


Cahit Bey'den, Cüneyt Bey'e İbretnümâ...
İstibdadın sadrazamları, köşe yazarlarından korktuğu kadar Sultan Hamit'ten korkmazlardı.
Tam yüzyıl önceydi, Sadrazam Sait Paşa, Servet-i Fünun yazarı Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey'in makalelerini beğenmiş, kendisini tanımak istemişti. O dönemde aracılık hizmetleri için güvenilir Ermeniler kullanılırdı.
Saraya yakın kitapçılardan Arakel Efendi, Hüseyin Cahit'i ziyarete gelmiş ve Sait Paşa'nın kendisini tanıması için son günlerde çekilmiş bir fotoğrafının verilmesini rica etmişti.
Görücüye çıkmış dilber fotoğraflarının damat adaylarına gösterilmesi gibi Hüseyin Cahit Bey'in fotoğrafı Sait Paşa'ya gönderildi. Paşa hazretleri eğer fotoğraftaki çehreyi beğenirse Hüseyin Cahit'i bir akşam yemeğine davet edecekti.
Hüseyin Cahit Bey'in Meşrutiyet Paşalarıyla mesleki sohbeti (buna şimdi özel röportaj diyorlar) hayretle izlenecek bir siyasi muhabbet macerasıdır.
***
Aradan tam yüz yıl geçmiş...
Cüneyt Arcayürek'in son kitabını okuyorum: "Demokrasi Dönemecinde Üç Adam."
Siyaset macerasının böbürlü seslerini bazen hüzün, bazen gıptayla aktaran bir ibret vesikasını haz ve korku karışımıyla izliyorsunuz.
Kırk yıllık siyaset aynasına yansımış çehrelerin, ıslak bezle alınmış tozlarından sonra bir ceviz çerçeveye yerleştirir gibi özenle tanımlanmış siyasi ve ahlaki zaaflarını okuyorsunuz...
Yüzyıl önce Cahit Bey'in aktardıkları ne ise, yüzyıl sonra Cüneyt Bey'in yazdıkları arasında hiç fark yok... Siyasetçide irade ve zeka bir beceriksizlik terkibi olarak sergileniyor.
***
Tarih biliminin en zor sorunlarından birisi "dönemlendirme"dir. Bir tarihsel dönemin ne zaman başladığı, ne zaman bittiği kolay tanımlanamaz.
Bir tarih oluşumunun yapısal süreçleri, genel ve özel nitelikleri de karmaşıktır. Bu karmaşada liderlerin yahut toplumların belirleyiclik ölçüleri de kolay kavranamaz.
Bir ülkenin yaşamında önem taşıyan tarihsel dönemlere damgasını vurmuş liderler bulmanın zorluğu da ortadadır.
Atatürk'ü o üstün tarihsel konumunda koruyarak, demokrasimizin ve özgürlüğümüzün geçmişine bakınca elli yıllık özgürlük ve demokrasi dönemine damgasını vurmuş tek lider göstermemiz mümkün olmaz.
Yirminci yüzyıla yön vermiş on ünlü dünya liderinin yaşamına baktım. Hepsinin hayatında ve yönetiminde önemli sayılacak hataları olmuş ama, halkının özgürlüklerine ve ülkenin demokrasisine zarar verecek yanlışlıklarına rastlanılmamış.
Türkiye, özgürlük ve eşitlik idealinin bozulduğu küçük tuzaklara düşmüş... Bu tuzak bazen darbe, bazen cehalet, bazen beceriksizlik olarak çıkmış ortaya.
Cüneyt Bey'in beş yüz safyalık kitabında, gördüğümüz gerçek şu: Üç lider Türkiye'nin yeni yüzyıldaki yaşamına yön verecek kalıcı öneriler geliştirememişler.
Demokrasi dönemecinin üç köşe taşından tek önerinin çıkmayışı kadar büyük talihsizlik düşünülebilir mi?
Hüseyin Cahit'in dediği gibi, "Osmanlı'ya yedi kez sadrazam olmuş birisi Türk halkına yirminci yüzyılın anlamını idrak edemeyecek kadar büyük bir talihsizli kyaşatmıştı."
***
Hüseyin Cahit'ten, Cüneyt Arcayürek'e değişen ne olmuş diye baktım.
Tek şey değişmiş. Yirminci yüzyılın siyaset kodamanları, Cüneyt Bey'in beyaz saçlı, yakışıklı çehresini gösteren fotoğraflar için Ermeni aracılar kullanmak zorunda kalmamışlar.
Türkiye'nin iç politikası üç kefeli teraziye konmuş: Darbe, askeri yönetim ve demokrasiye geçiş...
Demokrasi Dönemecindeki Üç Adam, Evren, Demirel, Özal, büyüklere masallar, küçüklere gerçekler olarak yazılmış.
Türk siyasetçilerinin hem hafızalarında, hem raflarında bulunması gereken bir ibretnümâ...