2000 gözü açılmamış bir bakire olarak girdi ilk geceye... Bekri Mustafa'nın torununun torunu da, sarhoş girdi 2000'le ilk geceye.
Ertesi sabah öğleye doğru yarımyamalak açılmış mutad meyhanesine uğrayan son kuşak Bekri'ye, ortalığı toplamakta olan meyhaneci sordu:
- Nasıl geçirdin geceyi?
- Tıpkı vaktiyle babamın, benim gerdek gecem için verdiği öğütlere uyarak geçirdim 2000'le de ilk geceyi...
- Baban ne öğüt vermişti ki, senin gerdek gecen için?
- Hiç unutmam şöyle demişti babam:
"- Bak oğlum beni iyi dinle... Özellikle daha ilk geceden göstermen gerek kılıbık değil, maço olduğunu.. Onun için de, hemen sarılıp sevişmeye kalkma onunla... Bir süre bekleye dursun yanına gelmeni... Hatta o sırada git çek kafayı biraz mutfakta... Sonra gir yatak odasına, çırılçıplak soyun ve aynaya karşı pazularını şişir... Anlasın senin ne kadar güçlü olduğunu... `Ne yapıyorsun öyle' falan derse de, bir kaç şamar patlat; maçoluğunu göster... Ondan sonra öpüp okşayabilirsin bir süre, tahrik olması için... İyice coşkulandığında da sıkı tut kendini, sakın salaklık etme. Ona hiç de ihtiyacın olmadığını kanıtlamak için, kendi kendine mastürbasyon yapmayı yeğle..."
Nasreddin Hoca, Bektaşi'ye sormuş: - Nasıl geçirdin ilk geceyi 2000'le?. Bektaşi: - Hiç sorma Hoca, tam bir rezalet oldu, demiş.
- Ne oldu çıkaramadın mı tadını, ıskaladın mı?
- Tam tersine geberircesine keyifli oldu. Ne var ki, sabaha karşı eski alışkanlıkla bir 50 milyon vermeye kalktım... Bizim bakire pişkin bir sesle:
- Düş bakalım, dedi, 400 milyon daha...
Traşı uzamış, ayakkabılarının ökçesi yenmiş, gömleğinin yakaları ütüsüz iyice yaşlı biri, bir turizm bürosuna uğramış:
- Ben 2000'i harika bir yerde karşılamak istiyorum, demiş. Soğuk olmayan bir yerde... Saygın, kibar, şarkıların söylendiği, esprilerin yapıldığı; şayet yorulduğumu görürlerse, herkesin hemen sessizleşip sakinleştiği; dilediğim zaman içki içip yemek yiyebileceğim; dilediğim zaman cümbüşten ayrılmadan hafifçe uzanabileceğim bir yer. Ayrıca fiatlar da uygun olmalı...
Turizm bürosunun müdürü:
- Yanlış yere geldiniz, demiş. Bizim sıramızda iki kapı öteye gideceksiniz...
- Ne var iki kapı ötede?
- Tüm isteklerinizi karşılayabilecek bir televizyon mağazası...
T arçın Bey'e sormuşlar: - Nasıl karşıladın 2000'i? - Yine elimde bir buket çiçekle, demiş.
- Nihayet elinden aldı mı çiçeğini?
- Hayır... "Sende kalsın, 2001'i de karşılarsın..." demeye getirdi.
2000'e sormuşlar: - Dünya'daki insanlarla nasıl geçirdin ilk geceyi?
- Doğrusu çok mutlu, çok cömert, çok sevecen görünüyorlardı ama, daha önceki yılların söyledikleri çınlayıp durdu kulağımda, demiş.
- Ne söylediler ki, daha önceki yıllar?
- Sakın insanoğluna inanma... Önce yüzüne güler, sonra da her gün yola kopara, tüketiverir seni de...