Allah'ın sevdiği kullar arasında tevekkül sahipleri de vardır. Bir işi birbirine sipariş edip ısmarlamak, birini kendi görüşü ve kendi haline terk etmek, birbirini yedirmek, birbirine güvenmek manalarına gelen tevekkül, bütün gayretini gösterdikten sonra işlerini tamamen Allah'a havale etmek anlamıyla Kur'an'da yer almaktadır. Allah'ın sevgisini insanlara getirecek kadar manevi bir davranış ve inanış olan tevekkül, irade, ekonomik hayatta ve Allah'a yönelmede önemli roller oynamaktadır. Şu ayet bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır: "O zaman, Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandım! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp, giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış; kararını verdiğin zaman da Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine güvenenleri SEVER." (Ali İmran, 159)
Bu ayet bizlere çok ilginç mesajlar vermektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1- İnsanlara yumuşak davranmak, onların bir araya gelip liderlerin etrafında toplanmalarına sebep olur. Yumuşak davranış daima toplayıcıdır.
2- Yumuşak davranmak, Allah'ın benimsediği, emrettiği ve peygamber ahlakıdır. İnsanlara yumuşak davranmayanlar, hem Kur'an ve hem de peygamber ahlakının dışına çıkmış olurlar.
3- Katı gönüllülük dağıtıcıdır. Başka bir ifade ile iticidir. Bundan dolaı da tevhidi, yani birlik beraberliği bozucudur. Katı gönüllü insanlar, ürkütücüdürler. Vahşi hayvandan kaçar gibi, ondan kaçarlar.
4- İnsanları irade ederken, onların fikirlerini almak için onlara danışmak idareci olmanın en önemli değerini ifade etmektedir. Kur'an'ın demokrasiye hediye ettiği en önemli müessese, danışma müessesesidir. Peygamber bile, halkını halka rağmen idare edemeyeceğinin en önemli kuralı olmaktadır. "Dünay işlerinde halak istişare et" emri ile Kur'an, demokrasinin temellerini atmış oldu.
5- Bir insan, bir iş konusunda karar verince, bu kararından sonra işi Allah'a havale etmelidir. Bunun manası, Allah'ın yardımını istemelidir. Dünyada hiçbir iş Allah'a rağmen yapılamaz. Bunun anlamı, hiç çalışmadan emek sarf etmeden, alın teri dökmeden işini Allah'a havale etmek değildir. Alın teri dökecek kadar çalıştıktan sonra, o iş içni Allah'a dayanmak gerekiyor. Bu durum harcanan emeği kutsallaştırmaktadır.
6- Bu tevekkülün, yani Allah'a güvenip dayanmanın karşılığı da Allah'ın sevgisini kazanmaktır. Yüce Allah ayetin sonunda "Allah tevekkül edenleri sever" diyor. Yüce Allah, Kur'an'da çok az davranışa sevgisini ilan etmektedir. Bu sıraladığımız davranışlar, özel davranışlar olduğu gibi, özel insanların da işi olmaktadırlar.
İbrahim Peygamber'in ümmeti de tevekkülü bir doğa haline getirmişlerdi. "...Rabbimiz sadece sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır." Yüce Allah, kendisine güvenenleri asla değerden düşürmez ve başarılı olmalarını temin eder.
BAYRAKTAR BAYRAKLI