


Bir "Geçmiş Pazarlar" ki..
Yeni yılın ilk pazarında, geçmiş pazarlardan söz edilir mi?..
Edilir..
Eğer altında Tekin Aral'ın imzası varsa, edilir..
Geçmiş Pazarlar, Tekin Aral'ın pazar yazılarından, o Hürriyet'te her pazar, hem de nasıl keyifle okuduğum, bir mizah, bir anlatım şaheseri yazılarından derlenmiş bir kitap..
Tekin bu kitabını görmedi.
Onu nisanda kaybettik.. Daha gencecikken.. Kalp yetmezliğinden.. Kitabı yeni çıkmış. Ben gördüğümde aralık ortasıydı. Beklettim.. Yeni yılın, milenyumun ilk pazarında onun pazarlarını anlatmak için beklettim.
Tekin'in pazar yazılarını, hayatınızın herhangi bir yılında okuyabilirsiniz.. Eskimezler, devirleri geçmez.. Öyle yazılar bunlar.. Tekin'in anıları.. Anılar eski mi?..
Hele Tekin gibi bir keyif adamının..
Keyifle yaşar, keyifle yazardı..
Genç yaştaki ölümünde beni teselli eden tek şey buydu.. İyi yaşamıştı. Kısa ömrüne, yaşam adına çok şey koymuştu.
Geçmiş Pazarlar içinde Tekin'in yaşamından ve karikatürlerinden de bölümler var. Karikatürlerden biri "Sayılı fırtınalar!.." alt yazılı.
Eski İstanbul kabadayılarını anlatan bir belgeseldi bu. Tekin, güncel fırtınaları çizmiş.. Biri de ben.. Fatih Terim'le karşı karşıya geçmiş horozlanıyoruz.. O günlerde hem de nasıl horozlanırdık gerçekten..
Bakın, bu kitabı mutlak alın.. Baş ucunuzda dursun.. Uykunuz, keyfiniz mi kaçtı.. Hani kitaplardan fal tutardık bir zamanlar. İki kapağından tutup rastgele bir sayfa açarsınız.. Öyle açın bir sayfa, okuyun.. Mucizeyi yaşayacaksınız..
***
Sevgili Ayça, Tekin'in kızı, kitabı bana yollarken bir de mektup eklemiş.. Hayatta aldığım en güzel mektup belki de.. Bunu aynen size aktarmadan edemedim..
***
Sevgili Hıncal Uluç,
Sizinle 2 yıl önce babam ile geldiğiniz Londra seyahatinizde tanışmıştık. Ben sizin de "nasıl dost, nasıl can" olduğunuzu o gün havaalanında onun bavullarını taşırken anlamıştım.
Hergün birilerini, sevdiklerimizi, canlarımızı kaybediyoruz, ne yazık ki kaybedeceğiz de..
Ama güzel olan, geriye bırakabilen temiz bir kalp, adına diyebileceğimiz "güzel insan."
Bugün babam ile gurur duyuyorum, istiyorum ki, biz gençler de bu topraklarda güzel emanetler, güzel duygular bırakabilelim ki, bizim geleceklerimiz de bizimle gurur duysun.
Sevgiyi anlatmak kolay, paylaşmak, hissetmek zordur!
Siz bunu başaran ender insanlardansınız, tıpkı babam, 40 yıllık "can dostunuz" gibi.
Bu kitabı gülerek, sevgi ile, onun sıcaklığını ve samimiyetini içinizde hissederek okuyacağınıza eminim.
Sevgiyle kalın.
Yeni yılda da mutlu kalın.
Ayça Aral
***
Elimden düşmeyen Geçmiş Pazarlar'ı gülerek okuyorum Ayça.. Onun hem de nasıl, sevgisini, sıcaklığını ve dostluğunu hissederek okuyorum bilemezsin.. Ama bu keyif, bu lezzet içinde gözlerimin hep nemlenmesi neden?..
Yeni yıl dilekleri!..
Hepinize mutlu yıllar.. Ve, işte hepinize yeni yıl dilekleri, daha doğrusu duaları..
-Saçınız, dişiniz, gerdirilmiş yüzünüz, banka hesaplarınız, borsa kağıtlarınız düşmesin ve tansiyonunuz, şekeriniz, trigliseridleriniz, kolestrolünüz, ak yuvar sayınız ve borç faizleriniz yükselmesin.
-Dişçiniz, kalpçiniz, mideciniz, üroloğunuz, ruh doktorunuz, muslukçu ve elektrikçiniz, vergi danışmanınız ve en önemlisi depremcinizden temiz raporlar gelsin.
-İstanbul'da bir yerden bir yere bir saatten az zamanda ulaşasınız ve vardığınız yerde park yeri bulasınız.
-Yeni yılın bu ilk akşamlarında ailenizle çıkarsanız, sakin bir ortam, güzel yemekler ve ucuz fiatlar bulasınız ve daha çok eğlenesiniz.
-Dünya yerinde dursun. Elektrikler kesilmesin, sular durmasın, gök başınıza inmesin. Pazartesi bankanıza gittiğinizde paralarınızın yerinde durduğunu ve bankanın hiç hata yapmadan işlemlerinizi sürdürdüğünü görün. Eninde sonunda kumdan yapılmış, chip denen minnacık bir oyuncak bu ultra modern uygarlığı yok edemesin.
-Aynada gördüğünüz yüz sizi mutlu etsin. Başkalarının sizde gördüğü onları mutlu etsin.
-Eşinize, çocuklarınıza, anne, baba ve dede ve ninelerinize, yakında yaşayan akrabalarınıza günde enaz bir kez "Seni seviyorum" demeyi unutmayın. Ama sekreterinize, masözünüze, hemşirenize, kuaförünüze, ya da tenis hocanıza, demeyi unutun.
-Barış içindeki bir dünyada yaşayın. Her güneşin batışında, her çiçeğin açışında, her bebeğin gülümseyişindeki güzelliği fark edin. Ve o harika, o mucizevi, o olağanüstü sesi, kalbinizin atışını duyun.
Ve nihayet, birşey daha..
Bir bin yıl daha "Milenyum" sözcüğünü duymayın..
(Bu güzel yeni yıl dilekleri için, yazının orjinalini bana e-mail'leyen Ercan Emrem'e teşekkürlerimle.)
Eğer..
.. para dışında herhangi birşeye yaşam boyu sahip olmanız garanti edilseydi, ne isterdiniz?. (Maddi)
.. zaman içinde geriye dönmeniz mümkün olsa ve o tarihte sözünüzün dinleneceğini bilerek birisine bir tavsiyede bulunmanız istense, kimi seçer, ne derdiniz?.
.. güneşin gezegenlerinden birine gezi fırsatınız olsa, hangisine giderdiniz?.
(Bu boş vakitlerinde arkadaşlarınızla sohbet konusu olsun diye yayınladığımız sorularda bir adım ileri gidelim. Çok uzun olmamak kaydı ile yanıtlarınızı bana yollayın, ilginç olanları yayınlayalım, ne dersiniz?..)
Annabel Lee!..
Bu şiiri ben dinleye dinleye ezberlemiştim.. O zamanlar, liselerde, üniversiştelerde şiir matineleri yapılır, şiir okuma yarışları düzenlenirdi.
Ne güzeldi o günler..
Edgar Allan Poe'nun, bu dünyada yazılmış en güzel aşk şiiri, Melih Cevdet Anday'ın orjinali kadar harika çevirisiyle, biz romantiklerin kutsal dizeleriydi adeta..
Bakarsınız bugün gençlerinden de kesen, çantasında saklayan ve sevgilisine okuyan çıkar..
***
Senelerce, senelerce evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşıyan bir kız vardı, bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırlardı bizi,
Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
o deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde .
Biz daha bahtiyardık
Meleklerden
Onlar kıskandı bizi,
Evet-bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutunun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.
Sevdadan yana, kim olursa olsun,
Yaşça başça ileri,
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat göklerdeki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.
Ay gelip ışır, hayalin irişir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim, uzanır beklerim
Sevgilim, sevgilim,
Hayatım, gelinim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni.
Pazar Neşesi
Pazar Neşemiz Los Angeles'tan Kazım'dan..
Yakışıklı prens fena halde keyifsiz, köyün meyhanesine girdi.. Barmen "Hayrola prensim" dedi, "Karadeniz'de gemiler mi battı.."
"Hayır" dedi, prens.. "Ormanda beyaz atımla dolaşıyordum. Bir baktım, Pamuk Prenses ottan yapılmış bir yatakta ölü gibi yatıyor. Baş ucundaki cüce 'Cadının verdiği zehirli elmayı yiyince böyle oldu' dedi..
Ben öpersem dirilecekmiş. Dudaklarına bir öpücük kondurdum. Kıpırdama yok.. Bunun üzerine ellerimi saçlarının arasına soktum, dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Derin ve uzun bir öpüş.. Gene hiçbirşey olmadı. Yapacak tek şey kalmıştı. Ben de onu yaptım.. Çılgınca sevişmeye başladım onunla.. Bir süre sonra 'Ahh.. Evet.. Evet.. Devam et.. Ohhhş' diye inlemeye başladı.."
"Harika" dedi barmen.. "Ve dirildi.."
"Nah dirildi" dedi, yakışıklı prens.. "Taklit yapıyormuş, kaltak!.."
Anılar
"Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer, oturup saymazdım eski yanlışlarımı. Kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi. Ve elbette çok daha coşku dolu olurdu sevdalarım, içine az buçuk da ciddiyet katılmış.
Öğrenmediyseniz hala; öğrenin artık:
Yaşam anılardan oluşur. Sadece anılardan...
Şimdiyi yakalayın"
Jorge Luis Berger'in bu enfes deyişini bana ileten Balıkesirli sevgili okuyucum M. Çelikboya'ya teşekkürlerimle..
SEVDİĞİM LAFLAR
Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler.
Wieslaw Brudzinski (Teşekkürler Cumhur)
BİZİM DUVAR
Bu delegeler yine Tansu Çiller'i seçtiklerine göre hepsi POTPEREST..
Hakan & Utku