kapat

05.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yozlaşma
Kitle yayın araçlarının genişlemesiyle birlikte, insanımızın irfan ve kültür hayatının temel unsurlarından olan sohbet ve sözlü kültür geleneği de yok olmak aşamasına gelmiştir

20.yy büyük acılar ile birlikte teknolojik gelişmeler sayesinde elde edilen maddi kazanımların yaşandığı, toplumları ayakta tutan değerlerin dejenere edilerek yozlaştırıldığı bir zaman dilimi olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır.

Yeni çağdan itibaren akılcılığı ve insan merkezli düşünceleri temel olarak benimseyen Batı felsefesinde, amaca ulaşmak için her türlü aracı kullanmanın meşru ve geçerli sayılması fikri İtalyan bilgin Makyavel ile başlamıştır. Gayeye ulaşmak için her türlü çareyi mübah saymak şeklinde tezahür eden yozlaşma belirtileri, özellikle az gelişmiş ülkelerde büyük tahribata ve sosyal çözülme tehlikelerinin artmasına vesile olmuştur ve halen olmaya da devam etmektedir.

Son 50 yıldır dünya üzerinde yaşanan sosyal olaylar ve medya vasıtasıyla hız kazanan kültürel hareketlilikler; toplumları ayakta tutan değerlerin yeniden şekillenmesine, yeni biçimler ve karakterler kazanmasına sebebiyet vermiştir. Zihniyet faklılaşmaları, kültür değişmeleri ve ahlaki dejenerasyonun her türlü yozlaşmada en etkili unsurlar olduğu, sosyolojik bir vakıa olan bu gelişmelerin de dünyanın en köklü kültür ve en sağlam cemiyet hayatına sahip toplumumuzu olumsuz yönde etkilediği görülmektedir.

Son iki asırdan beri bir yenileşme süreci yaşayan ülkemizde neyin korunması; neyin düzeltilmesi ve nelerin değiştirilmesi konusunda yeterli bir ilmi araştırma yapılmadan yaşanan yenileşme hareketleri, fertlerde "Kökü mazide olan ati olmak" bilincini gereğince koruyamamış, milli tarihi kimlik ve kişilik anlayışı zedelenmiştir.

Ruhumuza sindirdiğimiz, ölçüleri ile hayatımızı şekillendirdiğimiz bizi biz yapan değerlerdeki bizim irademiz dışında gerçekleşen değişimler, ferdin iç dünyasından başlayarak toplumun bütün kesimlerine dalga dalga yayılan huzursuzluk ve çatışmaları beraberinde getirmiştir.

Gelişmede özün ihmal edilerek dış görünüşe itibar edilmesi; dinleyip, anlamadan, övgü ve yergi yapılmasına, en basit vazifelerin dahi yapılmasının kahramanlık telakki edilmesine, ideal ve ufuk sahibi insanların da Don Kişot olarak görülmesine sebep olmuş, böyle bir ortamda da özveri, fedakarlık, hamiyet, idealizm vb. kavramlar; köşe dönmecilik, bireycilik, çabuk yükselme sloganlarıyla yer değiştirmiştir.

Hızlı şehirleşme, göç, sanayileşme, yalnızlık, yetersiz iş sahaları, çekirdek aile sistemine hızlı geçiş, sosyal güvenlik sisteminin yetersizliği vb. etkenler; milletimizin temelinde ve ulvi kökünde mevcut olan tesanütçü ve hoşgörülü ortamı tahrip etmekte, insani ve toplumsal ilişkiler sadece; ölüm, evlenme, bayramlaşma vb. rutin olaylar çerçevesi içine sıkıştırılmaktadır. Kitle yayın araçlarının genişlemesiyle birlikte, insanımızın irfan ve kültür hayatının temel unsurlarından olan sohbet ve sözlü kültür geleneği de yok olmak aşamasına gelmiştir.

"Başkalarını kendine tercih etme" (isar) erdemini insanlarımızda yeniden üstün ve yükselen değer haline getirmeyi öngören ideal bir ahlak anlayışını toplumumuzda gerçekleştirmek, en önde gelen hedeflerimiz arasında yer almalıdır. Türk-İslam tarihi engin şahsiyetlerin ahlaki davranış modelleriyle doludur. Bu konuda dini ve milli kültürümüzde fazlasıyla mevcut olan iyilik, doğruluk, sevgi, saygı, sosyal dayanışma, birlik ve beraberlik... gibi evrensel- insani değerleri toplumumuzda yeniden ihya etmek için topyekun bir seferberliğin yapılması gerekir.

Bu meyanda; İlahiyatçılarımız, psikologlarımız, sosyologlarımız ve kültür tarihçilerimiz de; milli devlet geleneğimizin manevi ve kültürel temelleri üzerinde araştırmalar yapmalı; elde edilen sonuçlara göre, eğitim, kültür ve kitle eğitimi araçlarıyla topyekün bir aydınlatma ve şuurlandırma hamlesi başlatılmalıdır.

MEHMET NURİ YILMAZ


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır