2000 yılında dış politika beklentilerinde bugün Washington penceresini açacağız.. Bu pencereden bakınca şunlar gözüküyor:
Clinton yönetimi şimdiye kadar ülkemize oldukça önemli katkılar yaptı. İkili ilişkiler son derece önemli sıçramalar gerçekleştirdi.
Amerikan yönetimi PKK'yı terörist olarak ilan etti, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarına destek verdi ve nihayet Öcalan'ın Suriye'den atılıp Afrika'da yakalanmasına fiilen katıldı.. Bu süreçte Avrupa ülkelerinin Öcalan'a siyasi sığınma hakkı vermemesini kuvvetle istedi.
Başka ne yaptı?
Gümrük Birliği dönemi öncesinden başlayarak şimdi aday üye olmamıza kadar geçen süreçte, Türkiye'ye çok kuvvetli destek verdi. Bu konuda, Richard Holbrooke'un New York'ta, "Avrupa başkentlerindeki büyükelçilerimiz Türk büyükelçisi gibi çalışıyor" dediğini hatırlıyorum.
Sonra, Türkiye'nin, Avrupa Güvenlik ve Savunma İnisiyatifi dışında bırakılmaması için uğraştı ve uğraşı sürüyor.
Ülkemizle İsrail arasındaki stratejik işbirliğini çok kuvvetle destekledi ve bu işbirliğinin üçüncü ayağı oldu..
Bakü-Ceyhan başta olmak üzere Doğu-Batı enerji koridorlarında Türkiye'nin yanında durdu..
Clinton'un kelimeleri ile Ankara ile Washington arasındaki "Stratejik ortaklık" Amerikan yönetiminde giderek daha öncelikli hale geldi.. Bir dönem Amerikan Dışişleri kadrolarında "Önce Rusya" siyaseti birden geriledi..
ABD'nin 1980'ler ile, 1990'lı yılların ortasından itibaren Türkiye'ye karşı uyguladığı politika öylesine büyük bir değişim gösterdi ki, şaşırmamak elde değil.. Üniversitede çok ciddi bir tez konusu olur bu değişim..
Ama şimdi geldik 2000'e...
Dönüp bir geriye baktığımızda, örneğin Bakü-Ceyhan'a, Clinton yönetimine haksızlık etmek istemeyiz ama, daha fazlasını yapabilirdi.. Konsorsiyumu daha da fazla zorlayabilirdi. Ekonomik olarak destek sağlayabilirdi. Ve son zamanlarda bu konuda sanki biraz daha geri çekildi.. Verdikleri görüntü bu.. Gürcistan'ın çıkardığı zorluklar da tam bu zamana denk geldi.. Nitekim işler iyi gitmediğinden Demirel, Azeri, Türkmen ve Gürcü liderlere birkaç gün önce yazılı birer mesaj gönderdi..
Avrupa Güvenlik ve Savunma İnisiyatifi konusunda, 2000 ve ötesinde ABD'nin ciddi desteğini bekliyoruz. Bugüne kadar yaptıklarından daha kuvvetli girişimler gerekiyor..
Ruslar'ın, Kafkaslar'daki dengeyi bozma girişimlerine karşı, Washington yönetiminin daha kararlı olması, Türkiye'nin daha çok yanında, askeri olarak da, durması bir başka beklentimiz Clinton yönetiminden..
Stratejik ortaklık böyle zor zamanlarda çalışması gereken bir ortaklıktır..
Amerikan yönetimi, Türkiye'nin bölgenin dalgalanmasından son derece rahatsız olacağının bilinci içinde ve de özellikle 25 Ağustos günü yayınlanan Bişkek Deklarasyonu ile başlayan Rusya-Çin yakınlaşması çerçevesinde, ki iki ülke arasında bunu geliştirmek amacıyla düzeyi bir hayli yüksek olan Hükümetlerarası Askeri ve Teknik İşbirliği Komisyonu kuruldu, Türkiye'nin Kafkaslar ve Orta Asya'daki etkinliğinin artmasına, ciddi biçimde mutlaka yardımcı olmalıdır..
Bizim için bir başka çok önemli ülke de Rusya'dır ve Rusya'dan da beklentilerimiz var.. Bunlar ise bir başka yazı konusu..