Mali piyasalar 2000 yılında uygulanacak programla enflasyonun yüzde 25'lere düşmesini, Türkiye'nin kredi notunun artmasını, dışardan borçlanmayı veya yabancı yatırımcıların gelecek olmasını, ekonominin yüzde 5'ler civarında büyümesini ciddi biçimde satın aldı. Belki yüzde 80-90 oranında satın aldı. Faizler onun için bugünkü enflasyonun 20 puan altına indi ve yüzde 45'lere geriledi, borsa onun için 2.5 ayda yüzde 166 prim yaptı.
Bu durumda yeni yıla satın alınacak başka bir şey kaldı mı? Yabancı portföy yatırımcılarının gelmesiyle iş biter mi? Yerlilerin oyunu tutar ve hisse senetlerini yabancılara bırakır çıkarlar mı?
Burada da işin düğümü dönüp dolaşıp hükümetin icraatlarına geliyor. Eğer program başarıyla uygulanırsa, satın alınan 2000 yılının üzerine 2001 yılının satın alınması gündeme gelebilir. Çünkü program üç yıllık ve ikinci yılda da enflasyonun, ona bağlı faizlerin düşürülmesi hedefleniyor. Üstelik şimdiye kadar satın alınan, mali piyasalara gelecek olan yabancı sermaye. Programın başarıyla uygulanması halinde, sadece sıcak para anlamında kısa vadeli sermaye değil, AB adaylığının verdiği avantajla kalıcı doğrudan yabancı sermaye gelebilir. Bu da şimdiye kadar pek satın alınmayan başka bir faktör.
2000 yılı ayrıca hem enflasyonun düşecek olmasından hem de Avrupa Birliği faktöründen dolayı şirketlerin, bireylerin, kurumların ve hatta devletin bile bakış açısını değiştirebileceği bir yıl olabilir. Gerçek bir verimlilik ve tam rekabet dönemine giriyoruz. Yüksek enflasyonun perdesi arkasına sığınarak kaytarma dönemi artık bitiyor. Verimlilik yanında şirketler ölçek olarak da büyüyecek. Birleşmeler olacak. Bazı şirketler elenecek. Hem yerli şirketlerle evlenmek hem de özelleştirmeden dolayı doğrudan yabancı sermaye girişi artabilecek. Bu da ülkeye döviz girişi anlamına geliyor.
1999 yılı umutların yeşerdiği bir yıldı. 2000 yılı, doğal afet ve dış şokların meydana gelmemesi durumunda ve uygulamanın beklendiği gibi iyi olması kaydıyla umutların gerçekleştiği yıl olabilir. Bu durumda 2000'de satın alacak hâlâ çok şey olabilir.
Sonuç - "Müthiş bir adanmışlık yoksa, mükemmel bir başarı da yoktur"