kapat

07.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Burnuna kuş kondurmak..

Eskiden burunlarını sadece boksörler ameliyat ettirirlerdi.. Burun kemiğinin hemen altında duran kıkırdağı aldırmak için.. Maksat yumruk yediklerinde kanamasın, canları yanmasın diye.. Şimdi önüne gelen burnunu kestiriyor.

Kocası zenginleyen kadınlara "sarışın olmak" yetmiyor artık..

Çünkü sarı saç operasyonu dediğiniz şey altı üstü iki kutu boya.. Onu da yapamıyorsan gir bir kuaföre, kapıdan Marilyn Monroe ya da Kibariye gibi sararmış olarak çık..

Diğer kadınlarla arana ille de bir statü farkı koyacaksan bunun yolu "burnunu kestirmekten" geçiyor..

Hele parayı koyacak yer bulamıyorsan başla diğer organlarınla da oynamaya.. Dudaklarına silikon taktır.. Göğüs ölçülerini ayarla.. Orandan burandan yağ aldır. Yüzünü gerdir..

Anlayacağınız sonu yok bu işin..

***

Kadınlar neden burunlarından rahatsız olur, hiç anlamam.. Herhalde kendilerini aynada fazla seyrettiklerinden..

Bizim Teoman Hünal'ın karısı Lale böyledir mesela.. İnanılmaz güzel bir burnu var.. Yüzüne de çok yakışır. Yandan bakıldığında "Grek profili" dedikleri görüntüyü verir ama kafası buruna takık..

Eğer oturduğumuz mekanda yan tarafımıza düşen bir ayna, ne bileyim ayna gibi görüntüyü yansıtabilen camekan varsa Lale muhakkak kendini yandan görmeye çalışır.. Bir parmağını çaktırmadan burnunun ucuna kor.. Hafifçe kaldırır..

İkide bir lafı, döndürüp dolaştırıp "burun operasyonlarına" getirir ve "Yani şöyle hafifçe kaldırtsam diyorum.." zarfını atar.. Boş bulunup cesaret versek ya da kocasının bir zaaf anına denk getirse gidip bıçak altına yatacak..

Estetik macerası..

Burun estetiği sekiz on sene önce bu boyutlarda değildi.. Estetik cerrahı diye bildiklerimiz de bu kadar yoğun çalışmazdı.. Zaten çoğu kalfalık dönemini yaşıyordu..

Hani "Acemi nalbant zenaatini Kürt eşeğinde bellermiş.." derler ya! Bizim estetikçiler de bir kuşak öncesinin kadınlarını yatırdılar masaya, biraz şuradan biraz buradan diyerek; kese biçe ellerini bu işe yatırdılar..

Onlar işlerini öğrendi ama olan geçen kuşağın zengin kadınlarına oldu.. Açın bakın cemiyet sayfalarına..

Eğer burnu, fiş deliği gibi duran "takmış takıştırmış" ve tiner koklamış gibi baygın bakan kadınlar görüyorsanız bilin ki; sekiz on sene önce mutlaka ameliyat olmuşlardır..

***

Estetik cerrahları artık burun ameliyatı yaparken; köftelik kıyma çeker gibi "hart" diye "el kararı" kesmiyorlar.. Alıyorlar hastayı karşılarına.. Yandan, önden fotoğraflarını çektiriyorlar..

Allah bilir önlerine artist kataloğu da koyuyorlardır.. "Burnunuz şöyle mi olsun böyle mi?" diye.. Sonra, elbiselik kumaşı biçer gibi provasını çıkarıyorlar..

Projelenme safhası tamamlandıktan sonra da başlıyorlar doğramaya..

Ne var ki ben bugüne kadar "başarılı olmuş" bir burun estetiği ameliyatı görmedim.. Kim yaptırırsa yaptırsın, yeni burun eski yüzün üzerinde sakil duruyor..

Çünkü insan doğasının kendine has bir dengesi var.. İnanılmaz bir denge bu.. Bir iki milim oynamak bile yüzün asıl normlarını bozuyor..

İlginç bir örnek..

Geçenlerde TV kanallarından birinde, burnuyla oynamış bir yıldızımızı seyrediyordum.. Bu kızcağızı birkaç yıldan beri televizyon kanalları sayesinde izliyorum.. Çok güzel bir yüzü vardı..

"Vardı.." dediğim için kusura bakmayın ama işin doğrusu böyle..

Bu Allah vergisi güzellik kıza batmaya başladı.. Bir keresinde bizim gazetenin asansöründe karşılaşmıştık. Yanındaki muhabir tanıştırdı.. Ben "selamın aleyküm kör kadı.." dercesine "bu dudaklarının hali ne?" diye bulaştım kızcağıza..

İltifata alışık olanlara ters laf söylerseniz şaşırır, bocalarlar..

O gün de öyle oldu.. Kızcağız biraz şaşırdı.. Ben de ayak üstü "Dudaklarını niye taşırarak boyuyorsun. Zaten güzel bir yüzün var.. Tuhaf kaçıyor.." gibisinden kısa bir vaaz verdim..

İtiraz edip gerekçesini filan söyledi ama boş laflar.. Bir kulağımdan girdi bir kulağımdan çıktı.. Gerçekten de dudağını öyle abartılı boyamasına kızıyordum.

Bir de bu yolla TV seyircisini aptal yerine koyduğu için..

Son kez seyrettiğimde ne göreyim.. Burnunu kesip biçtirmiş.. Artık küçültmüş mü, kaldırmış mı? Bilemiyorum ama yandan bakıldığında burun yok olmuş..

Önden baktığınızda genişçe, ramazan pidesi gibi bir surat.. Üzerinde susam tanesi gibi burun delikleri.. Yandan ise belli belirsiz bir tümsek..

Kimbilir kaç kişi "Aman ne güzel oldu!" diye iltifat etmiştir kızcağıza.. Ben üzüldüm..

***

İşin bir tarafı da bu.. Burnunu estetik yaptıranlara katiyen "Burnunuzu ne güzel imha etmişsiniz.. Delikleri de genişlemiş. Artık rahat çok oksijen alırsınız.. " diye iltifat etmeyeceksin.. Çok ayıp oluyormuş.. Burnunu kestiren belirgin bir rahatsızlığa kapılıyor..

Üstelik hiçbiri "estetik yaptırdığını" kabul etmiyor..

Ya burunlarında et vardır, ya da kaza geçirdikleri için cerrahi müdahale yapılmak zorunda kalınmıştır..

Resmi açıklama mutlaka böyle oluyor..

Hani zenginlerde aşırı beslenmekten dolayı gut hastalığı çıkar ya.. Bizim sosyetiklerin gutu da mutlaka burunlarından başlıyor.. Aşırı beslenmekten burunlarında et oluşuyor.. Bu et soluk almalarını zorlaştırıyor.. İster istemez ameliyat masasına yatıp o eti aldırırken, burunlarını da değiştiriveriyorlar..

***

Bu bilimsel açıklamaları yaptıktan sonra sonradan zengin olup da "kafayı burunlarına" takan hanımları uyarmak istiyorum..

Estetik ameliyatı konusunda iyi düşünüp taşının.. Tek bir organınızla oynatın.. Örneğin önce burun ameliyatı yaptırıp, üç beş yıl sonra da gerdirme operasyonuna kalkışmayın.. Çünkü burun deliklerinin biri küçük biri büyük kalıyor.. Göz kapaklarının da hizası bozuluyor.. İnsanın yüzü "yarısı ütülenmiş" yastık kılıfı gibi duruyor..

Benden söylemesi.. Burnuyla oynamayanların bayramı kutlu olsun..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır