kapat

05.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Bilgiye sahip olmanın en iyi yolu okumaktır
Kur'an'da yer alan insan-kainat ilişkisi ve bu ilişki ile alakalı bilgiler, aynı zamanda insanların bilgi vasıtaları ile elde edebilecekleri bilgileri de kapsamaktadır.

Özellikle tabiat kanunlarına ve kanunların işleyiş biçimlerine dair Kur'an'da yer alan bilgiler, sonuç bildiren bilgileri içermekte ve bu sonuçlara ait sebeplerin araştırılmasını teşvik eden bir mahiyet arzetmektedir. Şüphesiz bu da insana, öğrenme, araştırma yapma ve devam edip gelen düzenle ilgili olarak sebep sonuç ilişkisini keşfetme gibi sorumluluklar yüklemektedir.

Yeryüzünün gezilip dolaşmasını, devenin nasıl yaratıldığına bakılması, semaların nasıl bina edildiğinin araştırılması gibi insana sorumluluk yükleyen ayetlerin yanı sıra, kainat ve içindekilerin insanın emrine verildiğine dair (teshir) ayetlerin mevcudiyeti de insana ait sorumluluğu öngörmektedir.

Kur'an, bir taraftan eşyanın bilgisine sahip olabilmesi için insandan duyu organlarını kullanmasını isterken, diğer taraftan da Kur'anı bilgiye sahip olabilmesi için "okuma"sını istemektedir. Çünkü Kur'anı bilgiye sahip olmanın en iyi ve en sağlıklı yolu okumaktır. Bu emir, inanan her insan için mutlaktır ve belli kişilere tahsis edilmiş değildir. Bu sebeple her inanan insan, kendisine lazım olacak bilgiyi değerlendirmek, doğrulamak veya yanlışlamak için test etmesi gerektiğinde, başkalarının ne dediğine bakmak ihtiyacını hissetmektedir.

Kur'ani bilgi ve Kur'an'dan çıkartılan bilgi ayırımının yapılmasından amaç ise, Kur'an lafızlarına Allah tarafından yüklenilen anlamlar ile, insanların o lafızlardan anladığı anlamları birbirinden ayırt etmek içindir. Çünkü Kur'ani bilgide veya kavramlarda insanın bir müdahalesi yoktur. Ama o kavramların insanlar tarafından algılanması ve ifade edilmesi durumunda devreye insan unsuru girmekte, böylece bilenle (suje) bilinen (obje) arasındaki ilişkiden bilgi doğmaktadır. Ayrıca tek terimle kavram aktarması olamayacağı ve mutlaka bir hükme ihtiyaç bulunacağı için, Kur'ani bilgideki Allah'ın hükmünü kesinlikle tayin etmek de insan için mümkün olmamaktadır. İnsan için mümkün olan, o hükmün ihtimal dahilinde olması ve kesinlik arzetmemesidir.

İnsan elde ettiği bilgileri, ideal anlamda formel işlemlerden kurulu bir yöntemle veya metodla ilim haline getirmektedir. Bir başka ifade ile ilim formel işlemlerden kurulu bir yönteme bağlıdır.

Celal KIRCA


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır