kapat

02.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kanserde Japon mucizesi
Akciğer kanseri, başta sigara içenler olmak üzere, herkesin kabusudur. Halbuki Japonlar'ın icat ettiği spiral tomografi adlı harika cihaz sayesinde artık akciğer kanserinden korkmaya gerek kalmadı...

ÜNLÜ yazar Fuller, "Hastalık hissedilir, sağlık hissedilmez..." demiş. Asrın hastalığı olarak kabul edilen kanser önümüzdeki yüzyılda da devam edecek. Ancak, bu kez düşmanı yenmenin yolları biliniyor. Uzmanlara göre, 2000 yılında 10 milyon insan kansere yakalanacak. Yine bir yıl içinde 6 milyon kişinin kanserle ilgili hastalıklardan ölebileceği açıklanıyor.

Kanser hastalığındaki bu gri tabloya rağmen, özellikle akciğer kanserinde Japonlar, asrın buluşu olarak kabul edilen yöntemi insanlığın hizmetine sundular.

Amerikan Boston Üniversitesi'nde uzun yıllar kanser konusunda çalışmış ve aynı üniversitede Kemoterapi Klinik Direktörlüğü yapmış olan Prof. Sualp Tansan, bakın bu konuda neler diyor:

"Akciğer kanserleri büyük artış gösteriyor. Üstelik yakın zamana kadar erkek hastalığı olarak bilinirdi. Ancak artık kadınlar da büyük oranlarda görülüyor. Önceleri akciğer kanserini tespit etmek mümkün değildi. Akciğer filmi çekilerek yapılan teşhiste çok geç kalıyordu. İlk defa Japonlar, bu yıl Mayıs ayında binlerce kişi üzerinde yaptıkları araştırmaları açıkladılar."

Araştırmada şöyle bir sonuç çıkmış:
"Sigara içen insanlar senede bir kez çekilen ve "spiral tomografi" denilen bilgisayarlı tomografi sayesinde akciğer kanserinden ölüm riskini büyük ölçüde azaltabiliyor. Bu cihaz sayesinde akciğer kanseri, 1.5 santimetreyi geçmeden yakalanıyor. İyileşme oranı yüzde 85'e kadar çıkıyor. Aletin radyasyon dozu da düşük. ucuz. Ancak, parasının yanında çok önemli bir gelişme. Çünkü, daha etkin bir başka erken teşhis yöntemi yok."

BAŞ SORUMLU SİGARA!
Akciğer kanserleri, günümüzde bir numaraya yerleşmiş durumda. Onun da arkasındaki en önemli risk faktörü olarak sigara görülüyor. Bu nedenle Amerika'da, yeni geliştirilen aleti kullanarak teşhis yapma ücretinin sigara şirketlerince ödemesi için uğraşılıyor.

Prof. Sualp Tansan, sigaranın kanserdeki yerini şu kelimelerle açıklıyor:

Sigaranın kansere neden olduğu, bilimsel olarak uzun yıllar kanıtlanamadı. Ancak, kanıtlanmış gerçekler içinde biliyoruz ki, sigara dumanı içindeki maddeler, bundan iki yıl önce yılın "geni" olarak seçilen P53 genini bozuyor." Çünkü, P53 geni, hücrenin çoğalmasını engelleyecek en önemli gen. Vücutta kapı görevi yapıyor. Hücre diyor ki, "Ben artık çok dağıldım," P53 devreye giriyor ve hücrenin çoğalmasını engelliyor.

* Kimi akciğer kanserlerinde, K-RAS adlı genin fazla çalıştığı ortaya çıktı. K-RAS hücrenin büyümesini ve çoğalmasını söyleyen bir gen. Sigaradaki bazı maddeler ise K-RAS'ın faaliyetini arttırıyor. Bunların hepsi normal giden genler. Bunlar normalden fazla çalışırsa, hücre komutunu alıyor ve kanser ortaya çıkıyor.

Amerikan Hastanesi KBB Servisi Direktörü Prof. Mehmet Ömür sigara içmeyenlerde ağız ve göğüs kanserlerinin görülmesinin yok denecek kadar az olduğunu söylüyor. Yutkunulduğunda kulak bölgesindeki ağrının veya göğüste enfeksiyonun bir tümörün habercisi olabileceği ifade ediliyor. Prof. Ömür, bu ağrının, yutmada güçlük, ses kısıklığı veya boyundaki bir yumruya da eşlik etmesi halinde doktora gidilmesinde asla gecikilmemesini önemle belirtiyor.

KANSER NEDİR?
Kanser nedir, sorusunu uzmanlar şöyle açıklıyor: "Kanser bir mikropmuş, yabancı bir şeymiş sanılır. Aslında kanser, vücudumuzun kendi hücrelerinden biri.

Vücuttaki hücrelerin iki görevi vardır. Birincisi, bulunduğu organa ait görevi yerine getirmek. Diğeri de kendisini yenilemek. Yani büyüyüp çoğalmak.

Bu iki görev, hücrenin içinde bulunduğu çekirdekteki genlerle denge halindedir. Bu genler, hücreye ne zaman görevini yapması gerektiğini, ne zaman büyüyüp çoğalması gerektiğini söyler. Bunlardan biri çalışmassa, diğeri sürekli çoğalır. Bu esnada gruplar oluşturur. Milyonlarca hücre oluşarak kan dolaşımına katılar. Diğer organlara ve lenf bezlerine giderek yayılır. İşte kanser bu.

* Kanser kontrolunu kaybetmiş, otokontrolunu yitirmiş normal bir vücut hücresi. Diğer organlara atlamasına ve orada yer etmesine tıp dilinde "metastaz" deniliyor.

Peki kanserin tek sorumlusu sigara mı? Hayır!Ülkemizde pek dikkat edilmeyen ancak Amerika'da ev alan herkesin mutlak yaptırdığı radon gazı tetkiki var. Prof.Sualp Tansan tehlikeyi anlatıyor:

EVLERE RADON GAZI TETKİKİ
"Radon gazı, Türkiye'de çok bilinen bir şey değil. Ancak, radon gazı bazı topraklarda, topraktan dışarı verilen ve içinde radyoaktivite içeren, kokusuz ve renksiz bir gaz. Bu gaz, genellikle evlerin bodrumunda birikir. Belli yerlerde olur. Toprağın jeolojik yapısından kaynaklanır. O topraktan gaz çıkabilir. Radon gazı akciğer kanseri riskini son derece artırır. Amerika'da bir ev alınırken, mutlaka radon gazı için tetkiki yapılır. Bodruma inilir. Sayaçlarda radon gazına bakılır. Türkiye'de de, bunun yapılması lazım. Eğer, radon gazı yüksek çıkarsa, izolasyon maddeleriyle bu önlenir. Çünkü, sinsi bir şekilde radyasyon verir. Bu da akciğer kanserine yol açar.

AZ ET ÇOK SAĞLIK
KANSER uzmanları, beslenme ile kanser arasında ciddi ilişkiler saptamış durumda. Bunun için de farklı beslenme alışkanlığına sahip kltürleri karşılıklı olarak inceliyorlar. Beslenme şekli kalın barsak kanserinde önemli rol oynuyor.

Nereden biliyoruz? Çünkü, Afrika'daki birçok kabilede kalın barsak kanseri hiç mi hiç görülmüyor. Buna karşılık modern ülkelerde bu oran çok yüksek. Çünkü Afrika'daki insanlar bitki ve sebzeyle besleniyor. Neticede kanser oranı düşük oluyor.

Halbuki Batı'da hayvan ağırlıklı bir beslenme var. Etlerin yüksek ısıda, ızgarada pişirilmesi sonucu ortaya nitrozamin denilen maddeler çıkıyor. Bunlar deney ortamında hücrelerde kanserleşmeye neden oluyor.

Biz de, etleri yakmayı çok seven bir milletiz. Aslında erişkin insanların ete büyük bir ihtiyacı yok. Hatta ne kadar az alınırsa o kadar iyi.

Biz bunu Japonlar'da görüyoruz. Japonlar'da kalın barsak ve meme kanseri son derece az. Hawai'ye ve ABD'ye göç eden Japonlar'da ise meme ve bağirsak kanserine yakalanma oranı ciddi olarak yüksek.

UNUTMAYIN!
BAŞ ve boyun kanserleri genellikle vücudun başka bir yerine sıçramadan, lenf düğümlerine sıçrar. Boyunda iki haftadan fazla duran şişlik varsa hemen doktora gidilmelidir.

GÖĞÜS ve yemek borusu kanserleri yutmada zorluk yaratabilir. Genelde katı yiyeceklerde kendisini gösterir. Yiyecek bir noktaya takılıp tekrar gidebilir veya, geri gelebilir.

KAN tükürmek de ciddi bir belirtidir. Eğer tükrükte bir kaç günden fazla süren kan görülürse hemen doktora gidin.

Meltem PUSAT


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır