kapat

07.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Altın fırsat.

Türkiye, demokratik bir refah devleti olma hayallerini gerçekleştirmek için hiç böyle bir altın fırsat yakalamamıştı.

Apo'nun yurda getirilmesiyle başlayan şans, Avupa Birliği'ne üye adaylığımızın kabulü, ona eşlik eden reformlar ve son olarak enflasyonla mücadele programının iç ve dış piyasalardan gördüğü destekle harika bir rüzgâr yaratmıştır.

Borsa rekorlar kırıyor.. 2 ay önce yüzde 102 olan faiz yüzde 36'ya düşmüştür.

Türkiye'nin Libor+20'lerde dolaşan riski Libor+1,5'lar seviyesine inmiş durumda.

Batı medyasında her gün Türkiye, yükselen piyasaların yıldızı olarak gösteriliyor.

Dünya Bankası Başkanı, hükümete gönderdiği mektupta "Cesur reformlar Türkiye'nin inanılmaz ekonomik potansiyelinin kilidini çözecek" diyor ve 3 milyar dolarlık ek destek için çalıştıklarını yazıyor.

Artık belli: Ekonomide patlama yaratacak finansmanı Türkiye bulacaktır.

Bunun iktidar ortakları için anlamı şu:

İngiltere'de Thatcher "Bana 2-3 yıl verin" dedi, halktan bu desteği aldı, dediğini yaptıktan sonra da 10 yıl iktidarda kaldı.

Apo aysbergi..
Son beş hükümet döneminin önemli bürokratlarından biri dün bana şöyle dedi:

"Farklı dünya görüşlerine rağmen hükümet ortaklarının gösterdikleri kararlılık ve ortaya koydukları reformist karakter, inanın beni şaşırtıyor. Kendilerini adadıkları büyük davaya küçük meseleler yüzünden zarar vereceklerine ihtimal vermiyorum.."

Gerçekten de 13 yıl aradan sonra ilk kez böyle uyumlu ve güçlü bir iktidar yakaladık.

İç ve dış desteklerin rüzgârını arkasına almış ve denize açılmış olan devlet gemisi için şu andaki tek tehdit, serseri mayın gibi dolaşan Apo aysbergidir.

Gemiyi de bu aysberge, ancak bir körlük toslatabilir. Akıl şunu görüyor:

Apo'yu infaz etmek, geleceğin Türkiye'ye vaad ettiği kurtuluşu feda etmek olacaktır.

Bu, Apo'nun dirisinin isteyip de yapamadığını ölüsüne yaptırmak olmayacak mı?

Akıla 2 yıl kredi

Cumhurbaşkanı bu konuda dün daha aktif olarak devreye girdi. Köşk çıkışı FP lideri Kutan, iktidarın diyaloga kapalı tutumundan şikâyet etti:

"Konu Başbakanlık'ta bekler, AİHM kararı beklenir veya beklenmez, Meclis'e hemen gelir veya gelmez.. Bunun, partiler arasında müşterek tesbit edilmesi gerekir."

Kutan'ın sözlerinde, ülkenin yüksek çıkarlarının dar görüşlü bir muhalefet sorumsuzluğuna feda edilmeyeceğinin işareti vardır.

Yeter ki yok sayılmasınlar..

Şimdi önemli olan muhalefeti de içine alan bir uzlaşmayı sağlamak ve şehit ailelerini ikna etmektir.

O şehitler, Türkiye'nin geleceği için canlarını verdiler. Apo'nun öldürülmesi buna zarar verecekse, bebek katilini hortlatıp siyasallaştıracak ve yeni şehitler talep eden bir dönemi açacaksa ruhları huzur bulamaz.

Adaletse, adalet..

Ömür boyu ağır hapis, bebek katiline hergün yeniden ölmek gibi bir ceza olacak ve adalet yerini bulacaktır.

Bu gerçeği herkesin görmesi için Türkiye'ye iki yıl yeter. İnfaz için Avrupa Mahkemesi'ni beklemek bize bu krediyi açıyor.

Türkiye'ye yazık etmeyelim!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır