellik yasağı milletvekililiği için daha da uygun.
Öyle ya, içtüzükte "Miletvekilleri kel olmadıklarını, her an millete göstermek zorundadırlar" diye bir madde bulunsa, hiçbir vekilin başını kapataması mümkün olmaz.
Bu kellik maddesinin arkasındaki gerçek, gerçekten meraka değer...